<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>TurkForum.Com.Tr,  Türkiyenin En Kaliteli Türkçe Forumu TurkForum - Blogs</title>
		<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/</link>
		<description>Türkiyenin En Kaliteli Türkçe Forumu TurkForuM.CoM.Tr</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Mon, 21 May 2012 06:51:17 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>200</ttl>
		<image>
			<url>http://www.turkforum.gen.tr/vforum/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>TurkForum.Com.Tr,  Türkiyenin En Kaliteli Türkçe Forumu TurkForum - Blogs</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Kadındaki küçük kız</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1058-kadindaki-kucuk-kiz.html</link>
			<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 21:54:17 GMT</pubDate>
			<description>**KADINDAKİ KÜÇÜK KIZ 
Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. 
Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font size="4"><font color="DarkRed"><b><font color="RoyalBlue">KADINDAKİ KÜÇÜK KIZ</font><br />
Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.<br />
Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli <br />
dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. <br />
Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu.<br />
<br />
&quot;Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor. <br />
Belki benden daha zengindir.&quot; diye düşündü. <br />
Zaten canı çok sıkkındı, bir de adama sinirlenmişti. Alaycı bir ses tonuyla:<br />
<br />
- Ekmek parası mı istiyorsun? diye sordu.<br />
<br />
- Hayır çikolata parası lazım!<br />
<br />
Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. <br />
&#8220;Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor&#8221; diye düşündü.<br />
<br />
- Neden? Siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?<br />
<br />
- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle <br />
bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.<br />
<br />
Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.<br />
<br />
- Bugün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?<br />
<br />
- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.<br />
<br />
- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış komedyen misin?<br />
<br />
- Hiç biri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın <br />
doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.<br />
<br />
- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.<br />
<br />
- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz<br />
boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum <br />
gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.<br />
<br />
Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş,<br />
kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile <br />
kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. <br />
Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı.<br />
<br />
Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü. Fakat karısının evde ağlıyor <br />
olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu. <br />
Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. <br />
&quot;Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu?&quot; diye düşündü.<br />
<br />
- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?<br />
<br />
Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, <br />
bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.<br />
<br />
- Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım.<br />
Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.<br />
<br />
Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.<br />
<br />
- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi. Adam çekingen çekingen oturdu yanına.<br />
<br />
- Yok mu eşin dostun, borç alacak akraban?<br />
<br />
- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.<br />
<br />
- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?<br />
<br />
- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.<br />
<br />
- Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! <br />
Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.<br />
<br />
- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.<br />
<br />
- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? <br />
Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.<br />
<br />
- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.<br />
<br />
- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. <br />
Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. <br />
Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, <br />
her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. <br />
Para mı acaba bizi mutsuz eden?<br />
<br />
- Hiç bir şeyim yok mu? Hayır. Benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.<br />
Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan<br />
daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba,<br />
iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.<br />
<br />
- Öyle deme. Şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor.<br />
Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?<br />
<br />
- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın.<br />
Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, her gün çeşit çeşit yiyecekler <br />
yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.<br />
<br />
- Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu?<br />
<br />
- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne <br />
kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.<br />
<br />
- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?<br />
<br />
- Küçük kızı severek!<br />
<br />
- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız?<br />
<br />
- Beyim! Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır.<br />
O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.<br />
<br />
- Nasıl yani?<br />
<br />
- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar  hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya  bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük  kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar.  Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak  isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?<br />
<br />
- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam  boynuma sarılır &quot;babacığım beni ne kadar seviyorsun?&quot; diye sorar.  Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda &quot;Baba güzel olmuş muyum?&quot; diye  sorar durur.<br />
<br />
- &#8220;Güzelsin&#8221; demem de yetmez ona. &quot;Harikasın prenses gibi olmuşsun&quot; demeliyim. &#8220;Dünyanın en güzel kızısın&#8221; demeliyim.<br />
<br />
- İşte beyim! Kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli  yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl  da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona &quot;bebeğim&quot; diye  hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. &quot;Bebeğim bana bir çay yapar mısın?&quot;  dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.<br />
<br />
- Hiç kavga etmez misiniz siz?<br />
<br />
- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın  tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için  uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.<br />
<br />
- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.<br />
<br />
- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar.  En ciddi ya da en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter  ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla  aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla  bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok  narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.<br />
<br />
- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.  Bazen işlerim çok fzla oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.<br />
<br />
- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.  Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu  ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek  için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu  olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.  Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan  ne kadar mutlu olabilirsin.<br />
<br />
- Haklısın da bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.<br />
<br />
- Yine para, yine dış sebepler. Evet. Para önemli ve gerekli ama  kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir.  Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama  hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan  hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük  kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman  karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri  fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep  öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim  ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu  ettim onu&#8230;<br />
<br />
Adam ayağa kalktı:<br />
<br />
- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine  küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.<br />
<br />
Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı adamın.<br />
<br />
- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.<br />
<br />
Elini bırakıp koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.<br />
<br />
- Hadi gel. Eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.<br />
<br />
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin  mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu. Bülent de  pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.<br />
<br />
Eve geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su  içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp  yıkadı. Sonra eşinin önüne koydu.<br />
<br />
- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi. İnci hiç konuşmadı.<br />
<br />
-Sorsana &quot;niye&quot; diye.<br />
<br />
İnci kızgın kızgın:<br />
<br />
-Niye, diye sordu.<br />
<br />
- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi  gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi  yumuşamıştı.<br />
<br />
- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.<br />
<br />
- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim  hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim  istediğim bir şeydi. &quot;bak senin sevdiğin meyveleri aldım&quot; demen. Ama  şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü  alamazsın.<br />
<br />
- Özür dilerim seni kırdığım için.<br />
<br />
Sonra Bülent yere diz çöktü.<br />
<br />
- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice  seven bu adamı senden mahrum etme. Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir  vaziyette çok komik görünüyordu.<br />
<br />
İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.<br />
<br />
- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.<br />
<br />
Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük  kızı gördü. &#8220;Bundan sonra her şey daha farklı olacak&#8221; diye düşündü.</b></font></font></b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BerDuş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1058-kadindaki-kucuk-kiz.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Erkekler daha çok kazanmak istiyorsa kilo alsın, kadınlarsa zayıflasın!</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1057-erkekler-daha-cok-kazanmak-istiyorsa-kilo-alsin-kadinlarsa-zayiflasin.html</link>
			<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 08:08:57 GMT</pubDate>
			<description>*Erkekler daha çok kazanmak istiyorsa kilo alsın, kadınlarsa zayıflasın!* 
Uygulamalı Psikoloji dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, zayıf ...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="Red"><b>Erkekler daha çok kazanmak istiyorsa kilo alsın, kadınlarsa zayıflasın!</b></font><br />
Uygulamalı Psikoloji dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, zayıf  kadınlar, ortalama kiloda ya da şişman kadınlardan daha fazla para  kazanıyor. Ancak aynı durum erkekler için geçerli değil.<br />
<b><br />
Erkekler daha çok kazanmak istiyorsa kilo alsın, kadınlarsa zayıflasın!</b><br />
ABD&#8217;de yapılan bir araştırmaya göre, zayıf kadınlarla şişman erkekler  daha fazla para kazanıyor. Uygulamalı Psikoloji dergisinde yayınlanan  araştırmaya göre, zayıf kadınlar, ortalama kiloda ya da şişman  kadınlardan daha fazla para kazanıyor. Ancak aynı durum erkekler için  geçerli değil.<br />
<br />
<b>Obezlik geliri düşürüyor</b><br />
Daha şişman erkekler zayıflardan daha çok gelire sahip oluyor. Aslında  bir erkek şişmanladıkça geliri de artıyor, obezlik noktasına geldiğinde  ise gelir düşmeye başlıyor. Wall Street Journal gazetesi, farklı beden  ölçülerine sahip erkek ve kadınlar arasındaki gelir farklılıklarına  bakılan araştırmada, uzmanların kayda değer uçurumlar tespit ettiğini  yazdı. Ortalama kadından 11 kilo kadar zayıf olan kadınlar, ortalama 15  bin 572 dolar daha fazla kazanıyor.<br />
<br />
Diğer yandan ortalama kilodaki bir kadından 11 kilo kadar şişman olan  bir kadın ise ortalama meslektaşlarından 15 bin 572 dolar daha az gelir  elde ediyor. Daha zayıf erkekler, şişman kadınlar kadar talihsiz: Onlar  da ortalama ölçülerdeki erkeklerden 8 bin 437 dolar daha az kazanıyor.  ABD&#8217;de bu araştırmayı eleştirenler de oldu. Kadınların erkeklerden daha  az kazandığını söyleyen feminist gruplar, kadınların çok kazanmak için  bir de iyi görünmek zorunda olmaları gerektiğini söyleyen bu  araştırmanın &#8216;zalimce&#8217; olduğunu söylüyor. Yapılan araştırmalara göre,  kadınlar her durumda erkeklerden daha az para kazanıyor.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BerDuş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1057-erkekler-daha-cok-kazanmak-istiyorsa-kilo-alsin-kadinlarsa-zayiflasin.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sevdiğim Sözler</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1056-sevdigim-sozler.html</link>
			<pubDate>Wed, 20 Oct 2010 05:18:26 GMT</pubDate>
			<description>Bir gün çok bunalırsan denizin dibinde yosunlara takılmış gibi soluksuz.. 
Sakın unutma gökyüzüne bakmayı. 
Gökyüzü senindir,gökyüzü herkesindir... 
...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bir gün çok bunalırsan denizin dibinde yosunlara takılmış gibi soluksuz..<br />
Sakın unutma gökyüzüne bakmayı.<br />
Gökyüzü senindir,gökyüzü herkesindir...<br />
                                                            Zülfü LİVANELİ<br />
 <br />
Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler. (Wieslaw Brudzinski)<br />
 <br />
Hava puslu, soğuk<br />
Kırlar koyu, kırmızı<br />
Saman sarısı, ölü yeşil<br />
Kış gelmek üzere oysaki gönül<br />
Kışa girmeye hazır değil..<br />
                        Nazım Hikmet<br />
 <br />
Ben zerreyim, varlıgımı aydınlatan güneş sen. Ben keder hastasıyım,  sense ilacım. Kolsuz, kanatsız saman çöpü savrulur ya rüzgarda, savrulur  sürüklenir giderim peşinden, sen ki beni çeken kehribarım.. <br />
                    Mevlana Celaleddin-i Rumi<br />
 <br />
&quot;Dostların ayrılığından ah çekmek,<br />
Yârın vedalaşmasından figan yaraşır.<br />
Bu iki mutsuzluğa uğramaktansa,<br />
Ölüm bin kat daha hoştur... <br />
                          ŞEMS<br />
<br />
msx alıntı</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BerDuş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1056-sevdigim-sozler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Türke Kefen Biçenin Ölümü Korkunç Olur</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1054-turke-kefen-bicenin-olumu-korkunc-olur.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 22:36:04 GMT</pubDate>
			<description>*Türke Kefen Biçenin Ölümü Korkunç Olur* 
 
  
Image: http://img1.blogcu.com/images/s/e/d/sedatreisvatansever/atesgiffffff.gif   Image:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Türke Kefen Biçenin Ölümü Korkunç Olur</b><br />
<br />
 <br />
<img src="http://img1.blogcu.com/images/s/e/d/sedatreisvatansever/atesgiffffff.gif" border="0" alt="" />  <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_intiharmavi100fg61xz4%5B1%5D.gif" border="0" alt="" /><img src="http://img1.blogcu.com/images/s/e/d/sedatreisvatansever/atesgiffffff.gif" border="0" alt="" />     <br />
  <br />
 <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000">Gafil, hangi  üç asır,  hangi asır, Tuna ezelden Türk diyarıdır. Bilinen tarih  söylememiş bunu,  Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,Dinleyin sesini  doğan tarihin,  Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak. Yaşanan tarihi  gömüp doğru tarihe  gidin. Asya'nın ortasında Oğuz oğulları, Avrupa' nın  Alpler' inde Oğuz  torunları,Doğudan çıkan biz, batıda yine biz; Nerde  olsa, ne olsa  kendimizi biliriz. Hep insanlar kendini bilseler, Bilinir  o zaman ki hep  biriz. Türk sadece bir milletin adı değil Türk bütün  adamların  birliğidir. Ey birbirine diş bileyen yığınlar!Ey yığın yığın  insan  gafletleri! Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde, Hakikat nerede?  </font></font></div> <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000">Mustafa Kemal ATATÜRK<br />
</font></font> </div>                                      <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_resi_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" /><img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedatreis_ataveeseri.gif" border="0" alt="" /><img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_resi_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" /><br />
  <br />
 <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000">Börteçine Asena zincirliyken <br />
Bana 'geri dur' diyemezsin <br />
Geri dur deme! <br />
<br />
Senin alnın ap ak hürsün <br />
Şafaklar senin için müjdeci <br />
Tutsak gardaşların her şafakta ölürler <br />
Benimle beraber <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Sen güzelim damarlarında Türk kanı <br />
Kalbinde kardeş sevgisi taşıyorsan <br />
Allah'a inanıyor <br />
Ve beni seviyorsan <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Gardaşlarım tutsak, gardaşlarım yaralı <br />
Onlara sıkılan kurşun beni yaralar <br />
Son Türk'de hür olana kadar <br />
Sakın bana <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Eğer bir çığ gibi büyüyorsak <br />
Eger bir ölüp, bin diriliyorsak <br />
Bu ülkü aşkından güzelim <br />
Şehadet aşkından <br />
Çok görme bana <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Eğer demirperdeyi eritecek göz yaşı ise <br />
Ağlasın anam, ağlasın bacım. <br />
Sen, gök gözlüm, gök eşarplım <br />
Seninde göz yaşın karışsın sele <br />
Sakın bana 'Geri dur' deme. <br />
Ben bir savaşçıyım <br />
Ağlamak için doğmadım. <br />
Tutsak Türk ellerinin hürriyeti amacım <br />
Daha oralarda moskofu kovmadan <br />
'Geri dur' deme! <br />
<br />
Damarlarımda Bilge Kağan'ın kanı <br />
Gönlümde Hira'dan kopan nur var. <br />
Dokuz tuglu Sancak ile kurmadan Turanı <br />
Sakın bana <br />
'Geri dur' deme! <br />
<br />
Ben karanlıkla savaştayım <br />
Düşman *****. <br />
Düşman namert. <br />
Daha dün düştü Alpaslanım. <br />
Daha kurumadı kanı, <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Dokuz tug göndere çıkana kadar, <br />
Bozkurtlar Turana akana kadar, <br />
Çin'in setlerini yıkana kadar, <br />
Son Türk de hür olana kadar, <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Ateş hattındayız güzelim. <br />
Varlık-yokluk arasında <br />
Bana, <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Bükme boynunu öyle <br />
'Ne olur' deme. <br />
Kahrolan binlerce soydaşımın <br />
Ağıtları dudaklarımda <br />
Kan istiyorlar kanlarına <br />
Hayber'de, Caber'de, Tiyenşan'da <br />
Bağlama kollarımı benim <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Bak otuzdört şehid topraga düştüler, <br />
Allah! sesleriyle <br />
Ardında bozkurtlarla Allah'a yükseldiler <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Sana Altaylardan bir tuğ <br />
Çin'den şal getireceğim <br />
Kızıl kurşun vurursa beni <br />
Kanıma batırıp mendilimi <br />
Al, al getireceğim <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Bak Giray hanın torunları tutsak <br />
Ötükenim yasta <br />
Kerkük kan ağlıyor güzelim <br />
Rodoplarım hasta <br />
Kanımı adadım yollarına ilaç olsun diye <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
İmanımı zirıcirlemek istlyorlar. <br />
Kahrolacak onlar Demir pençelerimle! <br />
Geri dönmek yok tarihimizde <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Kaşların yay, kirpiklerin ok gibi ama <br />
Bana gerçek ok lazım. <br />
Kılıç gibi bakışlarınla del bağrımı <br />
Tutma koliarımı benim <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Benim Sevda manileri yazmak için vaktim yok <br />
Ağıtlar dökülüyor dudaklarımdan, <br />
Haber sor bana Önkuzudan, Kılıçkırandan, <br />
Onların düştüğu yola kurbanım <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Elbette kutsalsın benim için <br />
Gelinliğin ap ak olmalı lakin <br />
Kardaşların kara yasta iken <br />
O günün hatırı için <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Senin deniz mavisi gözlerin <br />
Aral'ı hatırlatır bana <br />
Sonra tutsak kardaşlarımı <br />
Yanar yanar kahrolurum <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Saçlarında Selenge'nin kıvrılışı var, <br />
Tutsak Selenge'nin <br />
Başın Tanrı Dağları kadar dik olmalı senin. <br />
Bükme boynunu öyle <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
Senin namusun kadar mübarek yurdumda <br />
Kızıl çizmeler <br />
Sarı çıyanlar var. <br />
Tutsak kardaşlar <br />
Dokuz tuğla gök bayrağı bekliyorlar <br />
'Geri dur' deme. <br />
<br />
ALPASLAN GÜMÜŞ</font></font></div>  <div align="left">                                                              <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_reis_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" /><img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_islamvakti_asena06_albeyazlim_hmmm3ng%5B1%5D.gif" border="0" alt="" /><img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_reis_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" /></div>  <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000">Türk Milliyetçilerine İthaftır! <br />
<br />
<br />
Bizler  her vesile ile mukaddes değerleri savunduğumuzu, bu değerler  için  hayatımızı ortaya koyacağımızı söyler bununla da iftihar ederiz.  Hatta  çoğu zaman bu idealler uğruna çocuklarımızı, ailelerimizi ihmal  ederiz. <br />
<br />
Savunduğumuz  temel değerlerin başında mensubu olmakla iftihar ettiğimiz  yüce Türk  milleti, kutsal Türk devleti, mukaddes inançlarımız,  geleceğimizin  teminatı ordumuz vardır. Şahısların kusur ve hataları  kurum ve  kuruluşları bağlamaz düşüncesi ile hareket ederiz ki, doğru  olan da  budur. Samimi duygular besleyen hiç kimsenin aksini  düşünebileceğine  ihtimal bile veremiyorum. <br />
<br />
Peki ne oldu da memleketin en ücra  köşesindeki Türk milliyetçilerini  karamsarlık, bedbinlik, yılgınlık,  tedirginlik ve hatta güvensizlik  kapladı. Dün heyecanla mücadele eden,  varlıklarını ortaya koyan  insanlar bugün neden bu yeis atmosferine  girdiler. Her biri toplumu  sevk ve idare edebilecek kadar enerji, bilgi  ve birikime sahip olan  insanlarımız neden birdenbire kabuklarına  çekildi. Bu dağınıklığın,  güvensizliğin, kopukluğun sebebi ne?.. <br />
<br />
Şunu  çok iyi biliyoruz ki nereye gidersek gidelim, hasretle,  muhabbetle,  güllerle, alkışlarla karşılanmayacağız. Yüzümüze gülseler  bile, haset,  kin, husumet, garez ve iftira ile muhatap olacağımızı ve  punduna  getirdikleri an bunları sahneye koyacaklarını biliyorduk,  biliyoruz. <br />
<br />
Türk  şartlar ne kadar kötü, atmosfer ne kadar bozuk olursa olsun onu  kendi  milli menfaatleri lehine çevirmeyi başarmıştır. Asla kabuğuna  çekilerek  teslimiyetçi olmamıştır, olmayacaktır. Şu an her zamankinden  çok birlik  ve beraberliğe, bir birimize güvenmeye ihtiyacımız var.  Memleketin güven  ortamı malum çevrelerce bilerek bozulmaya çalışmakta,  insanlarımızın  maneviyatları yıkılmak istenmektedir. Çünkü bunlar  yarasa gibidir. Ancak  karanlıkta ortaya çıkar, yapacaklarını yaparlar.  Hepiniz bunu çok iyi  biliyorsunuz. Hadiseyi yıllar önce ne güzel tarif  etmiş büyüğümüz. <br />
<br />
Bu yurdun haznesi onun elinde; <br />
Fakat anahtarı senin belinde, <br />
Kalmış aç ve garip kendi ilinde; <br />
<br />
Vur, eski kölesi utandır onu! <br />
Bırakma uyusun, uyandır onu! (Ziya GÖKALP) <br />
<br />
Türk'e  sağlam bir maneviyat, çelik gibi irade, sarsılmaz bir iman,  yıkılmayan  bir mücadele azmi yaraşır. Bu vasıfları kimliğinin şuurunda  olan her  Türk mutlaka taşıyordur. Bize düşen soyumuza yakışan tavır ve   davranışları sergilemektir. Dün Anadolu'nun Alperenleri ne ise bu günde   Türk Milliyetçileri, ülkücüler odur. <br />
<br />
Kölelik saltanatına son  vermek, Türk'ün dalgalanan bayrağını daha  yükseklere çekebilmek için  hepimize görev düşmektedir. Geleceğin yükü  sırtımızda gittikçe  ağırlaşmaktadır. Bu hesabı vermek çocuklarımıza  nasip olmasın. Onlara  daha güzel, daha parlak yarınlar bırakabilmek  boynumuzun borcudur. <br />
<br />
Devletimizin  üniter yapısı tartışmaya açılmış, bazı mihraklar köyleri  değneksiz  görmeye başlamıştır. En temel insan hak ve hürriyetleri  bölücülerin  istismar aracı olmuştur. Ne yazık ki asli unsurumuz gık  bile diyemez  hale gelmiştir. <br />
<br />
Burada çok ince bir senaryonun ortaya konduğunu,  çoğumuzun bu senaryoyu  aklına bile getirmediğini itiraf etmek  zorundayız. Çünkü çok karmaşık  problemlerle boğuluyoruz. Bu şekilde  zihni melekelerimizi kullanmamız  engelleniyor. İnsan maneviyatını  kaybettiği an her şeyini kaybetmeye  başlamıştır. Haklı bir davanın  gururunu yaşayan Türk milliyetçileri,  mücadele azmini kaybetmenin ne  demek olduğunu en iyi bilen insanlardır.  <br />
<br />
Bütün dünyanın gözü  üstümüzde. Herkes, bütün devletler Türk devletinin  atacağı adımları  meraklı, ürkek, tedirgin bakışlarla takip ediyor.  Devletimizin çizmiş  olduğu stratejilere karşı ne gibi tedbirler  alacaklarını düşünüyorlar.  Onun atmaya çalıştığı adımları engellemenin  hesabını yapıyorlar. Bu  hesabın ilk adımı da bu devletin tebaasının ve  asli unsurunun devlete  olan güven duygularının yıpranmasından geçtiğini  çok iyi biliyorlar.  Birinci adımı başarmak üzereler. Bunu başardıkları  an diğer planlarını  icra etmeye başlayacaklar. Peki bizler!.. <br />
<br />
Bizler iki kişi bir  araya gelince mevcut sistemin çürümeye  başladığından, dün bir arada  olduğumuz, kader birliği yaptığımız  arkadaşlarımızı acımasızca tenkit  etmekten, şahısların aleyhinde  konuşmaktan başka bir şey yapamıyoruz.  Önümüze konulan suni olaylarla  oyalanmaktan zihnimizi bile harekete  geçiremiyoruz. Dün mücadele  ettiğimiz ve hala haksız olduklarını  bildiğimiz insanların gün be gün  eriyerek, bile bile ölüme gitmeleri de  etkilemiyor bizleri. Örnek  alacağımız iyiler yok ise bunlar örnek  olmalıydı... <br />
<br />
Milliyetçi Hareket Partisini üç ortaklı koalisyona  dahil ederek hükümet  olduğumuz vehmine kapılıyor, sihirli değnekleriyle  bir anda memleketi  kurtarmalarını bekleyecek kadar da gaflete dalıyoruz.  Türk  milliyetçileri yarınlara hazır olmak zorundadır. Atatürk'ün dediği  gibi  &quot;Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değil. Hazırlanmak  lazım.  Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam  tutarak.&quot;  Hiç kimseden yardım ve destek beklemeden kimliğimizi,  varlığımızı  ortaya koyarak yarınlara bakmak, geleceğimizi teminat altına  almak  mecburiyetindeyiz. <br />
<br />
Bizler öncelikle maneviyatımızı  kaybetmeden, kişi, kuruluş ve kurumları  bir yana bırakarak kendimizi  hesaba çekmek, haklı olduğumuz bütün  milli davalarımızda çemberleri  genişleterek halkaları güçlü ve sağlam  bir yapıya kavuşturmak  zorundayız. Bunu yapacak güç, bilgi, birikim,  tecrübe ve kararlılığa  sahibiz. Yeter ki &quot;Ey Türk titre ve kendine dön&quot;  prensibine uyalım.</font></font></div>                                                                    <div align="left"><img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_resi_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" />                 <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_navbits_start%5B2%5D.gif" border="0" alt="" />                     <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_resi_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" />                   <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_navbits_start%5B2%5D.gif" border="0" alt="" />                     <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_resi_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" />           <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_navbits_start%5B2%5D.gif" border="0" alt="" /> </div>  <div align="left"><font size="4"><font color="#ff0000">Ergenekon   Destan'ı, Türkler'in yüzyıllarca çift sürerek, av avlayarak, maden   işleyerek yaşayıp çoğaldıkları etrafı aşılmaz dağlarla çevrili kutsal   toprakların öyküsüdür. Ergenekon Destanı'nın önemli bir çizgisi,   Türkler'in demircilik geleneğidir. Maden işlemek, demirden ve en iyi   çelikten silahlar yapmak, Eski Türkler'in doğal sanatı ve övüncü idi.   Ergenekon Destanı'nda Türkler, demirden bir dağı eritmiş ve bunu yapan   kahramanlarını da ölümsüzleştirmişlerdir. Ergenekon Destanı ilk kez,   Cengiz Han'ın kurmuş olduğu Türk-Moğol Devleti'nin tarihçisi Reşideddin   tarafından saptanmıştır. Reşideddin, ''Câmi üt-Tevârih'' adlı eserinde   Ergenekon Destanı ile ilgili geniş bilgiler vermektedir. Fakat   Reşideddin, -yukarıda da değinildiği gibi- bir Türk destanı olan   Ergenekon Destanı'nı moğollaştırmıştır (Ergenekon Destanı'nın nasıl   moğollaştırıldığı hakkında Prof.Dr.Bahaeddin Ögel'in, Türk Mitolojisi   [1.cilt, 59-71. sayfalar] adlı yapıtında geniş bilgiler vardır). <br />
<br />
Ergenekon  Destanı, Hıve hanı Ebulgazi Bahadır Han'ın 17.yy.da yazmış  bulunduğu  ''Şecere-Türk'' (Türkler'in Soy Kütüğü) adlı esere de  kaydedilmiştir. <br />
<br />
Yakup  Kadri Karaosmanoğlu, Kurtuluş Savaşında'ki Anadolu'yu,  Ergenekon'a  benzeterek aynı adı taşıyan bir kitap yazmıştır. Ergenekon  Destanı'nda  Bozkurt, öteki Türk destanlarında da olduğu gibi, ön planda  ve baş  roldedir. Bu kez Türkler'e yol göstericilik, kılavuzluk  yapmaktadır. Bir  rivayete göre Türkler, Ergenekon'dan 9 Martta  çıkmışlardır. Başka bir  rivayet ise bu tarihi 21 Mart (Nevruz Bayramı)  olarak verir. Öyle  anlaşılıyor ki, Ergenekon'dan çıkış işlemleri 9  Martta başlamış, 21  Martta da tamamlanmıştır. Ergenekon Destanı, bugün  Türk Milleti'nin  dünyaya nasıl yayıldığını ve çeşitli coğrafyalarda  nasıl hükmettiğinin  anlatan ve bugünde Bütün Türk Dünyasının hep  birlikte Nevruz adıyla  kutladığı bir bayramdır. <br />
<br />
Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü <br />
Kılavuz yap ebedi Gök Börü&#8217;yü. <br />
Çıkarıp Ergenekon&#8217;dan ulusu <br />
Türk&#8217;ü kılsın yine dünya ulusu. <br />
Hüseyin Nihal Atsız <br />
Şubat 1964, Komen Şiirinden <br />
ERGENEKON DESTANI <br />
<br />
Türk  illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk'e boyun  eğmeyen  bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu.  Yabancı  kavimler birleştiler, Türkler'in üzerine yürüdüler. Bunun  üzerine  Türkler çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine  hendek  kazıp beklediler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün  savaştılar.  Sonuçta Türkler üstün geldi. Bu yenilgileri üzerine düşman  kavimlerin  hanları, beğleri av yerinde toplanıp konuştular. Dediler ki:  ''Türkler'e  hile yapmazsak halimiz yaman olur !'' Tan ağaranda,  baskına uğramış  gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler,  ''Bunların gücü tükendi,  kaçıyorlar'' deyip artlarına düştüler. Düşman,  Türkler'i görünce birden  döndü. Vuruşma başladı. Türkler yenildi.  Düşman, Türkler'i öldüre öldüre  çadırlarına geldi. Çadırlarını,  mallarını öyle bir yağmaladılar ki tek  kara kıl çadır bile kalmadı.  Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler,  küçükleri tutsak ettiler. O  çağda Türkler'in başında İl Kağan vardı. İl  Kağan'ın da birçok oğlu  vardı. Ancak, bu savaşta biri dışında tüm  çocukları öldü. Kayı (Kayan)  adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl  Kağan'ın bir de Tokuz Oguz  (Dokuz Oğuz) adlı bir yeğeni vardı; o da sağ  kalmıştı. Kayı ile Tokuz  Oguz tutsak olmuşlardı. <br />
<br />
On gün sonra  ikisi de karılarını aldılar, atlarına atlayarak kaçtılar.  Türk yurduna  döndüler. Burada düşmandan kaçıp gelen develer, atlar,  öküzler, koyunlar  buldular. Oturup düşündüler: ''Dörtbir yan düşman  dolu. Dağların içinde  kişi yolu düşmez bir yer izleyip yurt tutalım,  oturalım.'' Sürülerini  alıp dağa doğru göç ettiler. Geldikleri yoldan  başka yolu olmayan bir  yere vardılar. Bu tek yol da öylesine sarp bir  yoldu ki deve olsun, at  olsun güçlükle yürürdü; ayağını yanlış yere  bassa, yuvarlanıp paramparça  olurdu. Türkler'in vardıkları ülkede  akarsular, kaynaklar, türlü  bitkiler, yemişler, avlar vardı. Böyle bir  yeri görünce, ulu Tanrı'ya  şükrettiler. Kışın hayvanlarının etini  yediler, yazın sütünü içtiler.  Derisini giydiler. Bu ülkeye  ''Ergenekon'' dediler. Zaman geçti, çağlar  aktı; Kayı ile Tokuz Oguz'un  birçok çocukları oldu. Kayı'nın çok çocuğu  oldu, Tokuz Oguz'un daha az  oldu. Kayı'dan olma çocuklara Kayat dediler.  Tokuz'dan olma çocukların  bir bölümüne Tokuzlar dediler, bir bölümüne  de Türülken. Yıllar yılı  bu iki yiğidin çocukları Ergenekon'da kaldılar;  çoğaldılar, çoğaldılar,  çoğaldılar. Aradan dört yüz yıl geçti. Dört yüz  yıl sonra kendileri ve  süreleri o denli çoğaldı ki Ergenekon'a sığamaz  oldular. Çare bulmak  için kurultay topladılar. Dediler ki:  ''Atalarımızdan işittik;  Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtla  varmış. Bizim yurdumuz da  eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasını  araştırıp yol bulalım. Göçüp  Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında  kim bize dost olursa biz de  onunla dost olalım, kim bize düşman olursa  biz de onunla düşman  olalım.'' Türkler, kurultayın bu kararı üzerine,  Ergenekon'dan çıkmak  için yol aradılar; bulamadılar. O zaman bir demirci  dedi ki: ''Bu dağda  bir demir madeni var. Yalın kat demire benzer.  Demirini eritsek, belki  dağ bize geçit verir. Gidip demir madenini  gördüler. Dağın geniş  yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın  altını, üstünü,  yanını, yönünü odun-kömürle doldurdular. <br />
<br />
Yetmiş  deriden yetmiş büyük körük yapıp, yetmiş yere koydular. Odun  kömürü  ateşleyip körüklediler. Tanrı'nın yardımıyla demir dağ kızdı,  eridi,  akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak denli yol oldu. Sonra gök  yeleli bir  Bozkurt çıktı ortaya; nereden geldiği bilinmeyen. Bozkurt  geldi, Türk'ün  önünde dikildi, durdu. Herkes anladı ki yolu o  gösterecek. Bozkurt  yürüdü; ardından da Türk milleti. Ve Türkler,  Bozkurt'un önderliğinde, o  kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününde  Ergenekon'dan çıktılar.  Türkler o günü, o saati iyi bellediler. Bu  kutsal gün, Türkler'in  bayramı oldu. Her yıl o gün büyük törenler  yapılır. Bir parça demir  ateşte kızdırılır. Bu demiri önce Türk kaganı  kıskaçla tutup örse koyar,  çekiçle döver. Sonra öteki Türk beğleri de  aynı işi yaparak bayramı  kutlarlar. Ergenekon'dan çıktıklarında  Türkler'in kaganı, Kayı Han  soyundan gelen Börteçine (Bozkurt) idi.  Börteçine bütün illere elçiler  gönderdi; Türkler'in Ergenekon'dan  çıktıklarını bildirdi. Ta ki, eskisi  gibi, bütün iller Türkler'in  buyruğu altına gire. Bunu kimi iyi  karşıladı, Börteçine'yi kagan bildi;  kimi iyi karşılamadı, karşı çıktı.  Karşı çıkanlarla savaşıldı ve  Türkler hepsini yendiler. Türk Devleti'ni  dört bir yana egemen  kıldılar. <br />
<br />
Ergenekon'dan çıkış ile aynı güne  denk geldiği için kutlanan Nevruz  Bayramı, bugün pek çok Türk  topluluğunda çeşitli adlarla  kutlanmaktadır. Nevruza; Saha Türkleri  Isıah, Başkurtlar ve Kazan  Tatarları Saban Toy, Kazaklar,Özbekler,  Azerbaycan Türkleri ve  Türkmenler Nevruz Toy adını vermektedirler. Türk  Cumhuriyetlerinin,  S.S.C.B'nin yıkılmasıyla birer birer  bağımsızlıklarına kavuşmalarıyla,  Nevruz Bayramı Türk Dünyasında ortak  bir bayram olarak kutlanmaya  başlamıştır. Böylelikle yaklaşık 1000  yıldır ayrılmış olan Türkler, bu  bayramla birleşmektedirler. Selçuklular  ve Osmanlı Devleti dönemlerinde  de her yıl kutlanan Nevruz Bayramı,  Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda  ve sonrasında da TÜRK IRKININ EBEDİ  VE SON BAŞBUĞU GAZİ MUSTAFA KEMAL  ATATÜRK tarafından da, Başkent  Ankara'da kutlanmıştır. Ancak Yüce  Başbuğumuz ebedi istiratgahına  çekilmesiyle bu kutlamalar unutulmaya  yüz tutmuştu. Ancak Türk  Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilan  ederek Türkiye Cumhuriyeti  Devletiyle diplomatik ilişkiler kurmaya  başlamalarıyla yeniden parlamış  ve süreklilik kazanmıştır. <br />
<br />
<br />
Ancak Türkiye'deki, Gayr-ı Türk  unsurlar(başta kürtler) bu güzel  bayramı her yıl sabote etmektedirler.  Basın kesinlikle bu kutlamalara  geniş yer ayırmamakta hatta bu güzel  Türk Geleneğini hor görmeye  kalkarak, siyasi manalar yüklemektedir. <br />
Bölücü  terör örgütü pkk ve diğer Türk düşmanı unsurlar, Nevruz Bayramı   süresince çeşitli provokasyonlarla Türk Devletine ve Milletine karşı   isyan provaları yapmaktadırlar. Asıl amaçları Türk Devletini ve   Milletini yok etmek olduğunu saklamakta sakınca dahi görmeyen bu   ayrılıkçı teröristlerin ve sempatizanlarının cezalandırılmaması,   Uluslararası kamuoyunda ülkemizin nizamı ve iç güvenliğine yönelik bir   zaaf olarak algılanmaktadır. <br />
Yüce Türk Milletine ait olan bu  bayramı, kendilerine mal etmeye  kalkarak, kürtçülük propagandasına  dönüştürmekten çekinmeyen terörist  başı bozuk sürüler; sözde ele başları  abdullah öcalan lehinde sloganlar  atarak, Türk Devletinin güvenlik  güçlerine saldırmak için, her yıl bu  bayramı beklemektedirler. Nevruz  Bayramı, Dünya uygarlığına ve  literatürüne hiç bir katkısı olmayan bir  sürüye ait olamaz. Hain  emellerine ulaşmak için bu kutlu bayramı  kullanarak kendilerini dünya  kamuoyunda haksızlığa uğramış gibi  göstermek pişkinliğinde bulunanlar,  Türk Milleti'nin öfkesini çekeceğini  bilmelidirler!!! <br />
<br />
</font></font></div> <div align="left"><font size="4"><font color="#ff0000"><font size="5"><font color="#ff0000">                       <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedatreis_bayrakkurthilal.gif" border="0" alt="" /><img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_optmummanyakbg7%5B1%5D.gif" border="0" alt="" /><img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedatreis_bayrakkurthilal.gif" border="0" alt="" /></font></font></font></font></div>  <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">Biz Türk Han'ın beş oğluyuz. <br />
Gök Tanrı'nın öz kuluyuz, <br />
Beşbin yıllık bir orduyuz, <br />
Turan yurdu durağımız! <br />
<br />
Ak ordumuz sola gitti, <br />
Üç hakanlık tesis etti, <br />
Med, Sümer-Akad, Hit'ti <br />
Bu üç şanlı oymağımız! <br />
<br />
Birincisi Azerbaycan, <br />
İkincisi Geldanistan, <br />
Üçüncüsü Arz-ı Ken'an, <br />
Fışkırdı üç kaynağımız! <br />
<br />
Gök ordumuz sağa vardı, <br />
Çin'i baştan başa sardı: <br />
Hiyong-no'lar bu Hanlar'dı; <br />
Sed olmadı tutağımız! <br />
<br />
Kara ordu gitti İskit <br />
Ülkesinde yaptı bir çit; <br />
Attila ol, Şalon'a git, <br />
Sözü oldu adağımız! <br />
<br />
Kızıl ordu dağlar aştı; <br />
Efganlar'la çok savaştı; <br />
Bir alayı Hind'e taştı: <br />
Sind oldu bir ırmağımız! <br />
<br />
Sarı ordu tekin durdu: <br />
Şehir yaptı, çiftlik kurdu. <br />
Uygurlar'ın bu iç yurdu <br />
Kaldı ana toprağımız! <br />
<br />
Yüce Tanrı, Oğuz Han'ı <br />
Göndererek Türk Hakanı, <br />
Birleştirdi beş Turan'ı... <br />
Doğdu güneş sancağımız! <br />
<br />
Oğuz Han'dan sonra Hanlar <br />
Kazandılar yüce şanlar, <br />
Bilinmek için bu hoş anlar <br />
Şehname'dir sorağımız <br />
<br />
Yıllar geçti: Bir an geldi, <br />
Türk tahtına İlhan geldi; <br />
Sağdan, soldan düşman geldi, <br />
Kurulmuştu tuzağımız! <br />
<br />
Verilmedi bir dem soluk, <br />
Kanlar aktı oluk oluk; <br />
Öldü bütün çocuk-çoluk, <br />
Han, bey, çeri, uşağımız! <br />
<br />
Yalnız Nüküz ile Kayan <br />
İki kızı alıp yayan <br />
Bir sarp dağa attılar can, <br />
Bunlar oldu kaçağımız! <br />
<br />
Dağdan dağa hep gizlice <br />
Yürüdüler beş-on gece, <br />
Bir tan vakti gayet ince <br />
Bir iz oldu uğrağımız! <br />
<br />
Bu iz, yolu çok uzattı; <br />
Sonra alageyik çattı, <br />
Bir dik yardan bizi attı; <br />
Kanadı her bucağımız! <br />
<br />
Bir de baktık: Yeşil bir bağ! <br />
Her tarafı bir yüce dağ! <br />
Geniş, fakat sıkı bir ağ! <br />
Dedik, ne hoş bu ağımız! <br />
<br />
Alageyik çayır yerdi, <br />
Yavrusunu emzirirdi, <br />
Bizi gördü meme verdi... <br />
Oldu ana kucağımız! <br />
<br />
Dört yüz sene burada kaldık, <br />
Geyik arttı, biz çoğaldık; <br />
Çıkamadık; işe daldık, <br />
Pek şenlendi konağımız! <br />
<br />
Elma, erik çoktu, yedik, <br />
Demir bulduk, örs işledik, <br />
&quot;Bir gizli yol bulsak!&quot; dedik: <br />
Dağ delerdi bıçağımız! <br />
<br />
Kurt'tan hali iken bu yurt <br />
Birgün peyda oldu bir kurt, <br />
Bir geyiğe attı avurt, <br />
Gördü çoban yamağımız! <br />
<br />
Kurt bir delik buldu, gitti; <br />
Bir demirci takip etti; <br />
Ocak yaktı, taş eritti; <br />
Açıldı yol kapağımız! <br />
<br />
Büyük sevinç, büyük müjde! <br />
Bayram yaptık kentte, köyde: <br />
Torun, oğul, baba, dede, <br />
Büyüğümüz, ufağımız! <br />
<br />
Demirciye BOZKURT dendi; <br />
Han tanıldı, taç giyindi; <br />
Yoldan önce kendi indi: <br />
Sağ elinde BAYRAĞIMIZ! <br />
<br />
Börteçine kurdun adı, <br />
Ergenekon yurdun adı, <br />
Dört yüz sene durdun, hadi, <br />
Çık, ey yüz bin mızrağımız! <br />
<br />
Oldu sana Kaf bu eşik, <br />
Tarih kaldı delik deşik; <br />
Artık yeter, bu taş beşik <br />
Oldu körpe yatağımız! <br />
<br />
Uzaklarda boş ülkeler, <br />
Issız yurtlar seni bekler! <br />
İşte Kıpçak, İşte Kaşgar! <br />
Tâ karşıda gök dağımız! <br />
<br />
Tarhandağı gözler seni, <br />
Tanrı, orada sözler seni, <br />
Dört asırdır özler seni <br />
Tukin dağda otağımız! <br />
<br />
TURAN eski toprak bize, <br />
Hind, bir altun konak bize, <br />
Çin köşkleri kışlak bize, <br />
Tuna boyu yaylağımız! <br />
<br />
Yunus gibi çıktık: Hut'tan! <br />
Büyük yurda küçük yurttan <br />
Geyik girdik, doğduk kurttan; <br />
Kılıç oldu orağımız! <br />
<br />
Sart'lık gitti, Uygur'landık; <br />
Soyumuzla gururlandık, <br />
Şamanlarla uğurlandık, <br />
Pirler oldu yardağımız! <br />
<br />
İlk yayıldık: Beşbalığ'a! <br />
Karakurum, Elmalığ'a! <br />
Çin başladı zorbalığa, <br />
Ezdi onu tokmağımız! <br />
<br />
Sağa sola gitti ordu; <br />
Hind'e, Rum'a bir baş vurdu; <br />
Altun yurtta düzen kurdu <br />
Yine eski yasağımız! <br />
<br />
Alplerimiz girdi harbe, <br />
Düşmanlara attı darbe, <br />
Şimal, cenup, şarka, garbe, <br />
Akın etti kısrağımız! <br />
<br />
Türk ayağı hangi yurda, <br />
Basmışsa baş eğdi Kurd'a! <br />
Gökhan orda, Akhan burda, <br />
Dedik gitti ayağımız! <br />
<br />
Tumen, Çin'e akın etti, <br />
Efrasiyab, Rum'a gitti, <br />
Tomris adı göğe yetti, <br />
Husrev oldu tutsağımız! <br />
<br />
Teleler'i, Aktürkman'ı <br />
Toplamıştı Soğd'un Hanı; <br />
Çapul etti Eşkaniyan'ı <br />
Sevinç adlı soğdağımız! <br />
<br />
İlhan Mokan, Bilge Kağan, <br />
Gaznevi'den Mahmud Sultan, <br />
Selçuklar'dan Alparslan Han, <br />
Birer şanlı koçağımız! <br />
<br />
Askerliği gördü tatsız, <br />
Harzem Şah'ı oldu Atsız, <br />
Bu gün hakan, dün bir adsız, <br />
Böyle kayar kızağımız! <br />
<br />
Tonguz, Çin'e hakan oldu, <br />
Hıtay Türk'ü uryan oldu, <br />
İlk düşünen Gûr Han oldu: <br />
Birleşmeli ocağımız! <br />
<br />
Cengiz bunu tasarladı, <br />
Dört bucağa ılgarladı, <br />
Türk soyunu toparladı, <br />
Turan oldu öz bağımız! <br />
<br />
Oğuz Han'dan beri mühmel <br />
Kalmış idi Büyük emel, <br />
Yüce dilek uzattı el. <br />
Ele geçti arağımız! <br />
<br />
Gökten yüce yıldızımız, <br />
Bir devr açtı her hızımız, <br />
Attila bir Kırgızımız, <br />
Temurleng bir Kazağımız! <br />
<br />
Fatih aldı İstanbul'u, <br />
Babür, Hind'e eğdi yolu, <br />
Nadir sarstı sağı, solu, <br />
Oldu bir son taslağımız! <br />
<br />
Bundan sonra talih döndü, <br />
Yıldızımız yine söndü, <br />
Karşımızda Rus göründü... <br />
Kesildi yurt ortağımız! <br />
<br />
Kırım,Kazan heder oldu, <br />
Tuna Kafkas beter oldu, <br />
Türkistan'da neler oldu, <br />
İşitmedi kulağımız! <br />
<br />
Yurd girince yad eline, <br />
Ergenekon oldu yine, <br />
Çıkmaz mı bir Börteçine? <br />
Nurlanmaz mı çerağımız? <br />
<br />
Ziya GÖKALP</font></font></font></font></div> <div align="left"><font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">                               <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_255132_2411%5B1%5D.gif" border="0" alt="" />        <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_100341533%5B1%5D.gif" border="0" alt="" />                 <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_255132_2411%5B1%5D.gif" border="0" alt="" /></font></font></font></font></div>  <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000"><img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_bozkurtayyildiz9ha%5B1%5D.gif" border="0" alt="" /></font></font></div>  <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000"><font size="5">Gök-Tanrı </font></font></font></div> <div align="left"><font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">Bozkır   Türk topluluğunun asıl dini bu idi. Eskiçağlarda başka hiçbir kavim  ile  iştiraki olmayan bu inanç sisteminde Tangri (Tanrı) en yüksek  varlık  olarak itikadın merkezinde yer almıştı. Yaratıcı, tam iktidar  sahibi  idi. Aynı zamanda &#8220;semavî&#8221; mahiyeti haiz olup, çok kere  &#8220;Gök-Tanrı&#8221; adı  ile anılıyordu. Gök-Tanrı telakkisinin, toprakla ilgisi  olmadığı için,  avcu, çoban ve hayvan besleyici topluluklara mahsus  bulunduğu, bu  itibarla kaynağınin Asya bozkırlarına bağlanması  gerektiği umumiyetle  araştırıcılar tarafından kabul olunmuştur</font></font> </font></font><font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        Orta ve kuzey Asya toplulukları için karakteristik bir sistem  olan  Gök-Tanrı, doğrudan doğruya &#8220;bütün Türkler&#8217;in ana kültü&#8221;  durumundadır.</font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        Gök-Tanrı itikadının esaslarını başta Orhun kitabeleri olmak  üzere,  eski Türk vesikalarından az çok tespit etmek mümkün oluyor.  Tonyukuk  kitabesinde çok zikredilen Tangri bazen &#8220;türk tangrisi&#8221;  şekliyle o  çağlarda &#8220;milli&#8221; bir Tanrı olarak görünmektedir.  Göktürkler&#8217;in bir  &#8220;hakanlık&#8221; kurması onun isteği ile olmuştur. Hakan,  Türkler&#8217;e onun  tarafından verilmiştir. Yani Tanrı Türk halkının  istiklali ile  alakalanan bir ulu varlıktır. Savaşlarda onun iradesi  üzerine zafere  ulaşılır. Türk&#8217;ün ve umumiyetle insanların hayatına  Tanrı vasıtasız  müdahale eder. Emreden, iradesine uymayanı cezalandıran  Tanrı  bağışladığı kut ve ülüg (kıymet)&#8217;ü layık olmayanlardan geri  alır. </font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        Ulu Tanrı şafak söktürür bitkiyi canlandırır. Ölüm de onun  iradesine  bağlıdır. Can veren tanrı, onu isteğine göre gelir alır  (&#8220;Kül-Tegin  vadesi gelince öldü. Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır&#8221;  Kitabeler).  &#8220;Kara-yol (kanun, hak) Tanrı&#8217;dır. Kırılanları birleştirir,  yırtılanları  birbirine ular... İnsan diz çökerek Tanrı&#8217;ya yalvarır, kut  isterse  verir, atlar çoğalır, insanı yalancıyı Tanrı bilir. Bulgarlar   Hıristiyanların (Bizanslılar&#8217;ın) iyiliği için çok çalıştılar. Onlar  bunu  unuttu. Fakat Tanrı biliyor&#8221;. İnsanlar fani, tanrı ebedîdir  (Bulgar  kitabesi).</font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        Ne kadar dikkate değer ki daha geç devirlerde Türkler arasında  yayılan  iptidaî şamanlık eski Türk Gök-Tanrı telakkisine  dokunamamıştır. </font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        Türkler&#8217;de Tanrı düşüncesinde maddî gökyüzünde manada ulu  varlık&#8217;a  doğru bir gelişme dikkati çeker. Orhun kitabelerinde Türk  kozmogonisini  tek cümle içinde açıklayan bir ifade şöyledir: &#8220;Üze kök  Tangrı asra  yagız yir kılındıkta ikin ara kişi oğlu kılınmış...&#8221;  (Yukarıda mavi gök,  aşağıda yer yaratıldıkta, ikisi arasında insanoğlu  yaratılmış...).  Burada &#8220;kök-Tangri&#8221;nin, gökyüzü olduğu aşikârdır. O  halde Gök-Türk  çağında, dünyayı kaplayan, yeryüzünde herşeyi hükmü   altında tutan sema&#8217;nın bozkırlı gözünde Tanrı kabul edilmesi mümkündür. </font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        10. asır Oğuzlar&#8217;ında da benzer bir telakki göze çarpar. İbn  Fadlan&#8217;ın  naklettiğine göre, Oğuzlar&#8217;dan biri haksızlığa uğradığı yahut   hoşlanmadığı bir iş başına geldiği zaman, başını göğe kaldırarak &#8220;Bir   Tanrı&#8221;der. 13. asır Uygur&#8217;ları da Tanrı&#8217;nın insan veya herhangi bir   tasvir şeklinde cisimlendirilemeyeceğine  inanıyorlardı. Demek ki, asli  Türk itikadında putçuluk yoktu.</font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        Kitabelerin bir yerinde Tanrı ile &#8220;yer&#8221; eşit fonksiyon icra eder  gibi  görünmekle beraber (&#8220;yukarıda Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için&#8221;   Kitabeler), Gök-Tanrı&#8217;nın çok eski zamanlardan belki -Hunlar&#8217;dan- beri   tek ulu varlık&#8217;ı temsil ettiğine  dair deliller vardır. </font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font color="#ff0000"><font size="4">       Hunlar devrinde, üstelik  6-8,  asırlarda artık fonksiyonunu  kaybetmiş olan güneş, ay, yıldız tanrılar  da mevcuttu. Ancak bu durum  Gök-Tanrı&#8217;nın, tıpkı semavi dinler  (Musevilik, Hristiyanlık, İslamlık)  deki gibi, tek kudret olduğu  keyfiyetini gölgelendirmez. Çünkü dinler  tarihinde tesbit edilmiştir ki,  hiçbir din, hiçbir devirde tek itikad  ve amelden ibaret olmamış,  &#8220;hiçbir Tanrıya tek başına itaat edilmemiş&#8221;  ve Tanrı daima kutsal  sayılan ikinci derecede, yan varlık inançları ile  çevrilmiştir (Semavi  dinlerde Tanrı = Allah ile beraber azizlere,  meleklere, resullere,  kitaplara da iman edilir).  </font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        Türkler&#8217;de de Gök-Tanrı yanındaki: Hun devrinde güneş, ay,  yıldızlar ve  Gök-Türkler çağında, yer ve yer-su&#8217;lar böylece kutsallar  (&#8220;aziz&#8217;ler)  durumundadır (bu sebeple V. Thomsen &#8220;yer-sub&#8221; tabirini  &#8220;saints&#8221; =  azizler diye tercüme etmişti). 7. asır Bizans tarihçisi Th.  Simocattes,  Gök-Türkler&#8217;in kutsal saydıkları ateşe, suya, toprağa tazim  ettiklerini,  fakat yalnız, yerin göğün yaratıcısı  bildikleri   Tanrı&#8217;ya taptıklarını belirtmiştir. Yeryüzünde mevcut dinlerde   &#8220;uluhiyet&#8221; konusunda araştırmaları ile tanınmış W. Schmidt&#8217;e göre de,   daha Hunlar&#8217;da tek tanrılığa doğru oldukça ileri bir gelişme gözlenen   Gök-Tanrı dininde, Tanrı, Gök-Türkler devrinde manevi, büyük bir kudret   haline yükselmiş bulunmakta idi. Tiflis&#8217;li St. Abo (790&#8217;lardı)   Hazarlar&#8217;ın &#8220;bir yaratıcı Tanrı&#8221; tanıdıklarını söylemiştir. Hazar   başkentine, Bizans&#8217;tan St. Cyrill ile mülakatı sırasında (862&#8217;de) hakan,   hıristiyanların Tanrının &#8220;üçlü kişiliği&#8221;ne (Trinity) inandıkları halde   kendilerinin (Türkler&#8217;in) tek Tanrı&#8217;ya iman ettiklerini belirtmişti.</font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">        Bulgar Türkleri de yaratıcı tek Tanrıya inanıyorlardı. Burada  yanlış  bir tefsiri önlemek için belirtelim ki, eski dinlerde görülen,  sema ile  ilgili inançlarda tanrılar (Babil&#8217;de Şamas, Pamir&#8217;de Arso,  Azizo,  Baolsamin, Mısır&#8217;da Amon-re, İran&#8217;da Ahura, Hind&#8217;de Varuno,  Roma&#8217;da  Mithra vb.) hep  güneşi, ayı, yıldızları temsil  etmişler iken,  Türkler&#8217;in dininde, bunlara ikinci planda yer verilerek,  bizzat Gök,  Tanrı sayılmıştır. Gök dinini bütün öteki dinlerden ayıran  bu  hususiyet, bu inanç sistemini, Orhun kitabelerinde ifade edildiği  gibi,  Türkler&#8217;in &#8220;millî&#8221; dini haline getirmiştir. Nitekim Tanrı kelimesi  de  bunu gösterir.</font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">       Tanrı tabiri, aşağı yukarı, bütün Türk lehçelerinde mevcuttur ve Türkçe&#8217;nin temel kelimelerinden biridir. </font></font> </font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">         Eski Türk din adamlarına umumiyetle &#8220;kam&#8221; deniyordu. Türk  lehçelerinde  bu kelime de yaygındır ve ilk olarak Avrupa Hunları&#8217;nda  görüldüğü  bildirilmiştir (Atakam, Eş-kam). Gök-Tanrı dininin ne amel  (ibadet)  şekilleri ve &#8220;tangirilik&#8221; denilen tapınakları, ne de  &#8220;tangrilik&#8221; (Irk  bitig) adı verilen din adamları kesimi hakkında  başkaca bir şey  bilinmiyor.</font></font> </font></font><br />
<br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">               <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_resi_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" />         <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_milliyet.gif" border="0" alt="" />       <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_gencer_asenaezgi_bozok2uw%5B1%5D%5B1%5D%5B1%5D.gif" border="0" alt="" />       <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_milliyet.gif" border="0" alt="" />              <img src="http://img.blogcu.com/uploads/SedatReisVatansever_sedat_resi_bozkurt_2.gif" border="0" alt="" /></font></font> </font></font><br />
<br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000"><b><font size="4">Tanrı'nın   yeryüzündeki gölgesidir, aksidir Türk. Gafil insanlar; bilmezler mi  ki,  her savaşçının bir silahı, her hükümdarın bir celladı vardır. Türk;   kırbacıdır, kılıcıdır, topudur, güllesidir Tanrı'nın... Elidir,   ayağıdır, sevgisi, intikamıdır. <br />
<br />
Türk, görevini Tanrı'dan almış,  binlerce yıl ifa etmiştir. Edecektir...  Tanrı buyruğu onunla hayata  geçer; onunla dağılır adalet; onunla bulur  cezasını suçlu; onunla alır  armağanını doğru kişi. <br />
<br />
Türk, kainatta var olduğu günden bu yana  hakkın ve hakikatin kılıcı  olmuştur. Gözü yaşlıların gözyaşlarını O  silmiş, eli kanlıların boynunu  O vurmuştur. <br />
<br />
Onunla gülmüştür  bebeler, Onunla dinmiştir mazlumun ıstırabı. &quot;Hakkı  tutup kaldırmayı&quot;  kendine şiar edinen Türk, kan dökmeyi de bundan  dolayı iyi bilmiştir. <br />
<br />
Tanrı'nın ulusudur Türk. &quot;Rahim&quot;dir, &quot;Müntakim&quot;dir... Onun içindir ki, Türk'e karşı durmak, Tanrı'ya karşı durmaktır... <br />
<br />
TÜRK'E DİRENMEK; TABİATA DİRENMEKTİR... <br />
<br />
Tabiat Türk'ün ta kendisidir. Türk tabiattır; tabiat Türk'tür. Fırtınadır, kasırgadır, borandır Türk. <br />
<br />
Önünde  diz çökene tan yelidir; boyun eğene kavak hışırtısıdır yüreğin  en  derinini okşayan. Yunus gibi, Hacı Bektaş gibi, Ahmet Yesevi gibi  gönül  erlerini doğuran da; Attila gibi, Timur gibi, Oğuz Kağan gibi   bozkurtları dünyaya yetiren de Türk analarıdır. <br />
<br />
Bakışları  şimşektir Türk'ün. Gönlü bozkır havasıdır en keskininden.  Uçsuzdur,  bucaksızdır, sonsuzdur hayalleri o bozkırlar kadar. Tozludur,  nasırlıdır  elleri o bozkırlar kadar... <br />
<br />
Altay'ın balasıdır Türk...  Altay'dan doğmuş, &quot;ana&quot; demiş ona; ihanet  etmemiştir. Tanrı Dağlarının,  Ergenekon'un soyundandır. Orkun'un,  Selenga'nın, İrtiş'in ak sütünü  emmiş; Aral'ın, Hazar'ın gök suyunda  yunmuştur O... <br />
<br />
Onun için;  &quot;tabiat&quot;a direnmek, &quot;öz&quot;e direnmektir. &quot;Öz&quot;e direnmek ise,  kainatın  bütün gerçekliklerine, tarihin bütün yazdıklarına, bütün  derslerine  direnmektir. İnsanoğlu tabiata boyun eğmek zorundadır  yaşamak için. Onun  kurallarına göre yaşam tarzları geliştirmek  mecburiyetindedir. Tabiat,  gerçekliğin, hakikatin bizzat kendisidir.  Tabiat, Türk'ün bizzat  kendisidir... <br />
<br />
TÜRK'E SİLAH ÇEKMEK; İNTİ-HAR ETMEKTİR... <br />
<br />
Niceler denemiştir bunu. Niceler girmiştir yerin dibine kaybedişin en şiddetlisiyle. <br />
<br />
Zalimin ecelidir Türk... Eceli gelen namert, Türk'le dalaşır. <br />
<br />
Türk'e  kılıç çekmek, kaybetmektir... O'na kafa tutmak, zeka geriliğine   işarettir. Zira, tarih sayfaları, ona silah çekenlerin kanlarıyla   sulanmıştır. Biraz okuyan, geçmişi biraz hatırlayan uluslar, Türk'e   karşı davranışlarını yeniden gözden geçirmek zorundadırlar. <br />
<br />
Peygamber  sabrı vardır Türk'te. İç direnç mükemmeldir. Ama bardağın  taşma  noktasında, büyük bir infilak başlar. Volkanlar kaplar dört bir  yanı;  kandan nehirlerde boğulur alçak... <br />
<br />
Türk'e silah çekenin başarı  şansı, galibiyet ihtimali yoktur. &quot;Savaş&quot;ın  babasıdır O... &quot;İt dalaşı&quot;,  Onunla &quot;Bozkurt Vuruşu&quot;na dönüşmüş; adına  &quot;Savaş&quot; denmiştir. Savaşın  yaratıcısına savaş açmak, ancak ahmakların  işi olacaktır. <br />
<br />
Ey  Türk! Sen Tanrı'nın gölgesisin; sen tabiatsın, sen SAVAŞSIN... Al   silahını artık eline. Çıksın oğullar yuvalarından Ergenekon'dan   çıkarcasına. Kana boyansın yedi iklim. Yarılsın yerin bağrı. Kopsun   kıyamet. Yetsin artık tutsaklığın... Yeter artık beklediğin... <br />
<br />
Çünkü; <br />
<br />
Türk'e karşı durmak, Tanrı'ya karşı durmaktır, <br />
<br />
Çünkü; <br />
<br />
Türk'e direnmek, tabiata direnmektir, <br />
<br />
Çünkü; <br />
<br />
<font size="5"><font color="#ff0000">Türk'e silah çekmek, intihar etmektir... </font></font></font></b></font></font></font></font><br />
</div><div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000"><b><font size="4"><br />
</font></b></font></font></font></font></div> <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000"><img src="http://img222.imageshack.us/img222/6928/mutlun1n1tzwm9yz3.gif" border="0" alt="" /></font></font></div>  <div align="center"><font size="4"><font color="#ff0000"><img src="http://img513.imageshack.us/img513/3449/tuerkellogonq1.gif" border="0" alt="" /></font></font></div>  <div align="center"> <div align="center"><font color="#0033cc"><b><font size="4"><font color="#ff0000"><font size="4"><font color="#ff0000">Ve birgün; <br />
Hürriyet türkülerimizi duyacaksa bütün Türk illeri,<br />
Ellerimiz uzanacaksa kızıl elmaya,<br />
Mavzerler ağıtlar yakacaksa cenazemizde,<br />
Ölüm hoş geldi, sefa geldi... </font></font></font></font></b></font> </div></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BerDuş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1054-turke-kefen-bicenin-olumu-korkunc-olur.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Adim Adim ASK</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1053-adim-adim-ask.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 22:31:02 GMT</pubDate>
			<description>*Adim Adim ASK* 
 
  
  
 
  
  
Genç adam yine sıkıcı bir yaz günü evden dışarıya çıktı dışarıda  evlerinin orda tek başına oturuyordu derken bir...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Adim Adim ASK</b><br />
<br />
 <br />
 <br />
<br />
 <br />
 <br />
Genç adam yine sıkıcı bir yaz günü evden dışarıya çıktı dışarıda  evlerinin orda tek başına oturuyordu derken bir kız geçti arkadaşıyla  havalı artist bişey oğlan ilk başta takmadı daha sonra eve çıktı canı  çok sıkılıyordu balkona çıktı oturdu derken karşı binadan bir kız çıktı  arkadaşıyla balkona evet aşağıda gördüğü kızdı bu bu artist buradamı  oturuyor dedi içinden daha sonra çocuk pek takmıyordu gelip geçici heves  bir anlık kendisinin zayıf düştüğü anlardan biriydi çok olurdu bu gence  bu olay daha sonra arkadaşına gitti onlarda oturdu bu artist kızdan  bahsediyordu arkadaşına genç içten aşık olmuştu bu artiste ama farkında  değildi.<br />
Derken bir sabah arkadaşına cd sini vermek için aşağıya inip arabaya  binerken o kızı gördü yine kız durakladı buna baktı bu pek oralı olmadı  kendisine bakmadığınu farz ediyordu ilerleyen günlerde bu olay iyice  çıkmaza gidiyorduçocuk yaz günü kızı çok görür olmuş dışarıdayken gözü  onu arar olmuş onun takıldığı parklara fln gider olmuş tüm  arkadaşlarında soyutlamış kendisini hayatta birtek bişeye önem vermiş  oda bu kız&#8230;<br />
Bir akşam arkadaşlarıyla eve gelirken karşı binadan birisi balkondan  bakıyormuş tek başına arkadaşı fark etmiş ilk önce genç çocuğun daha  sonra bu dışarıya bakıyordur demiş hava almaya çıkmış demiş genç içinden  ertesi gün genç evin önünde arkadaşlarını bekliyormuş çocuklar uzaktan  genci ziyarete gelmişlerdi genç karşıladı bunları çocuklarla  tokalaşırken gözü yukarıya takıldı kız balkondaydı ve onlara doğru  bakıyordu genç yine takmadı ama arkadaşlarıyla zıt yöne doğru  yürüdüklerinde karşıdan karşıya geçerlerken kafasını yukarıya kaldırdı  genç kız hala balkondaydı ve durduğu yönü değiştirmiş yukarıdan onları  gözlemliyordu genç yine takmadı. <font color="#ffffff">http://askhikayeleri.ufoss.com/</font><br />
Aradan 2 hafta sonra bu olaylar sürerken genç bir akşam arkadaşıyla  parka gitmişti kafası karışıktı anlamadığı bişeyler oluyordu kıza aşık  olmuştu fakat kızın kardeşine gıcık oluyordu çünki bu gence bakıp  duruyordu oda park ta arkadaşıyla buluştuğunda yan masaya onlar gelmişti  kız hala buna bakıyordu genç arkadaşına dikkat kesememişti arkadaşı  konuşuyor ama genç dinleyemiyordu kız bakıyordu buna ama annesi  yanındaydı kızın şaşkındı genç saçmalık bu dedi ve kalbinden söktü kızı  ama kolay olmadı yine bir akşam parkta arkadaşıyla otururken kız ailecek  parka geldi tam bunların karşılarındaki masaya oturdular kızda gencin  karşısına babasının yanına oturdu genç kendini suçlu gibi hissetmişti  kötü bişe mi yaptım diye.1 2 gün sonra sabah başka bir arkadaşıyla evin  önünde oturuyorlardı genç dolmuş bekleyen annesinin yanına gitti  bişeyler sordu o bunları sorarken kızda yukarıdan bunlara bakıyordu  inkarı olmadı arkadaşı görmüştü gencin genç de boş değildi kıza  artık.Ağustos ta başlayan bu hikayede Eylüle gelinmişti 1 ay böyle  geçerken bir akaşam genç kızı göremedi bekledi pencerede kızı bir erkek  bırakmıştı eve artık o benim değil diye düşünüyordu aşağıya indi gecenin  10 unda arkadaşını aradı oturdu konuştular ama gözü yukarı balkona  takılmıştı alışkanlık olmuştu 1 kere kız yine ordaydı ama onlara  bakıyordu genç ne istiyor benden diyordu içinden.Derken Eylül ün 5 i  geldi genç evin önünde arkadaşlarıyla dururken kızda arkadaşıyla oraya  geldi ve orda toka satan çocuklardan birinden toka aldı gencin arkadaşı  gencin bu durumuna üzülüyordu çocuğun birini çağırttırdı kıza gönderdi  kızın adını sor dedirttirdi kim soruyo derlersede bu abini göster dedi.<br />
Gencin haberi vardı bu olaydan kız adını söylememişti.Tamam dedi genç  içinden derken günlerden 7 Eylül oldu genç dışarıda otururken  arkadaşıyla kız geldi geçti önlerinden ve gitti arkadaşı genci gaza  getirdi ve gençte kızın arkasından gitti vee<br />
Kızın yanına geldi kızla tanışmıştı kim olduğunu nerde okuduğunu  nelerden hoşlandığını öğrenmişti.Hatta çıktığının olmadığını bile.Derken  2 hafta kızla konuşmadı tamam dedi herşey buraya kadarmış diyordu  tanıştık bitti diyordu içinden.Genç için bir hikayede burada  bitti.Günlerden Cumaydı genç kızı görmüştü biyere giderken derken peşine  gitti müsait biryerde ona seslendi ama kız duymadı yada duymamazlıktan  geldi akşam olduğunda genç arkadaşıyla evlerinin arkasındaki parka gitti  sigara yaktı bir tane derken o kızı gördü bir çocukla inadına gitti  oturdu yakınlarına bakmıyordu bile onlara sadece sigarasını içiyordu  derken birisi geldi yanlarına iyi akşamlar dedi bu o kızdı şaşkındı genç  herşeyi öğrenmişti kız genç için kuzenim demişti o gecede eve o bıraktı  demişti genç kızın numarasını istemişti ama kız vermedi.Tamam dedi  olsun dedi.<br />
Aradan 2 hafta sonra genç pencereden bakarken kız balkona çıktı ve gence  bişe demek ister gibiydi biryere gittiği belliydi genç anlamıştı dışarı  çıktı ve kızla karşılaştı konuştular sohbet ettiler genç ona Ankara ya  gideceğinden bahsetti konuştular kızlagenç çok seviyordu ama kız ağır  biri olduğu için herşeyi konuşamıyordu hep onun yanında olmak istiyordu  genç hatta rahatsızlığını ileri sürdü ailesine kesinlesen Ankara  yolculuğunu bile iptal etmişti.Derken birgün genç ,kızla görüşmek için  dışarı çıktığında kız suratına bile bakmadan geçip gitti genç şaşındı  ama gitmedi arkasından gururu el vermedi <font color="#ffffff">http://askhikayeleri.ufoss.com/</font><br />
Derken genç Ankaraya gitti yaşamına orada devam ediyordu tarih 14 Şubatı  gösterdiğinde onu unutamadığını anlamıştı ve arkadaşından rica edip bir  gül göndermişti hemen o hafta Kayseriye dönmüştü ama birde ne görsün  kız başkalarıyla birlikte artık onun hayatında birileri var genç çok  bozulmuştu ve artık anladı bişeyleri<br />
Kızın onunla alay ettiğini aslında hiç sevmediğini genç Ankaraya  döndüğünde sana inat keyfime göre yaşayacağım bu hayatı Kayseriye 1hafta  kalmaya gittiğimde görüşeceğim seninle diyordu içinden ve daha sonra bu  sözü unuttu ama hayatında böyle değişiklik yapmak gencin hoşuna  gitmişti.Genç şu anda kızı hiç görmedi ve görmek te istemiyor görünce  diyeceği bir tek kelime olacaktır oda KAPAT ÇENENİ !<br />
Evet masum masum kendi halinde yaşayan bir gencin adım adım nasıl birisine aşık olduğunu okudunuz &#8230;<br />
Bu genç artık böyle insafsızları hayatından çıkardı ve artık aşk ona uzak bir kelime olmaya başladı</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BerDuş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1053-adim-adim-ask.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>EvLi bir çiftin ilk günKi konuşmaLarı!</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1052-evli-bir-ciftin-ilk-gunki-konusmalari.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Oct 2010 05:09:23 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*EvLi bir çiftin ilk günKi konuşmaLarı!* 
 
 > >Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!!  
 
> >Gelin: Senden ayrılmamı ister misin?    
 
> >Damat:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font size="5"><font color="Red">EvLi bir çiftin ilk günKi konuşmaLarı!</font></font></b><br />
<br />
 <font color="Blue">&gt; &gt;Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!! <br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Senden ayrılmamı ister misin? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Hayır! Bu lafı bir daha asla söyleme! </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Sen.. Bana aşıkmısın? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Taaaabiki. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Beni terketmeyi düşünür müsün? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Tabiki hayır. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Peki bana bir öpücük verir misin? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Evet hem yüzüne hem gözüne. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Peki bana bir gün vuracakmısın? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Asla! Ben o tür erkeklerden değilim. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Sana güvenebilir miyim? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Evet. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: AŞKIM.</font><br />
<font color="Blue">&gt; &gt;Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!! <br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Senden ayrılmamı ister misin? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Hayır! Bu lafı bir daha asla söyleme! </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Sen.. Bana aşıkmısın? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Taaaabiki. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Beni terketmeyi düşünür müsün? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Tabiki hayır. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Peki bana bir öpücük verir misin? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Evet hem yüzüne hem gözüne. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Peki bana bir gün vuracakmısın? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Asla! Ben o tür erkeklerden değilim. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: Sana güvenebilir miyim? </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Damat: Evet. </font>  <font color="Blue"><br />
<br />
&gt; &gt;Gelin: AŞKIM.</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BerDuş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/berdu%FE/1052-evli-bir-ciftin-ilk-gunki-konusmalari.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bağlanmayacaksın-can Yücel</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/peri_k%FDz%FD/983-baglanmayacaksin-can-yucel.html</link>
			<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 14:38:29 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.  
*"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.*  
Demeyeceksin işte.*Yaşarsın çünkü.*  
Öyle beylik laflar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><b>Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. <br />
<font color="red"><i><b>&quot;O olmazsa yaşayamam.&quot; demeyeceksin.</b></i></font> <br />
Demeyeceksin işte.<font color="red"><i><b>Yaşarsın çünkü.</b></i></font> <br />
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. <br />
<font color="blue"><i><b>Çok sevmeyeceksin mesela. <br />
O daha az severse kırılırsın.</b></i></font> <br />
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,<br />
Senin o'nu sevdiğinden... <br />
<font color="navy"><i><b>Çok sevmezsen, çok acımazsın. <br />
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.</b></i></font> <br />
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... <br />
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. <br />
Senin değillermiş gibi davranacaksın. <br />
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. <br />
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. <br />
Çok eşyan olmayacak mesela evinde. <br />
Paldır küldür yürüyebileceksin. <br />
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,<br />
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. <br />
Gökyüzünü sahipleneceksin, <br />
Güneşi, ayı, yıldızları... <br />
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.<br />
&quot;O benim.&quot; diyeceksin. <br />
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... <br />
Mesela gökkuşağı senin olacak. <br />
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. <br />
Mesela turuncuya ya da pembeye <br />
Ya da cennete ait olacaksın. <br />
<font color="brown"><i><b>Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. <br />
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, <br />
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. </b></i></font><br />
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... </b><br />
<br />
<br />
<font color="navy"><b>CAN YÜCEL</b></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Peri_kızı</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/peri_k%FDz%FD/983-baglanmayacaksin-can-yucel.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Aç gözlerini</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/peri_k%FDz%FD/982-ac-gozlerini.html</link>
			<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 14:34:53 GMT</pubDate>
			<description>*En sevdiğin elbiseni giydim 
Bu gece kokunu sürdüm 
Solgun yüzünü okşadım 
Sessizce saçlarından öptüm 
Yazdığın mektupları okudum 
Kana kana su içer...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font face="Book Antiqua"><font size="4"><font color="#808080"><b>En sevdiğin elbiseni giydim<br />
Bu gece kokunu sürdüm<br />
Solgun yüzünü okşadım<br />
Sessizce saçlarından öptüm<br />
Yazdığın mektupları okudum<br />
Kana kana su içer gibi<br />
Plaklarını çaldım ah!<br />
En çok o şarkıda özledim seni.<br />
<br />
Issızlık kapıyı çaldı, açmaya korktum<br />
gece yarısı<br />
Şehir uykuya daldı, baktım dışarıya<br />
katran karası<br />
Rüzgar telaşla kokunu getirdi bana<br />
aldım koynuma<br />
Buseni hafızamdan koparıp<br />
iliştirdim dudaklarıma<br />
Üşüdüm karanlıkta<br />
Tenine dokundum hissetsin diye<br />
Aç gözlerini<br />
<br />
Erguvanlarına su verdim<br />
İçerken benimle konuştular<br />
Yastığını okşadım, kokladım<br />
Anılar uçuştular<br />
Soluğun saçlarımı yaladı sanki yine<br />
bir meltem gibi<br />
Teninin kokusu karıştı kokuma<br />
Yakıştılar<br />
<br />
Boğuldum karanlıkta<br />
Yanı başımdasın benden çok<br />
uzaklarda<br />
Ellerimi tut dokun bana<br />
Aç gözlerini.<br />
<br />
Attım kendimi caddelere<br />
Yeşil ceketin sardı beni<br />
Yürüdüm üstüne karanlığın korkusuz<br />
Tuttum ellerini..<br />
<br />
CAN DÜNDAR......</b></font></font></font><br />
</div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Peri_kızı</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/peri_k%FDz%FD/982-ac-gozlerini.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Her aşk kendi masalını yaratırmış ...</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/peri_k%FDz%FD/981-her-ask-kendi-masalini-yaratirmis.html</link>
			<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 14:32:56 GMT</pubDate>
			<description>*Sensiz olamam yar ben sensiz yaşayamam.. Bilmez kendi masalını yaşamayanlar.. Bilmezler nasıl yanılır bir aşk uğruna nasıl candan vazgeçilir nasıl...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="magenta">Sensiz olamam yar ben sensiz yaşayamam.. Bilmez kendi masalını yaşamayanlar.. Bilmezler nasıl yanılır bir aşk uğruna nasıl candan vazgeçilir nasıl ölümüne sevilir nasıl bir söz için uğruna ömür tüketilir... Ben senin için vazgeçmişim canımdan...Ölümü bile sevmişim sırf senden diye yar...<br />
<br />
<br />
Geceye sırnaşan hüzünlerle oynaşan deli bir sevdaya gark olmuş yüreğim... Kaşına gözüne sözüne yandığım gözlerinden kurşunlandığım bir sevda.. Her günü masalın bir cümlesini oluşturan büyülü anlarımızı yaşayamadığımız hayatımızdan çalan bizi çıldırtan.. kudurtan.. öldüren bir sevda..<br />
<br />
<br />
Her gece başımı yaslarken gecenin siyahına nedenleri keşkeleri teslim ediyorum yarınların umursamaz kahkahalarına... Elimde kalan sen... sonra sen... ve en son yine sen... biliyorum ki ne giderse gitsin benden bana kalan her zaman yine ve yine sen<br />
<br />
<br />
Yokluğun... Acı hüzün karması<br />
Sensizlik... Ölümün diğer adı<br />
<br />
<br />
Acı ve hüzün arkası gelen bir ölümsün sen&#8230;<br />
Ölüm senin olamadığın yerde sevgili..<br />
Ölüm benim koynumda&#8230;<br />
<br />
<br />
&#8220;Söylesene nasıl yaşar bu beden sensiz&#8221;<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Geç kalmış bir aşk can çekişiyor<br />
<br />
<br />
Bu şehrin ruhunda<br />
Ne sen kurtarabilirsin onu ne de ben<br />
Gecikmişliğinin cezasını çekmekte<br />
<br />
<br />
Ayaz tutmuş yüreklerde<br />
Gökyüzü bir başka ağır bugün<br />
Ben bir başkayım<br />
Ellerimde geç kalmış bir aşk<br />
Gözlerimde buğulu bir hüzün<br />
Bir ben değilim ki ağlayan ardından<br />
istanbul ağlıyor yokluğuna canım !!!<br />
<br />
<br />
Alıntı</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Peri_kızı</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/peri_k%FDz%FD/981-her-ask-kendi-masalini-yaratirmis.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Efsane Aşklara...</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/peri_k%FDz%FD/980-efsane-asklara.html</link>
			<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 14:29:35 GMT</pubDate>
			<description>*Bu gece bir başkayım 
nedeni içimdeki gözyaşlarımda saklı 
Akıtmayı beceremediğim 
Sadece yüreğime serpilen kan damlaları 
 
Mutlu aşk varmı diyorum...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="red"><b>Bu gece bir başkayım<br />
nedeni içimdeki gözyaşlarımda saklı<br />
Akıtmayı beceremediğim<br />
Sadece yüreğime serpilen kan damlaları<br />
<br />
Mutlu aşk varmı diyorum kendi kendime<br />
<br />
Ferhat neden dağları deldi<br />
Mecnun çölleri boşamı aştı<br />
Efsane aşklar hep mutsuzdu<br />
Aşkla başlayan mutsuzluklar...<br />
<br />
<br />
Evet bir başkayım bu gece<br />
dakikalar akıyor gözlerimden <br />
Saniyeler kovalıyor yüreğimi<br />
Kalemim yazdıkça dahada acıtıyor içimi<br />
Güz yaprakları düşüyor<br />
Gönlümün hazan bahçesine<br />
<br />
Mutlu aşk varmı diyorum kendi kendime<br />
Kavuşamayan aşıklar dönüyor beynimde<br />
Mutluluğa virgül koyamadan noktayı koydum kaderime<br />
Leyla gibi Mecnun gibiyiz bizde<br />
Kimsenin bilmediği iki kişilik efsane.....<br />
</b></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="red"><b>alıntı.</b></font></font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Peri_kızı</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/peri_k%FDz%FD/980-efsane-asklara.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kurtlar Vadisi Sizce Aksayan Yönlerini Neler?</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/engin_60_1987/969-kurtlar-vadisi-sizce-aksayan-yonlerini-neler.html</link>
			<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 09:48:46 GMT</pubDate>
			<description>KURTLAR VADİSİ DİZİSİ SİZCE HANGİ YÖNLERİNİ BEGENMİYORSANIZ YAZIN BELKİDE BİRİLERİ GÖRÜRDE DÜZELTİR DEGİLMİ :kihkih:  
LÜTFEN DİZİ HAKINDA YORUM...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>KURTLAR VADİSİ DİZİSİ SİZCE HANGİ YÖNLERİNİ BEGENMİYORSANIZ YAZIN BELKİDE BİRİLERİ GÖRÜRDE DÜZELTİR DEGİLMİ :kihkih: <br />
<font color="blue">LÜTFEN </font>DİZİ HAKINDA YORUM YAPIN SİYASİ AÇIDAN BİRŞEY <font color="red">YAZMAYIN </font>!!!!!</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>engin_60_1987</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/engin_60_1987/969-kurtlar-vadisi-sizce-aksayan-yonlerini-neler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye'nin En Iyi C# Ile Asp.net 3.5 Kitabı çıktı]]></title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/evreca/968-turkiyenin-en-iyi-c-ile-aspnet-35-kitabi-cikti.html</link>
			<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 19:21:15 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[ASP.NET (http://asp.net/)'i Uzmanından Öğrenin!  
  Visual Studio 2008 ile Türkiye'nin en iyi ASP.NET (http://asp.net/) kitabı!  
    
  ASP.NET...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font size="3"><a href="http://asp.net/" target="_blank">ASP.NET</a>'i Uzmanından Öğrenin! <br />
  Visual Studio 2008 ile Türkiye'nin en iyi <a href="http://asp.net/" target="_blank">ASP.NET</a> kitabı! <br />
   <br />
  <a href="http://asp.net/" target="_blank">ASP.NET</a>'in en son sürümünü uzmanından öğrenebileceğiniz yepyeni    bir kitap! Zafer Demirkol'un kendisine has akıcı ve anlaşılır üslubuyla    kaleme aldığı bu kitapta AJAX, LINQ ve SilverLight kullanımlarını    da bulabilirsiniz. Bir Web Sitesi ve Portal uygulamasının da geliştirildiği    bu kitapla <a href="http://asp.net/" target="_blank">ASP.NET</a> 3.5'ta tam hakimiyet kurabilirsiniz. <br />
   <br />
  <a href="http://asp.net/" target="_blank">ASP.NET</a> 'in Temelleri <br />
  Visual Studio 2008 <br />
  <a href="http://asp.net/" target="_blank">ASP.NET</a> Sayfa Detayları <br />
  Web Formları <br />
  Durum Yönetimi (State Management) <br />
  Web Form Elemanları <br />
  Validation Controls (Geçerlilik Kontrolleri) <br />
  <a href="http://ado.net/" target="_blank">ADO.NET</a>, DataSet ve diğer kavramlar  <br />
  Veri Kontrolleri <br />
  LINQ <br />
  Data Gösterimi <br />
  Master Pages <br />
  Navigation:  Bir Web Uygulaması <br />
  Görsel Temalar (Themes) <br />
  Profiller <br />
  Güvenlik, Üyeler ve Üye Yönetimi <br />
  Web Part'lar ve Portal Uygulaması <br />
  Performans Yönetimi <br />
  Yapılandırma ve Yönetim <br />
  İzleme ve Hata Denetimi <br />
  Diğer Kontroller ve Yeni Özellikler <br />
  <a href="http://asp.net/" target="_blank">ASP.NET</a> AJAX <br />
  Silverlight</font></font><br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.hepsiburada.com/c-ile-asp.net-3.5/productDetails.aspx?categoryid=211651&amp;productid=kkodlab01:bravo:" target="_blank">http://www.hepsiburada.com/c-ile-asp...odlab01:bravo:</a></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>evreca</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/evreca/968-turkiyenin-en-iyi-c-ile-aspnet-35-kitabi-cikti.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>ActionScprit 3,0 ile FLASH CS4 ÇIKTI..</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/evreca/967-actionscprit-3-0-ile-flash-cs4-cikti.html</link>
			<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 19:19:03 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[ActionScript 3.0 ile  
  Flash CS4                                   
  Web Uygulamaları (DVD'li)   
  *Uğur Gelişken*  
    
  *DVD'de:*  
  Flash...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font size="3">ActionScript 3.0 ile <br />
  </font></font><font face="Times New Roman"><font size="4">Flash CS4                                 </font></font><font face="Times New Roman"><font size="3"> <br />
  Web Uygulamaları (DVD'li)  <br />
  <b>Uğur Gelişken</b> <br />
   <br />
  </font></font><font face="Times New Roman"><font size="4"><b>DVD'de:</b></font></font><font face="Times New Roman"><font size="3"> <br />
  Flash CS4 Deneme Sürümü ve 70'ten fazla Yardımcı Program (1.4 GB'lık    Dev Arşiv) <br />
  Uygulamalar (Kitapta anlatılan örnekler) <br />
  Özgün uygulamalar geliştirmeniz için Fontlar, Ses Dosyaları, Grafikler! <br />
   <br />
   <br />
  Bu kitapta Flash uygulamalarının nasıl yapıldığının yanı sıra    Flash CS4&#8217;ün ve ActionScript 3.0 dilinin nasıl kullanıldığı    anlatılmıştır. Kitabı okuduktan sonra yeterli pratik ve araştırma    ile siz de bir Flash Uygulama Geliştiricisi olacaksınız. Kitapla    edindiğiniz bilgiler ve teknikler, Dinamik Flash Web Siteleri ve Animasyonlar    oluşturmada size yardımcı olacaktır. Ayrıca projelerinizi CMS ve    XML teknolojisi ile güçlendirip İçerik Yönetim Sistemi ile uzun    ömürlü ve tamamen kontrol altında tutulabilen projelere adım atabileceksiniz.  <br />
   <br />
  Kitapta detaylıca incelenen konular şunlardır:</font></font><br />
   <font face="Times New Roman"><font size="3">Flash Kullanıcı Arayüzü    ve Paneller <br />
  Flash Nesneleri <br />
  Butonlar ve MovieClip'ler <br />
  Çizim Teknikleri <br />
  Flash ile Animasyon Teknikleri <br />
  Timeline ve Katmanlar <br />
  Timeline Kontrolleri <br />
  2D ve 3D Motion Tweenler <br />
  Bone ile Animasyon Teknikleri <br />
  Yeni Katmanlar ve Paneller <br />
  ActionScript 3.0 Kullanımı</font></font><br />
   <font face="Times New Roman"><font size="3">Component'lerin Kullanımları</font></font><br />
   <font face="Times New Roman"><font size="3"> <br />
  Mouse Kontrolleri <br />
  Klavye Kontrolleri <br />
  Analog ve Dijital Saat Uygulamaları <br />
  Sahne Düzenlemeleri <br />
  TXT Verileri ile Çalışmak</font></font><br />
   <font face="Times New Roman"><font size="3">XML Verileri ile Çalışmak <br />
  Dinamik İçerikli Veriler Oluşturmak</font></font><br />
   <font face="Times New Roman"><font size="3"> <br />
  Günün Sözü Uygulaması <br />
  Fotoğraf Galerisi Uygulaması <br />
  Cookie İşlemleri <br />
  MP4 ve FLV Video Oynatıcılar <br />
  MP3 Çalar Uygulaması <br />
  Kamera İşlemleri <br />
  Gelişmiş Önyükleyiciler <br />
  Gelişmiş İletişim Formları <br />
  XML Destekli Ziyaretçi Sayaçları <br />
  RSS Servislerini Kullanmak <br />
  CMS Destekli Anket Uygulaması <br />
  CMS Destekli Ziyaretçi Defteri Uygulaması <br />
  Yayımlama Ayarları <br />
  FTP İşlemleri <br />
  Flash Yardımcı Programları <br />
  PHPTriad Kurulumu</font></font><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.hepsiburada.com/productdetails.aspx?categoryid=211652&amp;productid=kkodlab02:bye:" target="_blank">http://www.hepsiburada.com/productde...kkodlab02:bye:</a></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>evreca</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/evreca/967-actionscprit-3-0-ile-flash-cs4-cikti.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>!!!Google yi başlangıç sayfası yapamayanlar Duyuru!!!</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/msgday/962-google-yi-baslangic-sayfasi-yapamayanlar-duyuru.html</link>
			<pubDate>Fri, 20 Feb 2009 17:22:41 GMT</pubDate>
			<description>*çoğu bilgisayarda internet explorer özelliklerine girdiğiniz zaman çubuk düzeltilemiyor 
öncelikle antivirüs proğramıyla bilgisayarınızı taratın ve...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="DarkGreen"><b>çoğu bilgisayarda internet explorer özelliklerine girdiğiniz zaman çubuk düzeltilemiyor<br />
öncelikle antivirüs proğramıyla bilgisayarınızı taratın ve ardından<br />
---baslat calıstır gpedit.msc yaz daha sonra<br />
---kullanıcı yapılandırması bölümünden<br />
---windows ayarları oradanda <br />
---internet explorer bakım urller sonrasında <br />
---onemli urller giris sayfası icin urlyi etkinlestir<br />
onay kutusuna http: devamını istedigin siteyi yaz kolay</b></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>msgday</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/msgday/962-google-yi-baslangic-sayfasi-yapamayanlar-duyuru.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Nba Ocak Değerlendirmem (Cleveland Cavaliers)</title>
			<link>http://www.turkforum.com.tr/blogs/oziyow/961-nba-ocak-degerlendirmem-cleveland-cavaliers.html</link>
			<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 19:08:48 GMT</pubDate>
			<description>Takımımızın koçu Mike Brown ile iyi işler çıkarabiliriz gibi bir his var içimde.Takımda Hughes gibi bir oyuncunun yokluğunda bile takım kazanmasını...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Takımımızın koçu Mike Brown ile iyi işler çıkarabiliriz gibi bir his var içimde.Takımda Hughes gibi bir oyuncunun yokluğunda bile takım kazanmasını biliyor.Bunda en büyük etmen Mike Brown ve tabiki LeBron James...Onun gibi bir oyuncuya sahip olduğumuz için tüm Cavalier hayranları kendilerini şanslı hisstemeli bence.En azından bi Konferans Finali oynamalıyız.(Biraz fazla oldu galiba:))Neyse ya şimdi bu takımda bazı yenilikler yapılsa en azından bi konferans finali oynanır.Burası bi gerçek yani.Ama bu halimizle play-off bile zor gibi:((Ama inşallah oynıcaz)Bu ay oynanan maçlarda takımımız ve LeBron iyi bir performans gösterdi.Özellikle Suns karşısında 17 sayı geriye düşüp maçı kazanmamız beni çok mutlu etti.LeBron ise sayı ortalamasını 30 un üstünde.Buda çok sevindirici bir haber takımımız adına.Takımda 30 dakikada ve üstünde sahada kalan oyuncular çift haneli sayılara ulaşma konusunda pek zorluk çekmiyorlar.Buda ayrı bir konu tabi.Neyse gelelim Ilgauskas'ın performansına .ILgasukas gibi pivotlar NBA de gerçekten az.Adam sayı atıyor,ribaund alıyor(((_her ne kadar suns maçında pek dediğim tanımlara uymasada,gerçi o maçta sadece 18 dakika oynadı ama_)))Bu özellikleriyle Cleveland ın en iyi,en yararlı oyuncularından biri.Bu takım neden pek iyi değil anlamıyorum..Yedekler de iyi iş yapıyor.Skora yaptıkları katkı tartışılmaz.Marshall ve Pavlovic gibi bir oyuncu yedekte bekliyor yani.Olsun o kadar,Marshall 10.5 sayı ortalaması ile oynuyor.))İnşallah playy-off larda takımımız yer alcak.Bu durumla zor gibi fakat ,All-Star dan sonra konuşmak daha doğru olur.Ayrıca All-Star dan söz açılmışken LeBron James'in All-Star da neler edeceğini çok merak ediyorum.Mükemmel bir oyun bekliyorum yıldız oyuncudan ki eminim öyle olcak..Tekrar konumuz dönelim.4:sıradan play-off lara katılma şansımız var.Fakat Hughes'ın sakatlığı zorlaştırıyor işi.O olsa eminimki şidmi çok daha iyi yerlerde olacaktık ve bu zor dıurumlara düşmeyecektik..Rahat rahat play-off a katılır konferans finali oynar,yarı finali rahat geçer derken finali bile zorlardık.((uçtum mu acaba??=)))</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>oziyow</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.turkforum.com.tr/blogs/oziyow/961-nba-ocak-degerlendirmem-cleveland-cavaliers.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>

