Astım hastalığı nedir?Soru ve Cevap Bölümü icinde Astım hastalığı nedir? konusu , Astım hastalığı nedir? Bu maddedeki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır. Yazılanlar, doktor uyarısı ya da uzman önerisi değildir. Astım tanısı nispeten kolay olmasına karşın tedavi ve izlenmesinde sorunlar yaşanan ve toplumda en sık görülen kronik(müzmin) karakterli birkaç hastalıktan birisidir. Hastalık ... | |
![]() | |
| |
| | |
| |||||||
| | | Bloglar | Yardım | Takvim | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri |
| | #1 |
| Bağımlı TÜRK Bir-İnCi Blog Sitesi ![]() | Astım hastalığı nedir? Astım hastalığı nedir? Bu maddedeki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır. Yazılanlar, doktor uyarısı ya da uzman önerisi değildir. Astım tanısı nispeten kolay olmasına karşın tedavi ve izlenmesinde sorunlar yaşanan ve toplumda en sık görülen kronik(müzmin) karakterli birkaç hastalıktan birisidir. Hastalık her yaş grubundan kişileri etkileyebilir.Tedavinin en önemli kısmını oluşturan hasta eğitimi çoğu kez kalabalık poliklinik şartlarında yeterince verilememektedir. Bu nedenle özel kullanım yöntemleri gerektiren ilaçları, hastaların bir bölümü kullanamamaktadır. Astma, hava yollarınm kronik inflamatuar(iltihabi reaksiyon) bir hastalığıdır. Duyarlı kişilerde, nöbetler halinde gelen: * Nefes darlığı * Göğüste sıkışma hissi * Hırıltı (hışıltı, ıslık sesi) * Öksürük yakınmaları ile ortaya çıkmaktadır. Yakınmalar, özellikle gece ve/veya sabaha karşı görülür. Hastalığın dünya üzerindeki dağılımı, ülkeden ülkeye ve bazen bir ülke içinde bölgeden bölgeye değişim göstermektedir. Ülkemizde yaklaşık olarak astmanın rastlanma oranı erişkinlerde % 2-4, çocuklarda % 6-8 civarındadır. Çevresel allerjen miktarı, ev içi ve dış ortamdaki hava kirliliği, rastlanma oranlarındaki artış nedenleri arasında bulunmaktadır. Astım Türleri 1-Allerjik Astım *Genetik Yatkınlığı Olanlarda Gelişen Astım *Genetik Yatkınlık Zemini Olmaksızın Gelişen Astım (Örneğin; Mesleksel allerjenlerle gelişen astım) 2-Allerjik Olmayan Astım (İnfeksiyonlar, bazı ilaçlar, gıda ve katkı maddeleri gibi etkenler ile gelişen astım.) Genetik faktörlerin Etkisi Genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel allerjenlere (ev akarları, polen, küf mantarlan gibi) karşı gelişen astım. Ev tozu akarları, ev hayvanları kedi, köpek, kemiriciler ve hamam böceklerinin salgıları, idrar, dışkı ve tüylerindeki antijenlerin, polenler, küf mantarları sporlarının ortamda fazla miktarda bulunması genetik yatkınlığı olan kişilerde astmaya neden olur. Genetik yatkınlık olmadığı halde bazı meslek gruplarında veya çevresel allerjenlere yüksek dozda ve uzun süreli maruz kalanlarda da, astma gelişebilir.(Örneğin un, enzimler gibi mesleksel, soya fasulyesi gibi çevresel allerjenler) Allerjik Olmayan Astım Bazı mesleksel kimyasal ajanlar, ilaçlar tam olarak bilinmeyen bir mekanizma ile astım oluşumuna yol açmaktadır. Astımın Ortaya Çıkmasında Katkısı Olan Faktörler Allerjenlerle karşılaşan kişide duyarlaşmayı kolaylaştıran ve astmanın ortaya çıkışında rol oynayan faktörlerdir. Bunlar sigara (aktif ve pasif içicilik), ev içi ve dış ortam hava kirliliği, viral solunum yolu infeksiyonlarıdır. Tetik Çeken Faktörler Akciğerlerin en küçük fonksiyonel üniteleri olan bronş düz kaslarında kasılma, ödem (şişme), inflamasyon ve hücre yıkımı, mukus (salgı) artmasına neden olur. Artan mukus, hücre yıkımı, bronş duvarında şişme ve inflamasyon, hepsi birden bronş lümeninde tıkanmaya neden olarak astım nöbetini başlatır. İşte bu nöbeti başlatan faktörlere tetik çeken faktörler deniyor. Tetik çeken faktörler şunlardır: * Allerjenler * Solunum yolu infeksiyonları * Ev içi hava kirliliği (pasif sigara içiciliği, kızartma kokuları, cila, parfüm, saç spreyi, insektisidler, deterjan, çamaşır suyu, temizlik malzemeleri, deodorant, sprey kokuları) * Dış ortam hava kirliliği (kükürt dioksit, tozlar, ozon, egzoz gazları, polen, mantar sporları) * Bazı hava koşulları (rüzgar, fırtına) * Egzersiz ve hipervantilasyon * Bazı gıdalar ve katkı maddeleri * Bazı ilaçlar * Emosyonel faktörler (ağlamak vs.) Her hastada tetik çeken faktörler değişiktir. Bir hastada birden fazla faktör bulunabilir. Astım Nasıl Anlaşılır ? Astımın teşhis edilmesinde aşağıda sıralamış olduğumuz hastanın yakınmaları çok önemlidir. * Nefes darlığı * Hırıltılı solunum (Wheezing, hışıltı, ıslık sesi olarak da ifade edilebilir. Aksi kanıtlanıncaya kadar her hırıltılı solunum astma olarak kabul edilmelidir). * Gögüste sıkışma hissi * Öksürük Hasta koyu kıvamlı bir balgam çıkarınca rahatlar. Soğuk algınlığı nedeniyle ortaya çıkan öksürükler on günden daha uzun sürerse ve hasta "her üşütmenin göğsüne indiğini" söylerse astımdan şüphelenilmelidir. Astmada yakınmaların diğer hastalıklardan şu özelliklerle ayrılabilir. * Tekrarlayıcı karakterdedir. * Nöbetler halinde gelişir. * Gece ve/veya sabaha karşı ortaya çıkar. * Kendiliğinden veya ilaçlarla hafifler veya kaybolur. * Bazı faktörler (allerjenler, irritanlar, egzersiz, virus infeksiyonları) ile alevlenmeler olur. * Mevsimsel değişkenlik gösterirler. Her hastanın ilk muayenesinde, diğer hastalıkları ekarte etmek amacıyla akciğer grafisi çekilmelidir. Astımdan kurtulmanın temel ilkelerinden birisi, tetik çeken faktörlerin eliminasyonudur. Bunun için de kişide astımın hangi türünün olduğunun önceden tespiti şarttır. Yani genetik yatkınlığı olan kişideki astım ile mesleki faaliyetler sonucu gelişmiş olan astımın tedavisindeki temel prensipler de bazı farklılıklar taşımaktadır. * Aşağıdakilerin hastanın hikayesinde bulunması genetik yatkınlığı düşündürmelidir: Çocukluk Çağında Başlangıç * Allerjik rinit (burunda akma veya tıkanma, genizde, kulakta kaşınma hissi, hapşırık nöbetleri), konjonktivit, ürtiker, egzema, besin ve ilaç allerjisi belirtilerinden biri veya birkaçının bulunması * Yakın kan akrabalarında astım. Mesleksel astım, işyeri koşullarındaki bir etkene maruz kalma nedeniyle oluşan astım olarak tanımlanır. Bu durum ya daha önce varolan astımda ağırlaşma veya astımın işe girdikten sonra ortaya çıkması şeklinde görülür. Mesleksel astım için 200'ü aşkın etken tanımlanmıştır. Belirtilerin işyerine girdikten sonra başlaması veya ağırlaşması. Tatil günlerinde şikayetlerinin hafiflemesi veya kaybolması. Aynı işyerinde çalışan birden fazla kişide benzer şikayetlerin görülmesi mesleki astım düşündürmelidir. Astımın tanı ve tedavisin de izlenecek yolun hasta ve ilgili branş doktoru ile planlanması çok önemlidir. Tanıda Prick, RAST ve ELİSA gibi laboratuvar tetkikleri uygulanmaktadır. Ayrıca ülkemizde en çok rastlanan antijenlere duyarlılık testi CLA-TOP bazı klinikler tarafından hassasiyet ve güvenli bir şekilde yapılmaktadır. Tedaviden en verimli bir şekilde yararlanabilmeniz için astım konusunda bilmeniz gereken ana prensipler; * Hastanın Eğitimi * Hastanın Düzenli Takibi * Hastalığın Ağırlığının Saptanması * Tetik Çeken Etkenlerin Uzaklaştırılması * Atak Tedavisi İçin Hastaya Özgü Tedavi Planı * Uzun Süreli Tedavi Planı Neden olur? Çocukluk çağında % 90 oranında allerjik kökenli olduğu bilinmektedir. Yıl boyu maruz kalınan ev içi allerjenlerin bronşlarda yarattığı allerjik iltihabi durum, soğuk hava, egzersiz, viral solunum yolu enfeksiyonları, kimyasal buharlar, hava kirliliği ve sigara dumanı gibi nonspesifik uyaranlarla temas sonucu astım belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bunun yanında spesifik olarak allerjinin söz konusu olduğu ev dışı allerjenlerle temas sonucu genellikle mevsimsel olarak aynı tablo gözlenmektedir. Nasıl seyreder? Astım tanısı alan çocukların çoğunun hayatın ilk 2 yılında belirti verdiği saptanır. İlk yıllarda öksürük ve hırıltının ana uyaranı viral solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Bu yaşlarda akciğerlerin gelişiminin henüz tamamlanmamış olması, küçük hava yolu çaplarının dar, kıkırdak dokunun az olması, tekrarlayıcı bronş daralmasına katkıda bulunur. Dört beş yaşlarında akciğerlerin gelişiminin tamamlanması ile erken yaşlarda astım belirtileri gösteren birçok çocukta klinik olarak düzelme gözlenmektedir. Düzelmeyen bir grup hasta ve daha geç astım tanısı almış çocukların bir kısmı da ergenlik çağında klinik bir iyilik dönemine girerler. Genel olarak çocukluk çağında astım tanısı almış hastaların yaklaşık %50-60'ı ergenlik döneminde iyileşirler. İyileşen olguların bir bölümü orta yaş döneminde tekrar hastalık belirtileri göstermeye başlayabilmektedirler. Nasıl teşhis edilir? Astım tanısı koymada en değerli tanı aracı öyküdür. Öksürük, hırıltı ve / veya nefes darlığı belirtilerinin gece kötüleşmesi şiddetle astımı düşündürür. Yattıktan sonra veya sabaha karşı yaklaşık 30 dakika süreyle devam eden ve bronş genişletici ilaçlara olumlu yanıt veren öksürük aksi ispat edilene kadar astım kabul edilmelidir. Akciğer fonksiyonları nasıl değerlendirilir? Astımda akciğer fonksiyonlarının ölçülmesi gerek tanı gerekse tedaviye yanıtın değerlendirilmesi açısından büyük önem taşır. Spirometre ile ölçülen solunum fonksiyonlarında zorlu nefes verme sırasında yapılan ölçümlerin sağlıklı bireylerle yapılan karşılaştırılması ve tedavi ile bu değerlerin göstermekte olduğu düzelme değerlendirilmektedir. Belirtileri nelerdir? Nefes darlığı Hışıltılı Solunum: Islık sesi olarak da ifade edilir. Astım hastalığının çok tipik bir belirtisidir. Öksürük: İnatçı, 3 haftadan uzun süren, özellikle sabaha karşı artan ve gece uykudan uyandıran bir öksürük vardır. Astım tanısı nasıl konulur? Akciğer Grafisi: Doktorunuz önce diğer hastalıkların olmadığından emin olmak için bir akciğer röntgeni isteyecektir. Spirometri: Akciğerlerin işlevlerindeki bozuklukları ortaya çıkaran ve sık yapılan bir ölçümdür. PEF takibi: Pef-metre adı verilen cihazla hastanın evde kendi yapacağı ölçümlerle yapılan tanı yöntemidir. Provokasyon Testleri: Solunum yollarındaki aşırı duyarlılığı gösteren testlerdir. Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ? Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz: 1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler ) Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır:
![]() Ev Tozu Akarı ![]() Polen Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır. 3. Hava değişimi Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir 4. Egzersiz Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz. 5. Irritanlar ( tahriş ediciler ) Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir. Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?
Astım Kalıtımsal mıdır? Nasıl Tedavi Edilir? Astım Kalıtımsal mıdır? Nasıl Tedavi Edilir? Solunum yollarının mikrobik olmayan iltihaplanma nedeniyle daralmasına astım denir. Bu daralma, solunum yolları duvarlarındaki kasların kasılmasına, mukozanın şişmesine ve buradaki salgının artmasına bağlıdır. Astımın belli başlı belirtileri nelerdir; belirtileri ortaya çıkaran nedir? · Hırıltı · Öksürük · Nefes darlığı · Göğüste sıkışma hissi Bu belirtiler genellikle nöbetler halinde gelir, egzersiz veya gülmeyle, soğukalgınlığı, sırasında veya çeşitli allerjilere maruz kalma ile artar. Astım tedavi edilmezse veya yetersiz tedavi edilirse belirtiler sürekli hale gelebilir. Astımı başlatıcı etkenlerin bazıları çok özgündür ve bazı kişileri etkileyip, bazılarını etkilemez. Bilinen başlatıcı etkenlerin arasında en sık görülen ev tozu akarları (Toz böcekleri), polenler ve küf mantarları gibi allerjenlerdir. Bunun dışında sigara dumanı, bazı ilaçlar, (aspirin, bazı tansiyon ilaçları), bazı yiyeceklerde bulunan katkı maddeleri de astımı başlatabilir. Astım kalıtsal mıdır? Evet, ailesinde astım bulunanlarda, saman nezlesi ya da egzama olanlarda daha sık görülür. Ancak astım ailede böyle bir durum yokken de ortaya çıkabilir. Astımı başlatan etkenlerden nasıl kaçınılabilir? Astımı başlatan etkenlerden nasıl kaçınılabilir? Astımı başlatan etkenler tespit edildiğinde bunlardan kaçınmak için alınacak önlemler, yakınmaları ve ilaç gereksinimini azaltabilir. Özellikle ev tozu allerjisi olanlarda yatak odası temizliği önemlidir. Yatak takımlarının her hafta değiştirerek, makinada yıkanması, yatak odasındaki halının kaldırılması, odanın havalandırılması, aker öldürücü ilaçların kullanılması yakınmaları azaltacaktır. Sigara dumanına maruz kalmak (içici olmadan da), kalıtsal olarak astıma eğimli olan birinde astıma neden olabilir veya mevcut astımı daha da arttırabilir. Astımlı çocuk sahibi olma riskini arttırdığından, hamilelik sırasında sigaradan kaçınılmalıdır. Ben ya da çocuğum egzersizi bırakmalı mıyız? Astımlı insanların çoğunda egzersiz yaptıklarında belirtiler ortaya çıkabilir. Ancak astımı iyi kontrol edilen, yeterli tedavi gören astımlılar normal günlük aktivitelerini yapabildikleri gibi, çeşitli spor ve egzersizleri de yapabilirler. Öyle ki astımlı olan ve olimpiyat şampiyonu olmuş pek çok sporcu vardır. Astım nasıl tedavi edilir? Astım tedavi etmekte kullanılan ilaçlar üç ayrı grupta toplanabilir: Rahatlatıcılar: Astım belirtilerinin hemen giderilmesi sağlanır. Önleyiciler: Solunum yollarındaki duyarlılığı ortadan kaldıran, uzun süreli kullanımda hastalığı tedavi eden ilaçlar. Kurtarıcı ya da Acil İlaçlar: Kötüye giden astım tedavisinde ya da bir nöbet sırasında belirtileri acilen kontrol altına almak için kullanılan ilaçlar. Hasta ya da ebeveyn olarak sizin sorumluluklarınız: İlaçları reçetede yazıldığı gibi düzenli alınız. Astımlu çocukların aileleri için bu, ilacın alınmasını denetleme ve doğru alınmasını sağlama anlamına gelir. Sigara dumanı dahil başlatıcı etkenlerden korunma. Astım kronik bir hastalık olduğundan, düzenli aralıklarla doktorunuza görünün. Sizinle düzenli ilgilenen ve durumunuzu bilen aynı doktora görünmeniz de önemlidir. Tedavi sırasında şikayetlerinizde artma olursa, doktorunuza planlanandan önce başvurunuz. Astım konusunda öğütleri, iyi niyetli arkadaşlarınız, yakınlarınız ya da komşularınızdan değil, doktorunuzdan alınız. Herkesin astımı farklıdır. Bir kişiye uygun olan öğüt diğerine uymayabilir. Astım ilaçları güvenli midir? Astım ilaçları genellikle tedavi edilmemiş ya da yetersiz tedavi edilmiş astımdan daha güvenlidir. Doğal terapiler yardımcı olur mu? Astım çoğu kez ilaçla kolayca kontrol edilmektedir. İnsanların çoğu ilaç almamayı tercih edip alternatif tedavi yöntemlerine başvurmak isteyebilir. Doğal terapilerin hiçbirisinin etkinliği bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Doktorunuz tarafından size önerilen tedaviyi uygulamamanız veya kesmeniz tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Astım Çeşitleri Astım Çeşitleri Meslek Astımı Meslek astımı gelişmiş ülkelerde en sık görülen mesleki akciğer hastalığıdır. Sıklığı tam bilinmese de ABD ve Japonya’da yeni tanı alan astım vakalarının yaklaşık olarak yüzde 15’inden sorumludur. Yaklaşık olarak 250 çeşit maddenin meslek astımından sorumlu olduğu saptanmıştır. Bunlar arasında asıl önemli grubu izosiyanatlar oluşturur. İzosiyanatlara bağlı astım bu sektörlerde çalışan işçilerin yaklaşık yüzde 10’unu etkilemektedir. İşe bağlı olarak iki tip astım karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan meslek astımında belirtiler yalnızca iş yerinde ortaya çıkmakta ve dışarıda olmamaktadır. Buna karşılık işin artırdığı astımda önceden var olan bir astımın iş yerindeki çeşitli hava yollarını tahriş eden maddelerle artması söz konusudur. Birinci durumda mutlaka bir sessiz dönem vardır. Bu işe başladıktan sonra haftalar, aylar veya yıllar sonra olabilir. Sessiz dönem olmayan tipinde ise sorumlu madde ile bir kaç kez karşılaşmadan sonra belirtiler ortaya çıkabilir. Uyku Astımı Bazı astım vakalarında geceleri belirtiler şiddetlenir. Bunun kesin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber bu konuda bazı görüşler ileri sürülmüştür. Bu görüşlerden birine göre geceleri insan vücudunda bazı hormonlarda azalma olmaktadır. Bu hormonlar arasında yer alan kortikosteroidler ve adrenalin gibi maddeler hava yollarının genişlemesini de sağladığından bunların azalması durumunda hava yolları daralmakta ve hastalık şiddetlenmektedir. Bunun dışında mideden yemek borusuna kaçış olduğu, geceleri daha çok allerjenle karşılaşıldığı gibi görüşler de konuyu açıklamak için ileri sürülmüştür. Gece astımında hastalar normal ilaçların yanında uzun etkili beta agonist ilaçlar adını verdiğimiz ilaçlardan çok yarar görmektedirler. Egzersize Bağlı Astım Egzersize bağlı astım, ağır fiziksel hareketlerin hava yolları hassas olan kişilerde hava yollarında aniden daralmaya yol açması sonucu oluşur. Başlangıçta yalnızca egzersizle ortaya çıkan astım belirtileri zaman içinde başka etmenler tarafından da oluşturulur. Astımlı hastalarda egzersize bağlı olarak belirtilerin ortaya çıkma sıklığının yüzde 40 - 90 arasında değiştiği rapor edilmiştir. Bu astım tipi daha çok egzersiz sonucu ortaya çıktığı için, fazla egzersiz yapan yaşlarda yani çocuklar ve gençlerde daha sık görülür. Ancak, diğer yaş gruplarında da ortaya çıkabilir. Egzersizden sonra ortaya çıkan ve beş - on dakika süren belirtiler 30 - 60 dakika içinde düzelir. Bu astım tipinde görülen belirtiler diğer astım tiplerinde görülenlerden farklı değildir. Tedavisinde esas olan korumadır. Egzersizden 10 - 15 dakika evvel salbutamol, formoterol, kromolin veya nedokromil alınması ile belirtiler önlenebilir. Günümüzde Astımın Görülme Sıklığı Çok eski zamanlardan beri bilinen bu hastalığın sıklığının özellikle son 15 - 20 yıl içinde giderek arttığı dikkatleri çekmektedir. Çeşitli ülkelerde zaman zaman yapılan araştırmalar astımın 1970’den günümüze kadar bütün dünyada yaklaşık 2 - 4 kat arttığını göstermektedir. Hastalık, genel olarak gelişmiş ülkelerin hızlı sanayileşmiş yörelerinde daha sık görülmektedir. ABD’de astımın genel görülme sıklığı yüzde 5 iken bu rakam New York’da yüzde 8.4’e çıkmaktadır. Yeni Zelanda ve Avustralya’da bazı yörelerde ise sıklık yüzde 20’lerin üzerindedir. Ülkemizde çocukluk dönemindeki astım sıklığı yüzde 4 - 10, erişkin döneminde ise yüzde 2 - 4 arasında değişmektedir. Ekonomik gelişmenin hızlı olduğu ve doğal yaşam koşullarının yerini büyük kentlerin aldığı durumlarda astım sıklığında artış olmaktadır. Zimbabve’nin kırsal kesimlerinde binde bir olan astım sıklığı başkent Harare’de yüzde beşin üstüne çıkmaktadır. Atlas okyanusundaki bazı adalarda ise yaklaşık her üç insandan biri astımlıdır. Bütün bu bilgiler bize astım sıklığının giderek, hem de hızlı bir biçimde arttığını göstermektedir. Astım Tedavisinin Ekonomik Yönü Astımın tıbbi yönlerinin yanında ekonomik yönden de ülke ekonomilerine giderek artan oranda bir yük bindirdiği saptanmıştır. Ülkemizde kullanılan astım ilaçlarının tümü ithal edilmektedir. Hastalığın toplumda ortalama yüzde 5 sıklığında görüldüğü ve tedavinin yıllarca sürdüğü dikkate alınırsa harcanacak paranın ülke ekonomisine bindireceği yük daha iyi anlaşılacaktır Astım Bir Hastalık Olarak Nasıl Başlar? Nasıl Seyreder? Astım Bir Hastalık Olarak Nasıl Başlar? Nasıl Seyreder? Astım, eğilimi olan insanlarda hava yollarının içini döşeyen zarın (buna mukoza denilir) Enflamasyon adı verilen değişmeler sonucunda şişerek tüm hava yolları çapının daralmasıdır. Buna bağlı olarak havanın içeri girişve çıkış zorlaşır. Astımın bir hastalık olarak başlamasının ve seyrinin anlaşılmasında aşağıdaki üç kavramın iyice bilinmesi gerekir. 1. Astıma eğilim, 2. Astıma bağlı hava yolu zarının enflamasyonu, 3. Astım nöbeti 1. Astım Eğilimi Normal insanlarda hiçbir etki ve değişme yapmayan bazı etkenlerin bazı insanlarda awstıma yol açabilmesi özelliğine ASTIM EĞİLİMİ denir. Astım eğilimi iki şekilde olur: A- Katılımla geçen eğilim B- Sonradan edinilen eğilim A- Katılımla geçen eğilim Astımlı insanların bir kısmında anne veya baba tarafında astım bulunur. Hem anne hem de babasında astım bulunan kişilerde astım hastalığı çok daha sık rastlanır. Böyle astımlılarda astım eğilimi kalıtımla ilgilidir. Kalıtımsal astım eğilimi olan astımlılarda belirtiler, genellikle çok erken yaşlarda başlar. Bu bakımdan astımlı anne ve babalar, çocuklarında en ufak solunum problemi bulunursa astım konusunda doktorlarını uyarmalıdırlar. B- Sonradan edinilen eğilim Astımlı insanların bir çoğunun ailelerinde astım ve benzeri belirtiler saptanmaz. Ayrıca bu kişilerde allerji de yoktur. Kalıtımsal bir eğilimi bulunmayan astımlı hastaların büyük bir kısmı halk arasında grip veya soğuk algınlığı olarak ifade edilen, şiddetli bir üst solunum yolu viral infeksiyonundan bir süre sonra astım belirtilerinin başladığını hatırlarlar. Grip, soğuk algınlığı ve başka bir akciğer enfeksiyonu gibi bir hastalık geçiren insanların bazılarında Astıma eğilim oluşur. Buna sonradan edinilen eğilim veya kalıtsal olmayan eğilim denir. Enflamasyon İster kalıtımsal, isterse edinsel olsun astım eğilimi olan insanlarda, başka insanlarda hiçbir etki yapmayan dış etkenler hava yollarının içini döşeyen zarlarda bazı değişmelere yol açar. Bu değişmelere enflamasyon adını veriyoruz. Enflamasyona atopik kimselerde allerjenler yol açabilir. Bunun mekanizmasını biraz önce anlattık. Fakat atopik olmayan insanlarda birçok tahriş edici madde de enflamasyona yol açar. Tahriş edici maddeler enflamasyona nasıl yol açar: Tahriş edici maddelerin veya viral enfeksiyonların etkisi ile hava yolu zarındaki MAST hücreleri adı verilen özel hücreler ve kandan göç eden beyaz hücreler tarafından MEDİATÖR adı verilen bir takım aracı maddeler üretilir. Mediatörler çok çeşitlidir; her birisinin etkisi, oluşma sırası ve oluşma miktarı çok değişkendir. İşte enflamasyon bu mediatörlerin mukozada meydana getirdiği değişmelerden ibarettir. İster allerjiye, isterse başka tahriş edici etkenlere bağlı olsun enflamasyonda, mukozada şu değişmeler meydana gelir. A- Mukoza şişerek kalınlaşır B- Mukus salgılanması artar C- Tıkaçlar oluşur D- Bronş duvarındaki düz kaslar kasılır Enflamasyonun gidişi Enflamasyon birden bire ortaya çıkmaz; astım eğilimi bulunan bir insanda yukarıda açıkladığımız bir takım dış etkenlerle tekrarlayan temaslar sonucunda yavaş yavaş gelişir. Mesela bir üst solunum yolu viral infeksiyonundan sonra enflamasyonun başladığını düşünelim. Eğer hava yolları bundan sonra tahriş edici başka zararlı etkenlere maruz kalmazsa enflamasyon çok hafif seyreder veya bir süre sonra ortadan kalkar. Buna karşılık enflamasyonlu bir mukoza sigara dumanı, kirli hava, havada yüksek oranda bulunan tozlar, soğuk hava vs. gibi irritanlarla tekrar tekrar karşılaşırsa enflamasyon devam eder veya irritanın yoğunluğuna göre şiddetlenir. Enflamasyon bulunan bir mukoza dış etkenlere karşı çok daha hassaslaşmıştır. İşte böyle enflamasyonlu bir mukoza astım nöbetini tetikleyen etkenlere maruz kalırsa astım nöbetleri ortaya çıkar. Enflamasyon bulunmasına rağmen hastanın şikayetlerinin devamlı olması gerekmez. Enflamasyon bulunan mukozanın üstüne astım başlatıcı bir etken etki yapınca nöbet ortaya çıkar. Nöbetlerin ağırlığı enflamasyonun derecesine ve tetikleyen etkenlerin şiddetine göre değişir. Mukozasında enflamasyon bulunan astımlılar nöbet aralarında alışıla gelen astım şikayetlerinden genellikle yakınmazlar. Fakat ısrarla sorulduğu zaman göğüslerinde belli belirsiz bir sıkışma hissi veya nefes yollarında bir dolgunluk bulunduğunu söylerler. Böyle hafif belirtiler bulunan kimselerde özellikle aşırı bir hareketten sonra nöbetler ortaya çıkabilir. Enflamasyon bulunan kimselerde gündüz hiçbir şikayet veya nöbet belirtileri olmadığı halde, gece uykuda (özellikle sabaha doğru) nefes sıkışması ile aniden uyanma olabilir. Astım nöbetlerinin ekseriya uykuda ortaya çıkma sebebi iyi bilinmemektedir. Nöbetler ve enflamasyon ortadan kalksa bile astımlı insanda EĞİLİM’ in kaybolmayacağı asla unutulmamalıdır. Böyle astım eğilimi bulunan bir insanda yıllarca hiçbir şikayet bulunmayabilir. Ancak günün birinde viral bir infeksiyon veya başka bir etkene maruz kalma sonucunda tekrar enflamasyon ve nöbetler başlayabilir. Bu ihtimal daima akılda tutularak astım eğilimi olan kimseler astımı başlatan etkenlere karşı korunma tedbirlerini asla ihmal etmemelidirler. Astım nöbetleri Bir insanın astımlı olması kavramı ile bu insandaki astım nöbetlerinin ortaya çıkmasını birbirinden ayırmak gerektiğini yukarıda açıkladık. Daha önce de belirttiğimiz gibi her insanda astım hastalığı meydana gelmez. Bir insanda astım belirtilerinin ortaya çıkması için önce “astıma eğilim”in bulunması gerekir. Ancak şu noktanın bilinmesi çok önemlidir: Bir insanda astım eğiliminin bulunması bu kimsede mutlaka astım belirtilerinin devamlı olarak bulunmasını gerektirmez. Astım eğilimi bulunan bir insanda hayatı boyunca şikayetli dönemler arasında, kısa veya uzun süren, hiç şikayetsiz dönemler bulunabilir. Şikayetlerin ortaya çıkabilmesi için astım eğilimi olan bir insanda ilk önce hava yollarında yukarıda anlattığımız gibi yaygın enflamasyon adı verilen değişmelerin oluşması gerekir. Bir insanda hava yolu enflamasyonu bulunsa bile bir az önce söylediğimiz gibi hiçbir şikayet bulunmayabilir. İşte hava yolu zarında enflamasyon bulunan bir insanda aniden şikayetlerin ortaya çıkmasına astım nöbeti adı verilir. Hava yollarında enflamasyon varken virüslere bağlı soğuk algınlığı veya başka solunum infeksiyonları, havada bulunan tahriş edici toz veya gazlar (örneğin sigara dumanı veya başka zararlı gazlar vs.) veya aniden soğuk hava solunması, şiddetli egzersiz astım nöbetini başlatabilir. Astım nöbetlerinin ağırlık dereceleri: Şu noktaların bilinmesi çok önemlidir! Bir hastalık olarak astımın hafif veya ağır olması söz konusu olamaz. Bir astımlıda belirli dönemlerde enflamasyon veya nöbetler hafif veya ağır olabilir. Bu ağırlık derecesi de zaman zaman değişebilir. Nöbetler ağır bile olsalar, sonlandıktan sonra hiçbir şikayet bulunmayabilir. Bir astımlıda enflamasyon ve astım nöbetleri 3 farklı derecede karşımıza çıkar: 1. Şiddetli astım nöbeti 2. Orta dereceli astım nöbeti 3. Hafif astım nöbeti Şiddetli Astım Nöbetleri Böyle bir nöbet başlayınca nefesinizde şiddetli bir daralma hissedersiniz. Nefes alıp vermeniz gittikçe güçleşir. Özellikle nefes vermek ve konuşmak zorlaşır. Her nefes alışta boyun kaslarınız kasılır. Dudaklarınız ve parmak uçlarınız morarır. Her nefes alışta göğüsteki kaburgalar arası yumuşak bölgelerin içeri çekildiği gözlenir (özellikle çocuklarda, ince ve zayıf kimselerde). Böyle nöbetler saatler sürebilir. Orta ve Hafif Astım Nöbetleri Astımlı insanlar arasında böyle nöbetlere çok daha sık rastlanır. Orta derecedeki bir astım nöbetinin başlangıcında genellikle göğüste bir sıkışma hissi oluşur. Nöbetler şidetli bir öksürük ile de başlayabilir. Bu öksürüklü dönemler, berrak koyu az miktar balgam çıkarınca sonlanır. Öksürük sırasında ekseriya nefes darlığı olur ve göğüste ıslık sesleri işitilir. Diğer kronik akciğer hastalıklarından farklı olarak astımlıların çıkarttıkları balgam miktarı daha azdır. Çıkan balgam genellikle koyu, sedef renginde ve bir inci tanesi gibi yuvarlaktır. Nöbet sırasında huzursuzluk ve uykusuzluk olur. Astımlı hastalarda nöbetler çok defa uykuda, sabaha doğru ortaya çıkar. Nöbet sırasında soluk alıp verirken hastanın göğsünde ıslık sesleri veya kedi mırıltısı gibi sesler yalnızca hasta tarafından değil başkaları tarafından bile uzaktan işitilebilir. Bu sesler havanın daralmış hava yollarından geçmesi sırasında oluşur. Hafif Astım Nöbetleri Bazı astımlılarda nöbetler gerçekten çok hafiftir. Sadece birkaç dakika sürer. Haftada bir-iki defa gelebilir. Aylarca nöbet gelmeyebilir. Bu kimseler yılda 5-6 defa birkaç hafta süren kendilerinin grip, broşit olarak tanımladıkları rahatsızlık dönemlerinden söz ederler.Bu dönemler gerçekte astım nöbetleridir.Fakat bu kimseler kendilerini hasta kabul etmezler. Gerçekte bu dönemlerde rahatsız ve huzursuzdurlar. Hayatlarını, hareketlerini kendi kendilerine kısıtlarlar. Bu insanlarda astım tedavisi yapılırsa hiç bilmedikleri mutlu bir yaşamın var olduğunu hayretle keşfederler. İşte bu hafif belirtileri olan astımı ortaya çıkarmak hekimin en önemli görevidir. Ancak burada hastanın da şikayetlerinin astıma bağlı olabileceğini kavrayarak hekimini yönlendirmesi gerekir. Diğer taraftan birçok hafif astımı bulunan kimselerde günün birinde çok şiddetli bir nöbet ortaya çıkabilir. Daha kötüsü hasta durumunun vahametini bilmediği için böyle bir durumda deneyimli astımlı gibi önlem de alamaz. Bu bakımdan astım çok hafif belirtilerle beraber olsa bile mutlaka devamlı tedavi gerektiren bir hastalık olarak kabul edilmelidir. Orta veya hafif astım nöbetinde ne yapmalısınız? Nöbetiniz başlayınca doktorunuzun önerdiği astım ilacını derhal alın, dakikasında nefes yolunuz açılır. Bununla beraber bazı durumlarda nefesin açılması için saatler gerekebilir. Eğer önerilen tedavi ile nefesiniz kısa sürede açılmıyorsa derhal doktorunuza başvurun. Astım kontrolünün amacı, nöbetleri tedavi etmek değil, nöbetlerin oluşmasını önlemektir. Bu bakımdan tedavinin esası enflamasyonu önlemek olmalıdır. ASTIM TEDAVİSİ Buraya kadar anlatılanlar göz önünde tutulursa astım kontrolünün TEMELİ’nin enflamasyonu ortadan kaldırmak olduğu kolaylıkla anlaşılır. Astım tedavisinin başarıya ulaşmasında aşağıdaki hususların bilinmesi çok yararlı olur: 1. Astım eğilimini ortadan kaldıracak mucizevi hiçbir tedavi yöntemi yoktur. Buna rağmen enflamasyon kontrol altında tutulursa astımlının hayatı boyunca şikayetsiz bir yaşam sürebileceği de bir gerçektir. 2. Astımın kontrolünde ilk adım enflamasyonu başlatan etkenlerden olabildiğince uzak kalmak veya bunlarla karşılaşmamaya çalışmaktır. 3. İkinci adım enflamasyonu önleyecek ilaçları kesintisiz ve devamlı kullanmaktır. 4. Antienflamatuar adı verilen ilaçların en önemlisi inhalasyonla alınan kortizon türevleridir. Bu ilaçlar bilimin astımlı insanlara sağladığı en önemli armağandır. Son yıllarda kullanım alanına giren ve antilökotrien adını alan ilaçlar da bazı astım vakalarında enflamasyon önleyici olarak çok yararlı olmaktadır. Bu ilaçlar koruyucu olarak gerekirse yıllarca kullanılmalıdır. 5. Astım nöbetleri, enflamasyonu kontrol edilemeyen kimselerde ortaya çıkar. Astım nöbetlerini ilaçlarla durdurmak mümkündür. Fakat astım kontrolünde hekimin görevi nöbeti tedavi etmek değil nöbetlerin kaynağı olan enflamasyonu önlemektir. 6. Astım için mucize ilaç yoktur. Hastalarımız genellikle bir torba ilaç ile bize gelirler. Bu torbanın içinde aynı türevden bir sürü değişik marka ismi taşıyan ilaç bulunur. Bu ilaçların bir çoğu bir işe yaramadığı için bırakılmıştır. ASTIM KRİZİ NEDİR? NASIL ANLAŞILIR? Astımla ilgili belirtilerin ortaya çıkması astım krizi veya astım atağı olarak bilinir. Astım krizi deyimi daha çok, ağır ve hastane tedavisini gerektirecek ciddi durumlar için kullanılır. Ancak, nefes açıcı spreylerin birkaç kez kullanılmasıyla geçecek kadar hafif astım krizleri de olabilir. Astım krizleri çok ani olarak başlayabileceği gibi, birkaç gün içinde yavaş yavaş da gelişebilir. ASTIM KRİZLERİNİN TİPİK ÖZELLİKLERİ -Astım krizlerinin üç temel özelliği vardır: -Havaların değişken olduğu dönemlerde daha sık görülür. -Belirtiler gece sabaha karşı şiddetlenir. -Krizleri doğuran çeşitli faktörler vardır: Alerjenler, sigara dumanı, viral enfeksiyonlar, keskin kokular...gibi. ASTIM KRİZLERİNİN ÖNCÜ BELİRTİLERİ Bazı hastalar astım krizinin başlayacağını önceden hissedebilirler. Birçok hastada, boğazda yanma, hapşırık krizleri, burun tıkanıklığı, su gibi burun akıntısı, gıcık şeklinde öksürük gibi burun ve boğazla ilgili öncü belirtiler vardır. Burun, çene, ense ve saçlarda kaşıntı hissi de astım krizlerine öncülük edebilir. Bazı astımlılar ise enseme, kol, bacak ve sırtta kızarma, terleme ve ağrı gibi belirtileri kriz habercisi olarak bildirmişlerdir. Özellikle, çocuklardaki astım krizlerinde nezle, farenjit… gibi üst solunum yollarının viral enfeksiyonlarının çok büyük önemi vardır. Çocuğun önce burnu akar, hapşırır veya boğazı ağrır ve hemen o gece veya ertesi gün öksürük, hırıltı, nefes darlığı… şikayetleri başlar. ASTIMIN DERECELENDİRİLMESİ Astımın belirtilerinin ağırlığı ve görülme sıklığına göre üç derecesi vardır. •Hafif astım: Hastalar günlük olağan etkinliklerini rahatlıkla yapabilirler, ancak ağır eforlarda zorlanma olabilir. Haftanın 1-2 günü ilaç tedavisi ile düzelen belirtiler vardır. Geceleri gelen astım krizleri ayda 1 veya 2’den fazla değildir. •Orta derecede astım: Öksürük ve hırıltılı solunum her gün olmasa bile uzun süreli olarak hep vardır. Haftada en az 1-2 kere yoğun ilaç tedavisini, yılda 2 kez de hastanede tedaviyi gerektirecek kadar ağırlıkta krizler olur. Bu hastalarda, haftanın birçok gününde gece uykudan uyandıran nöbetler de vardır. •Ağır astım: Öksürük ve hırıltılı solunum bazen çok şiddetlenerek her gün vardır. Bu hastaların her 3-4 ayda bir hastaneye yatırılarak ve bazen de yapay solunum uygulanarak tedavileri gerekir. Hemen her gece uykudan uyandıran astım krizleri görülür, hatta çoğu günler uyumak hiç mümkün değildir. Günlük hareketler de ileri derecede kısıtlanmıştır. AĞIR ASTIM KRİZİ NASIL ANLAŞILIR ? Bazı astım krizleri hastanın yaşamını tehlikeye sokacak kadar ağır olabilir. Böyle hastaların bir an önce hastaneye kaldırılmaları gerekir. Bu ağır krizler, çoğu kez, düzenli tedavi görmeyen hastalarda yavaş yavaş gelişir. Bazen de, birkaç saat, hatta birkaç dakika içinde bile ağır astım krizleri gelişebilir. Hem hastalar ve hem de yakınları tarafından iyi bilinmesi gereken ağır astım krizinin başlıca belirtileri şunlardır: •Dudaklarda, tırnak yataklarında ve dilde morarma olması •Şuur bozukluğu, uyuklama hali •Nefes alma sayısının dakikada 25’ ten fazla olması •Göğüs duvarı ile karın duvarı hareketlerinin uyumsuz olması •Kalp atışlarının (nabzın) dakikada 120’ den fazla olması •Nefes alırken kaburga aralıklarının içeriye doğru çekilmesi •Kolları bir yere dayayarak ve yardımcı solunum kaslarını kullanarak solunum yapılması •Konuşurken kısa bir cümleyi bile bir kerede söyleyememek •Kan basıncının çok yükselmesi veya giderek düşmeye başlaması •Hastanın aşırı bir korku ve panik içinde olması, terlemesi ASTIM KRİZİ NEDİR? NASIL ANLAŞILIR? Astımla ilgili belirtilerin ortaya çıkması astım krizi veya astım atağı olarak bilinir. Astım krizi deyimi daha çok, ağır ve hastane tedavisini gerektirecek ciddi durumlar için kullanılır. Ancak, nefes açıcı spreylerin birkaç kez kullanılmasıyla geçecek kadar hafif astım krizleri de olabilir. Astım krizleri çok ani olarak başlayabileceği gibi, birkaç gün içinde yavaş yavaş da gelişebilir. ASTIM KRİZLERİNİN TİPİK ÖZELLİKLERİ -Astım krizlerinin üç temel özelliği vardır: -Havaların değişken olduğu dönemlerde daha sık görülür. -Belirtiler gece sabaha karşı şiddetlenir. -Krizleri doğuran çeşitli faktörler vardır: Alerjenler, sigara dumanı, viral enfeksiyonlar, keskin kokular...gibi. ASTIM KRİZLERİNİN ÖNCÜ BELİRTİLERİ Bazı hastalar astım krizinin başlayacağını önceden hissedebilirler. Birçok hastada, boğazda yanma, hapşırık krizleri, burun tıkanıklığı, su gibi burun akıntısı, gıcık şeklinde öksürük gibi burun ve boğazla ilgili öncü belirtiler vardır. Burun, çene, ense ve saçlarda kaşıntı hissi de astım krizlerine öncülük edebilir. Bazı astımlılar ise enseme, kol, bacak ve sırtta kızarma, terleme ve ağrı gibi belirtileri kriz habercisi olarak bildirmişlerdir. Özellikle, çocuklardaki astım krizlerinde nezle, farenjit… gibi üst solunum yollarının viral enfeksiyonlarının çok büyük önemi vardır. Çocuğun önce burnu akar, hapşırır veya boğazı ağrır ve hemen o gece veya ertesi gün öksürük, hırıltı, nefes darlığı… şikayetleri başlar. ASTIMIN DERECELENDİRİLMESİ Astımın belirtilerinin ağırlığı ve görülme sıklığına göre üç derecesi vardır. •Hafif astım: Hastalar günlük olağan etkinliklerini rahatlıkla yapabilirler, ancak ağır eforlarda zorlanma olabilir. Haftanın 1-2 günü ilaç tedavisi ile düzelen belirtiler vardır. Geceleri gelen astım krizleri ayda 1 veya 2’den fazla değildir. •Orta derecede astım: Öksürük ve hırıltılı solunum her gün olmasa bile uzun süreli olarak hep vardır. Haftada en az 1-2 kere yoğun ilaç tedavisini, yılda 2 kez de hastanede tedaviyi gerektirecek kadar ağırlıkta krizler olur. Bu hastalarda, haftanın birçok gününde gece uykudan uyandıran nöbetler de vardır. •Ağır astım: Öksürük ve hırıltılı solunum bazen çok şiddetlenerek her gün vardır. Bu hastaların her 3-4 ayda bir hastaneye yatırılarak ve bazen de yapay solunum uygulanarak tedavileri gerekir. Hemen her gece uykudan uyandıran astım krizleri görülür, hatta çoğu günler uyumak hiç mümkün değildir. Günlük hareketler de ileri derecede kısıtlanmıştır. AĞIR ASTIM KRİZİ NASIL ANLAŞILIR ? Bazı astım krizleri hastanın yaşamını tehlikeye sokacak kadar ağır olabilir. Böyle hastaların bir an önce hastaneye kaldırılmaları gerekir. Bu ağır krizler, çoğu kez, düzenli tedavi görmeyen hastalarda yavaş yavaş gelişir. Bazen de, birkaç saat, hatta birkaç dakika içinde bile ağır astım krizleri gelişebilir. Hem hastalar ve hem de yakınları tarafından iyi bilinmesi gereken ağır astım krizinin başlıca belirtileri şunlardır: •Dudaklarda, tırnak yataklarında ve dilde morarma olması •Şuur bozukluğu, uyuklama hali •Nefes alma sayısının dakikada 25’ ten fazla olması •Göğüs duvarı ile karın duvarı hareketlerinin uyumsuz olması •Kalp atışlarının (nabzın) dakikada 120’ den fazla olması •Nefes alırken kaburga aralıklarının içeriye doğru çekilmesi •Kolları bir yere dayayarak ve yardımcı solunum kaslarını kullanarak solunum yapılması •Konuşurken kısa bir cümleyi bile bir kerede söyleyememek •Kan basıncının çok yükselmesi veya giderek düşmeye başlaması •Hastanın aşırı bir korku ve panik içinde olması, terlemesi Astım Nedir? Astım bronşların kronik yan ayık bir hastalığıdır. Bu kronik enflamasyon sonucunda insanlarda tekrarlayan öksürük nöbetleri, hırıltı solunum, nefes almada zorluk ortaya çıkar. Bronşlar çeşitli allerjenlere, kimyasal solunum, sigara dumanına, soğuk havaya ve egzersize duyarlı hale gelirler. Bu uyaranlar ile karşılaştıklarında bronşlarda ödem, kasılma ve salgı oluşması meydana gelir. Ortaya çıkan solunum sıkıntısı ya kendiliğinden ya da ilaçlarda kaybolur. Astım tedavisi uygun şekilde planlandığı ve kullanıldığı zaman bu yangı azalır; yakınmalar ve astıma bağlı problemlerin çoğu kaybolur. Astım Ne Zaman Düşünülmeli? Göğüste tekrarlayan hırıltı. Özellikle sabaha karşı veya sabah ortaya çıkan kuru, inatçı öksürük, Gece öksürük veya nefes darlığı ile uyanma, Merdiven çıkma, hızlı yürüme, koşma gibi eforlardan sonra öksürük ya da hırırltı solunum, Bazı mevsimlerde ortaya çıkan nefes darlığı, Allerji yapan maddeler ise ve/veya kimyasal irritanlar ile karşılaşıldığında ortaya çıkan öksürürk veya hırıltı solunum veya nefes darlığı, Sık "göğüse inen" nezle olduğunda astım olasılığı akla gelip, doktora başvurulmalıdır. Astım Niçin Tetkik Edilmeli? Astıma yönelik tetkikler kriz anında veya krizi izleyen günlerde yapılmamalıdır.Bu tetkikler, kişinin iyi olduğu dönemlerde yapılmalıdır. Bu tetkikler sonucunda üç soruya yanıt verilmelidir: Gerçekten Astım Mı? Bronş darlığının ilaçlar ile ne derece düzeldiğinin saptanması: Nefes açıcı ilaç öncesi ve sonrası solunum foksiyon testi yapılarak belirlenir. Bronşlarda, krizler arasında darlık oluyor mu? Bronş akım hızlarının ölçülmesi: Tepe Akım Hızı'nın bir cihaz ile ölçülmesi Ortaya çıkartan faktörler neler? Bu faktörlerin belirlenmesi Astımı Ortaya Çıkaran Faktörler Nelerdir? Çevresel Faktörler: Dış çevre: Polenler, hava kirliliği İç Çevre: * Ev içindeki hayvanlar, kimyasal maddeler. * İşteki kimyasal maddeler buharlar. Kriz Başlatan Faktörler: Allerji: Allerjinin belirlenmesindeki ilk adım, hastanın iyi sorgulanmasıdır. Yakınmaların Mevsimler ile ilgisi, evcil hayvan varlığı, rutubet, ev tozu akarları (halı,yün veya pamuk yatak, yorgan), mesleki etkenlerin belirlenmesi önemlidir. Ayrıca kişide saman nezlesi, cilt allerjileri, besin allerjisi olması, ailesinde allerji, astım öyküsü olması önem taşır. İkinci adım, allerji cilt testleri ile etken maddelerin saptanmasıdır. Bu testler uzman doktor tarafından uygulanmalı ve yorumlanmalıdır. Ev tozu akarları, ağaç polenleri, ot polenleri, klif mantarları, evcil hayvanlar standart olarak test edilmektedir. Daha sonra allerji düzeyini belirlemek amacı ile detaylı kan tetkikleri yapılır. Egzersiz: Egzersiz, astımı bir efor yapıldıktan sonraki dakikalarda ortaya çıkar, öksürük ve hırıltı solunum ile kendini belli eder. Özellikle gençlerde hızlı yürüme , koşma sonucunda ortaya çıkar. Egrezsiz öncesi nefes açıcı ilaç alımı ise önlenir. Enfeksiyonlar: Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında astım atakları gelişebilir. Özellikle viral enfeksiyonlar bu ataklardan sorumludur. Sinüzit: Astımlı hastalarda sinüs hastalıkları görülür. Sıklıkla bakterilerin neden olduğu sinüzit saptanır. Aspirin: Değişik bir astım türü aspirin grubu ilaçlar ise tetiklenen ve bunun da polipler ile birlikte görünen, SAMTER SENDROMU denen astımdır. Bu grup hastalar aspirin ve mon-steroid antienflamatuar ilaçlar yasaklanmalı, burun polipleri ameliyat edilmelidir. Mide AsiDi: Mideden başlayıp göğüse doğru çıkan şiddetli yanma ve ağrı mide asidinin yemek ve nefes borusuna kaçtığının göstergesidir. Özellikle yemeklerden sonra, ortaya çıkar, yatar pozisyonda ve öne doğru eğilince artar; bazen öksürük ve hırıltı solunuma neden olur. Bu duruma reflü denilir ve astımı tetikleyen etkenlerdendir. Meslek: Astımların %5-10'u mesleki astımdır. Özellikle otomobil boyacıları, kimyasal madde kullanılan laboratuvarlarda çalışanlar, kuaförler de görülür. Hava kirliliği: Hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde öksürük ve hırıltı solunumu daha sık görülür. Astım hastalarının ortaya çıkması sıklaşır. İrritan Maddeler: Böcek ilaçları, solvanlar, boya spreyleri, amonyak veya klorhidrik asid buharı astım krizi ortaya çıkartır. Rutubet: Ev tozu akarları ve küf mantarları rutubetli ortamlarda sık görüldüğünden, allerjik astım oluşmasında rutubetin rolü büyüktür. Psikolojik Faktörler: Heyecan, sıkıntı gibi durumlarda hastaların yakınmalarında ve özellikle nefes darlığında artış olur. Astım Tedavisi Astım hastasının normal yaşantısını sürdürmesi gerekmektedir. Gece yakınmalarının olmaması, olabildiğince az sayıda astım krizi veya otağı ortaya çıkması, acil olarak hastaneye başvurmamak, ihtiyaç halinde nefes açıcı ilaç kullanımının olmaması, fizik aktivitelenin sınırlanmaması, solunum fonksiyonlarının olabildiğince normalleştirilmesi , ilaçların yan etkilerinin olmaması ancak uygun bir idame tedavisinin ile mümkündür. İdame tedavisinde öncelikli olarak solunum yolu ile alınan sprey veya toz halinde uzun etkili bronş açıcılar ve kortizon kullanılmaktadır. Bu İlaçlar hamilelerde de kullanılabilir. Belirli hasta gruplarında, standart allerjen ekstreleri ise, uzman doktor tarafından uygulanan aşılar da kullanılabilir. Önemli olan astım ile birlikte yaşamayı öğrenmektedir. Astım Nedir? Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar:
Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı şeklinde ifade edebilir. Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur. Astımın Bulguları Nelerdir?
Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz: 1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler ) Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır: Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler ) Çiçek tozları ( polenler ) Küf Hayvan tüyü 2. Enfeksiyonlar Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır. 3. Hava değişimi Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir 4. Egzersiz Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz. 5. Irritanlar ( tahriş ediciler ) Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir. Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?
Uygun bir tedavi ile astımın bulguları kontrol altına alınabilir. Ancak en etkili tedavi bile astımı tamamen ortadan kaldıramaz. Bunun nedeni hastalığa sebep olan temel bozukluğun tam olarak bulunamamış olmasıdır. Gerekli çevre önlemleri ve ilaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilir. Doktorun önerileri, çabaları ve tedavisi hastanın ailesi ve kendisi uyum gösteremezse tek başına yarar sağlamaz. Astım tedavisinin başarılı olması için en önemli nokta doktor ve hasta ailesi arasındaki uyumdur. Tedavi iki bölümden oluşur: 1. Çevre Düzenlemesi: Hastalığın alevlenmesine sebep olan çevresel faktörler varsa, doktorunuz bazı çevresel değişiklikler yapmanızı önerecektir. Bunlar: a) Allerjenlerden kaçınma Ev tozu akarı -Ev tozu akarı gözle görülmez fakat her evde bulunur. -Örümcek ve kenelerle akraba olan akarlar insanı ısırmaz ve hastalık bulaştırmazlar. -Akarların allerji oluşturan kısımları artıklarıdır. Bu artıklar ağırlıkları nedeniyle pek havada kalmazlar. Ancak ev temizliği yaparken havalanırlar, burundan içeriye girerek allerjiye sebep olurlar. -Evde en sık bulundukları yerler yatak, yastık, halı, kanepeler, yatak örtüleri, doldurulmuş oyuncakların içidir. -Akarlar insan derisinin döküntüleri ile beslenirler. Bu yüzden yaşamaları için en ideal yer yataklardır. Hayvan ( kedi, kuş, köpek ) tüyü ve atıkları Allerjenler sadece evde beslenen hayvanlar üzerinde değil, kuştüyü yastıklarda ve hayvan derisinden yapılmış diğer eşyalarda da bulunur. Küf mantarı ( rutubet ) Evde Allerjenlerden Korunmak İçin Alınacak Önlemler Nelerdir ? Yatak odasında: -Yatak ve yastığı hava geçirmeyen bir materyal ile kaplayın ( Amerikan bezi, sentetik kumaş gibi ). -Mümkünse şilteyi yaylı yatak ile değiştirin. -Yünlü ve tüylü battaniye kullanmayın. -Kuş tüyü yastığı sentetik ( elyaf ) yastıkla değiştirin. -Tüm yatak kılıfı, yastık kılıfı, battaniyeleri haftada bir, en az 60 derece suyla yıkayın. -Mümkünse halıları kaldırın ve yerleri temiz tutun. Eğer halıyı kaldıramıyorsanız, doktorunuzun tavsiye edeceği maddeler ile temizleyin. -Temizlik yapılırken, çocuğunuzu evden uzaklaştırın yada maske takın. -Odada toz tutacak fazla eşyayı ( kitap, tüylü doldurulmuş oyuncaklar gibi ) ya odadan çıkarın yada dolaba koyup, kapısını kapalı tutun. -Mümkünse klima ( hava serinletici ) kullanın. -Evde hayvan beslemeyin; besliyorsanız yatak odasına kesinlikle sokmayın. -Evde bir nem ölçer bulundurarak, nem oranını %25 ile %50 arasında tutunuz. -İçi doldurulmuş koltuk yerine tahta veya plastik eşya tercih ediniz. -Perdelerinizi sentetik materyalden seçin, kadife olmasın. Mutfak, banyo ve küflü yerlerde: -Sık sık havalandırın ve deterjanla temizleyiniz. -Nemli yerlerde halı bulundurmayınız. -Lavabo altlarını ve tuvaletin arka kısımlarını temiz ve kuru tutunuz. -Hamam böceklerini ve fareleri mutlaka yok ediniz. Evin diğer kısımlarında: -Mümkünse halıları kaldırınız. -Çocuğunuzun sofa, koltuk üzerinde uyumasına izin vermeyiniz. -Toz alırken ıslak bez kullanarak tozun havalanmasını engelleyiniz. -Evdeki çiçeklerin üzerinde küf olmasın, kontrol ediniz. -Mümkünse hava tahliye kısmında ev tozlarını tutarak havaya karışmasını önleyen HEPA filtresi olan elektrik süpürgelerinden birini tercih ediniz. b. İrritanlardan Kaçınma: · Bu grupta en zarar veren etken sigaradır. Astımlı bir kişinin yaşadığı evde ( evin tüm odaları dahil ) sigara içilmesine kesinlikle izin verilmemelidir. · Odun ve kömür sobaları tahriş edici tanecikler ve kokular saldıklarından mümkünse ısınmak için başka bir yola başvurulmalıdır. · Saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri, sinek ilacı ve hava kirliliği de tahriş edicidir. Hasta bunlardan etkileniyorsa, mümkünse temas önlenmelidir. c. Emosyonlar ( psikolojik stres ): Astımlı çocuğun onu destekleyen sıcak ve samimi bir ev ortamına ihtiyacı vardır. Evde yaşayan kişilerin bu kronik hastalığın tedavisine ve kontrol altına alınmasına yaklaşımları iyi yönde olursa, tedavinin başarısı artar. 2.İlaç Tedavisi: I- İnhaler ( hava yolu ile verilen ) Rahatlatıcılar: a) Kısa etkili rahatlatıcılar ( Ventolin, Bricanyl ): - Bu ilaçlar hava yollarının çeperini saran ve nöbet sırasında kasılan kasları gevşeterek hava yollarını genişletirler. - Ağız içine püskürtülen formları ( inhaler ) 15 dakika içinde etki etmeye başlar, 4 saat sonra bu etki kaybolur. Bu nedenle nöbet sırasında ilk kullanılacak ilaç grubudur. - Egzersiz yapmadan 15 dakika önce kullanılırsa , egzersiz sırasında gelişebilecek rahatsızlığı engeller. -Aşırı dozda kullanılırsa kalp hızını arttırır ( fazla kahve içmiş gibi ). Ellerde titreme olabilir. Çocukta artan yaramazlık izlenebilir. b) Uzun etkili rahatlatıcılar ( Serevent, Foredil, Volmax ) - Oral ( ağız yolu ) veya inhaler ( püskürtme ) formları vardır. - Oral yolla kullanılanlar astım atağı sırasında doktorunuzun önerisi ile 3-7 gün süre ile verilir. - Inhaler yolla kullanılanlar normal dönemde hasta atakta değilken, gün içinde veya gecelerii uykudan uyandıran nefes darlığı, vızıltı veya öksürük olduğu durumlarda sabah 1 akşam1 kez şeklinde kullanılır. - Doktorunuzun önerisi dışında kullanılmaz. II- Önleyiciler: a) İntal: - Koruyucu bir ilaçtır. Gelecek olan nöbeti önler. - Hiç bir yan etkisi yoktur. - Ancak bu ilaç sıkışıklığı olan cocuğa hiç bir yarar sağlamaz. - Başlangıçta günde 4 kere sonra 3 kere kullanılabilir. b) İnhaler yolla kullanılan steroidli ilaçlar: ( Pulmicort, Flixotide gibi ) - Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır, yapışkan balgamın oluşumunu engeller. - Hava yollarının uyaranlara karşı duyarlığının azaltır. - Gelecek olan nöbeti önler. - Spreyler şeklinde verilen şekli vücut dolaşımına geçmediği için doktorunuzun tavsiye ettiği dozda yan etki göstermez. - Ağızda kötü bir tad bırakabilir. Nadiren ağızda pamukcuk oluşumuna yol açabilir. Bunu engellemek için su ile gargara yapmak yeterlidir. - Astım tedavisinin en etkili ilacıdır. c) Oral ( ağız yolu ile ) steroidler ( Prednol, Deltacortril ) - Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır. - Yapışkan balgamın ( mukus ) oluşumunu engeller - Hava yollarının uyaranlara karşı olan duyarlılığını azaltır. - Hava yollarının Ventolin, Bricanyl gibi rahatlatıcılara olan yanıtını arttırır. - Olabilecek yan etkiler kullanıldığı süre ve dozla ilgilidir. - Doktor tavsiyesi dışında kullanılamaz ve doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanılmalıdır. - Astım atağı sırasında püskürtme veya hava yolu ile kullanılan ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda doktor tarafından önerilir. - Genellikle 3-7 gün süre ile verilir. ASTIM HASTASI MIYIM? Bazı şikayetleriniz var: öksürük, nefes darlığı, hırıltı... Bunlar zaman zaman tekrarlıyor... Merak ediyorsunuz: Ben astım mıyım? Unutmayın, her öksürük ya da hırıltılı solunum astım değildir. Ancak yine de önemsenmesi gereken belirtilerdir. Astımda bu belirtilerin birtakım özellikleri vardır: ÖKSÜRÜK
![]() HIRILTILI SOLUNUM
VİZİNG (HIŞILTI)
BALGAM ÇIKARTMA
![]() GÖĞÜSTE SIKIŞMA HİSSİ
![]()
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ASTIM Astım nefes darlığı, öksürük ve bazen de koyu kıvamlı balgam çıkarmayla seyreden, akut ya da subakut dönemlerle belirlenen bir hastalıktır. - Nedenleri Astımın iç ve dış nedenlere bağlı iki türü bilinir. Organizmaya dışardan giren alerjik nitelikli etkenler dış nedenlere bağlı astıma; enfeksiyonlardaki gibi hastanın vücudunda bulunan etkenler ise nedenlere bağlı astıma yol açar. Bronşiyal astım daha çok alerjik bir hastalık olarak bilinir, ama hastalığın üçüncü bir türünden daha söz edilmelidir. Astım olgularının üçüncü türü, solunum yolu enfeksiyonlarının kötü sonuçlarına bağlıdır, bu durum özellikle çok genç ya da çok yaşlı kişilerde görülür. Etkenleri genellikle bakteri ya da virüsler olan enfeksiyonlar sıradan bir soğuk algınlığındaki gibi görece hafif gidişli olabilir. Ama görünürde çok sıradan olan bu hastalık tabloları sessizce astıma doğru ilerler. Bronşiyal astımı olan hastaların üçte birinde, ruhsal ve duygusal gerginlikler de önemli bir neden oluşturur. Bronşiyal astımla ruhsal süreçler arasındaki karşılıklı etkileşim oldukça karmaşıktır. Duygusal değişimler astım nöbetlerini başlatmakla kalmaz, aynı zamanda alerjik ya da enfeksiyona bağlı astım biçimlerinin şiddetini artırarak ya da azaltarak nöbetlerin klinik tablosunu da değiştirebilirler. Bronşiyal astım yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir, ama olguların üçte biri ergenlik döneminden önce başlar ve ileri yaşlarda sıklığı azalır. Kentsel alanlarda yaşayanlara oranla, kırsal bölge nüfusunda daha az görülür; hava kirliliği oranı üksek olan ortamlarda çalışan ya da yaşayanlarda daha yaygındır. Bronşiyal astımı başlatan nedenler Ø Solunum yolu ile alınan alerjenler: Duyarlı bir organizmaya girdiklerinde alerjik tepkimelere neden olan tüm maddelere alerjen denir. Astımda rolü olan alerjenle daha çok solunum yolu ile organizmaya giren maddelerdir. Bunlar çiçek tozları, mantar sporları, hayvan kılları ve küçük deri asalaklarıdır. Ø Aspirin ve başka ilaçlar: Bazı alerjik hastalarda aspirin alerjik bir nöbete neden olabilir. İlaçlara bağlı alerjik görünümler değişik tablolara yol açabilir. Astımın yanı sıra kızarıklık ve yaygın kaşınma ile seyreden kurdeşen ve deri iltihapları da görülebilir. Ø Çevreyle ilgili etkenler: Bazı kişiler, alerjenlerin ve hava kirliliğine yol açan maddelerin yüksek yoğunlukta olduğu çevre koşullarında astım bulguları gösterirler. Bu durum özellikle büyük kentlerde ve sanayi bölgelerinde, ısı değişimlerinde ya da atmosfer hareketlerinin durgunlaştığı dönemlerde ortaya çıkar. Ø Mesleki etmenler: Endüstride kullanılan kimyasal maddelerden birçoğu astıma yol açabilir. İşyerinde bulunan herhangi bir madde astım nöbeti doğurabilir. Bu nedenle her iş sektöründe alerjik görünümler ortaya çıkabilir. Ø Enfeksiyonlar: Üst solunum yolu enfeksiyonları bir astım nöbetini ortaya çıkaran ya da belirtileri ağırlaştıran en önemli uyaranlardan biridir. En çok virüs enfeksiyonlarının etkili olduğu bilinir. Ø Fizik egzersizleri: Şiddetli egzersiz yapmak da astım nöbetine yol açabilir. Fizik egzersizin yol açtığı astım nöbeti özellikle çocukluk yıllarında ağır ve çözülmesi güç bir sorundur. Çünkü çocuklar oynama, koşma gibi etkinliklerinin sınırlandırılmasını istemezler. Ø Duygusal gerginlikler: Bazı kişilik özellikleri ve ruhsal zedelenmelerle bronşiyal astımın doğuşu arasındaki ilişki halen tam olarak aydınlatılamamıştır. Ama çocukluk çağında başlayanlar başta olmak üzere nöbetlerin hiç değilse yarısının altında ruhsal kökenli bir mekanizmanın yer aldığı sanılır. - Belirtileri Hastalığın başlangıcı birden başlayan astım nöbeti biçiminde olabilir. Ama nöbet öncesinde, hafif bir soğuk algınlığına benzeyen bazı geçici belirtiler de görülebilir. Göğüs kemiği çevresinde ağrı nöbeti, bronşlarda balgam artışı, solunum güçlüğü, göğüste baskı duygusu gibi bulguların kaynağı bazı kokular, bazı maddeler ya da hayvanlar olabilir. Huzursuz, sıkıntılı, çöküntü içinde ve uykusuz olan hasta astım nöbetinin ilk belirtilerini genellikle iyi tanır. Astım nöbetinin en sık görülen ilk bulgularından biri koku duyusunun yitirilmesidir; nöbetin sonlarına doğru bu duyu genellikle geri gelir. Nöbetlein tipik tablosu balgamsız hırıltılı bir solunum, göğüste sıkışma ve boğulma duygusu ile başlar; daha sonra boğulma duygusu, sıkıntılı bir hava açlığına dönüşür, hasta giderek artan bir korkuyla tüm çabalarına karşın, etkili solunum yapamaz, göğüs kafesinin genişlemesinin engellendiğini zanneder. Korkulu, gergin ve huzursuz olan hasta, solunumunu kolaylaştıracak bir konum arar. Yüzü solgunlaşır ve morarır, gözleri dışarı fırlar, konuşma güçlüğü çeker. Soluk alma kısa sürelidir, çok az hava alabilir ve aldığı havayı hemen dışarı verir. Bronşiyal astım nöbetlerinin süresi oldukça değişkendir. Birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Solunum yavaş yavaş normale döner, sıkıntı yerini bir rahatlama duygusuna bırakır. Ağır tehlike şimdilik aşılmıştır, yüz çizgileri yumuşar, öksürükle birlikte son derece yapışkan, beyaz renkli bir balgam çıkarılır; kas gerginliği kaybolur. Derin bir yorgunluk duygusuyla hasta uykuya dalar. Nöbetin sonunda genellikle fazla miktarda açık renkli bir idrar çıkarılır. - Tedavi Astımda tedavinin iki amacı vardır: 1-) Bronş kaslarının kasılmasının giderilmesi, bronş mukozasında ödemin ve mukus salgısının azaltılmasıyla astım nöbetinin denetlenmesi 2-) Duyarlı olunan etkenlerden (çiçek tozları, ev tozları vb) duyarsızlaştırma, ruhsal etkenlerin belirleyici olduğu olgularda ruhsal tedavi ile nedenlerin ortadan kaldırılması (özgül tedavi). Duyarsızlaştırma tedavisinde alerjik madde özütü giderek artan dozlarda hastaya şırınga edilir. Başarılı bir sonucun elde edilebilmesi için bu tedavinin en az 3-4 yıl sürdürülmesi gerekir. Bronş enfeksiyonlarıyla birlikte görülen, içsel etkenlere bağlı astım biçimlerinde en etkili koruyucu tedavi, antibiyotik tedavisidir. Ruhsal tedavi özellikle çocukların bronşiyal astımlarında yararlıdır. Bazı olgularda anne babasının da ruhbilim muayenesinden geçmesi ve gerekirse tedavi görmesi gerekebilir. Astım Astım Nasıl Bir Hastalıktır? Nefes alma sırasında atmosfer havasının solunum olayının olduğu alveol denilen hava boşluklarına naklini sağlayan iletici hava yollarında daralma, tıkanıklık ve buna bağlı olarak hava akımında zorlukla karakterize bir hastalıktır. Hava yollarında mikrobik olmayan süreğen bir iltihaplanma söz konusudur. Astım Allerjik Bir Hastalık mıdır? Astım her zaman olmasa da olguların çoğunda allerjik zeminde gelişen bir hastalıktır. Bilhassa çocuklukta başlayan astım için bu daha belirgindir. Ancak, Kişinin allerjik tabiatlı (atopik) olması astım olmasından ayrı bir şeydir. Diğer allerjik hastalıklar (rinosinüzit, konjonktivit, dermatit, ürtiker) astımla birlikte bulunabilir veya bu hastalıklar varken astım olmayabilir. Aksine astımı olduğu halde allerjisi olmayabilir. Astım Kimlerde Görülür? Astım, erkek-kadın herkeste; çocuk-erişkin her yaşta ve dünyanın hemen her yerinde rastlanan bir hastalıktır. Astım Sık Rastlanan Bir Hastalık mıdır? Astımlı hastaların sıklığı coğrafi bölgelere, yaşam koşullarına ve sosyo-kültürel özelliklere bağlı olarak toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Toplumda yaşayanların %10’dan daha fazlasında görüldüğü bildirilen yöreler yanında %1’den az sıklıkla rastlanıldığı bölgeler söz konusudur. Ülkemizde de durum aynıdır. Ortalama sıklığın %5-6 civarında olduğu tahmin edilmektedir ki, ülkemiz koşullarında bu, her 3-4 evden birisinde bir astımlı hastanın yaşadığı anlamına gelmektedir. Astım İrsi Bir Hastalık mıdır? Bazı hastalıklar genetik geçişlidir. Anne veya babadan ilgili genetik kodu alan kişilerde çevresel değişkenler ne olursa olsun hastalık mutlaka ortaya çıkar. Bazı hastalıklar ise tamamen çevresel koşullara bağlı olarak gelişir. Astım bu iki grup hastalıktan farklıdır. Hastalığın ortaya çıkmasında hem genetik yatkınlık hem de çevresel faktörler birlikte rol oynar. Her iki belirleyici de hastalığın ortaya çıkmasında tek başına yeterli değildir. Astımlı Anne veya Babanın Çocukları Astımlı Olarak mı Doğar? Anne ve babası yada bunlardan birisi astımlı olan çocuklarda astım görülme olasılığı toplunda görülen astım sıklığından biraz daha fazla olmakla birlikte, böyle bir çocuğun mutlaka astımlı olacağı söylenemez. Ailede astım vb allerjik hastalıklar varsa doğacak çocukların korunması amacıyla uygun çevresel koşulların sağlanması yararlı olacaktır. Hangi Çevresel Faktörler Astıma yol açmaktadır? Astıma neden olan, astım gelişimine katkıda bulunan veya astımlı kişilerde nöbetleri tetikleyen çeşitli risk faktörleri tanımlanmıştır. Bunlardan bazıları kaçınılabilir, düzeltilebilir durumlardır. Tüm dünyada, ev tozu akarları ile evde beslenen kedi gibi hayvanlar; hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşereler ve küf mantarları en sık rastlanan astım nedenleridir. Polenler (ağaç, ot,çimen), aspirin gibi ilaçlar ve bazı iş yerlerinde maruz kalınan mesleki uyarıcılar da astımla sonuçlanan allerjik duyarlılığın gelişimine yol açarlar. Ayrıca sigara dumanıyla temas, solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği, bazı gıdalar ile bunlara ilave edilen katkı maddeleri de bilhassa erken çocukluk döneminde astım gelişimine katkıda bulunurlar. Bu nedensel ilişki gösteren faktörlerin tümüne ilaveten iklim değişiklikleri (sisli, yağışlı, kapalı havalar), psikojenik stresler, egzersiz gibi değişkenlerin ise astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir iken astımı olmayanlarda bu yönde etkileri yoktur. Yine sinüzit, burunda polipler, yemek borusuna mide asidinin geri kaçak yapması gibi bazı durumlar astımlılarda sık görülmekte ve hastalığın tedavi ve kontrolünü güçleştirmektedirler. Meslek İle Astım Arasında Bir İlişki Var mı? Evet. Astım bazen bir meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkabilir. En sıklıkla fırıncılar, kuaförler, boyacılar, çiftçiler, kereste ve mobilya işinde, gıda sektöründe çalışanlar olmak üzere bir çok iş kolunda işyeri ortamında karşılaşılan bazı maddelere bağlı olarak astım gelişir. Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, tatil zamanlarında veya işyerinden uzakta geçirilen günlerde azalması, aynı işyerinde birden çok kişide benzer yakınmaların görülmesi meslek astımını düşündürmelidir. Böyle hastaların meslek değiştirmesi veya aynı işte başka bir alanda çalışması, maske kullanması gerekebilir. Astımın Mevsimlerle İlişkisi Bazı allerjenlerin mevsimle ilişkili olarak ortaya çıktığı veya yoğunluğunun arttığı bilinmektedir. Diğer bazıları ise her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Mevsimsel allerjenler daha çok polenlerdir. Ancak değişen nem ve ısı gibi iklim koşullarından etkilendikleri için ev tozu ve küf mantarı gibi diğer allerjenlerin yoğunluğu da mevsimlere göre dalgalanmalar gösterir. Buna bağlı olarak allerjik astımlıların bazılarında belirli mevsimlerde yakınmalar artabilir, hatta sadece bu dönemde hastalık ortaya çıkıp daha sonra tamamen normale dönebilir. Tetik Faktör Ne Demektir? Astımlı kişiler çoğu zaman kendilerini tamamen normal hissederler ve hiçbir şikayetleri yoktur. Oysa bazen durup dururken aniden tıkanabilirler ve çok zor dakikalar, saatler, günler geçirebilirler. Şikayetlerin ortaya çıktığı bu dönemlere astım nöbeti, atağı, krizi diyoruz. Bazı hastalarda nöbeti başlatan faktörler belli iken diğer bazılarında ise bilinemez. Örneğin çoğu astımlı koşma, merdiven çıkma gibi eforlar sırasında tıkanmaktadır. Sigara, çeşitli toz kimyasal dumanlar, kokuların solunması, kalp-tansiyon ve romatizma ilaçlarından bazılarının kullanılması, grip vb viral hastalıklara yakalanmak, ağlama-gülme gibi emosyonel davranışlar, yağışlı şimşekli iklim koşulları gibi bir çok durum astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir. Oysa bunların astımı olmayanlarda hatta diğer bazı astımlılarda ise aynı yönde bir etkileri olmaz. Astımı olanların kendileri için geçerli olan tetik faktörleri tespit edip bunlardan kaçınmaları hastalıklarının tedavisinde çok önemlidir. Astımın Belirtileri Nelerdir? Astım çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Göğüste tıkanma, öksürük, hırıltılı solunum diğer rastlanan şikayetlerdir. Her hastada bunların hepsi bir arada olmayabilir ve bazen sadece öksürükle veya nefes alıp verirken hırıltı, hışırtı şeklinde bir ses şeklinde belirti verebilir. Bu Şikayetler Mutlaka Astım Hastalığına mı Bağlıdır? Hayır. Astım dışında da bir çok hastalığın seyri sırasında benzer yakınmalar olabilir. Şikayetlerin zaman zaman nöbetler şeklinde ortaya çıkması ve bir müddet sonra kendiliğinden veya tedaviyle tamamen düzelmesi çok tipiktir. Geceleyin, bilhassa sabaha doğru uykudan uyandıracak şekilde bu yakınmaların görülmesi astımın karakteristik özelliğidir. Yukarıda bahsedilen tetik faktörlerle nöbetlerin başladığının öğrenilmesi teşhise çok yardımcı olur. Yukarıda sayılan şikayetlerden bir yada birkaçına sahip olan ve yakınmaları uzun sürüp tekrarlayan kişilerin mutlaka astım yönünden bir uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Astımım Olduğundan Şüpheleniyorum Ne Yapmalıyım? Astım tanısı çok zor ve zahmetli değildir. Bu konuda uzman bir hekime başvurursanız size astımınız olup olmadığını söyleyecektir. Ancak, bazı durumlarda astım teşhisi koymak biraz zaman alabilir ve bir süre hekim takibinde kalmanız gerekebilir. Teşhis İçin Biyopsi, Kan Vermek, Endoskopi Yaptırmak Gibi Can Yakıcı İşlemler Gerekli mi? Hayır. Astım teşhisi için canınızı yakacak hiçbir işleme gerek yoktur. Hekiminiz sizinle konuşarak, sizi muayene ederek, solunum fonksiyon testleri yaparak tanı koyabilir. Solunum Fonksiyon Testleri Zor bir test midir? Asla. Kişinin yapması gereken; bir ağızlık içerisinden bir derin nefes alıp, aldığı nefesi hızlı ve güçlü bir şekilde üflemesinden ibarettir. Anında sonuç veren, hasta için hiçbir zarar veya risk taşımayan, hemen her yerde uygulanabilir bir işlemdir. Pefmetre Cihazı Ne İşe Yarar? Pefmetre astım teşhisi, astımın ağırlığının tespiti ve tedaviye cevabın değerlendirilmesi, astım nöbetlerinin şiddetinin ölçülmesi için kullanılan basit bir cihazdır. Her astımlı hastanın bir pefmetresi olmalı ve kullanımasını hekiminden öğrenmelidir. Bu, hipertansiyonu olan hastanın evinde tansiyon aleti bulundurup kendi tansiyonun kontrol edebilmesi gibi; astımlı hastanın da kendi hastalığını izleyebilmesine imkan verir. Allerjik Deri Testleri Yaptırmalı mıyım? Astım her zaman allerjik bir hastalık değildir. Deri testleri ise astım tanısında değil, sadece allerjik bir deri cevabının varlığı durumunda yararlıdır. Astımı olan kişilerin testleri negatif bulunabildiği gibi, deri testleri pozitif bulunan kişilerde de astım olmayabilir. Bu nedenle bu testlerin astım tanısında yeri yoktur. Sadece tedaviye cevap vermeyen, atakları kontrol altına alınamayan astımlılarda tetik faktörlerin tespiti açısından gerek duyulduğunda yapılabilir. Yoksa gereksizdir. Erken Teşhisin Astım İçin Bir Önemi Var mı? Astım her hastada aynı şiddette değildir. Hafif, orta ve ağır olabilir. Hastalığın ağır formlarında tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur. Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkmaması için astımın zamanında teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir. Ayrıca tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişilerin yaşamının sınırlanmaması, verim ve performansının düşmemesi ve bazen öldürücü olabilen nöbetlere girmemesi için hastalığın biran önce teşhis edilip tedaviye başlanması en doğrusudur. Astım Tedavi Edilebilir Bir Hastalık mıdır? Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Astım tedavisi etkin bir tedavidir ve hasta tedavi ile tamamen normal bir yaşam sürdürebilir. Tedavi İle Astımdan Kurtulabilir miyim? Tedavi ile astımlıları normal yaşamlarına döndürmek mümkündür. Özellikle çocuklukta şikayetleri başlayan astımlıların bir kısmında, hastalık erişkin yaşlarda tamamen iyileşebilmektedir. Ancak daha sıklıkla, hastalar hastalıkları ile birlikte yaşamakta; kendilerine önerilen tedavi ve tavsiyelere uydukları oranda önemli bir yakınmaları olmamakla birlikte tedaviyi kestiklerinde bir süre sonra daha hafif olarak yeniden şikayetleri başlamaktadırlar. Nasıl ki yüksek tansiyonu olan bir hasta tuzsuz diyete uyup, ilaçlarını aksatmaksızın aldıkça tansiyonu yükselmemekte ancak, bunlara dikkat etmediğinde tansiyonu nasıl yükselmekteyse astımlılar için de durum benzerdir. Astım Tedavim Ne Kadar Sürecek? Bu soruya herkes için geçerli bir cevap vermek mümkün değildir. Tedaviyle hastalık kontrol altına alındıktan sonra tedavi yavaş yavaş, basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen tamamen kesilebilir. Kesildikten bir müddet sonra şikayetler yeniden başlarsa tedaviye tekrar başlanmalıdır. Bazen ise uzun yıllar, yada devamlı olarak ilaç kullanmak gerekebilir. Astım Nasıl Tedavi Edilir? Astım, hasta hekim ve hasta yakınlarının (anne, baba, eş ve öğretmen gibi) işbirliği ile tedavi edilebilir. Bu işbirliği olmaksızın sadece doğru ilaçların reçete edilmesiyle hastalık tedavi edilemez. Tedavi uzun sürelidir. Hasta hekimine güven duymalı, tavsiyelerine uymalı, ilaçlarını usulüne uygun şekilde kullanmalı, düzenli olarak kontrollerini yaptırmalı, sorunu olduğuna hekimine kolayca ulaşabilmelidir. Hastanın mutlaka konunun uzmanı bir hekimin kontrolünde olması gereklidir. Hastalık yok hasta vardır özdeyişi astım için daha fazla geçerlidir. Sonuç almak için astımı bildiği kadar hastasını da tanıyan, mesleğini, ev ve işyeri koşullarını, almakta olduğu tedaviyi, hastanın geçmişte yaşadıklarını, önceki tedavileri ve bunlara alınan cevapları, hastanın hangi ilaçlara hangi dozlarda ne oranda yanıt verdiğini bilen bir hekimin desteğine ihtiyaç vardır. Hasta ve Yakınlarının Tedavideki İşbirliği Nasıl Sağlanır? Bu hekimin hastasını eğitmesiyle elde edilebilir. Hasta eğitimi sadece hastalık hakkında bilgi vermekten ibaret olmayıp, hastanın hastalığı ile baş edebilmesi için gerekli her türlü bilgi, beceri ve cesarete sahip kılınması sürecidir. Bu süreç belirli bir zaman dilimi içinde tamamlanmış olmaz. Aksine hasta ile hekimin her görüşmesinde ilerleyen, gelişen bir olaydır. Astımlı Hasta Hangi Konularda Eğitilmelidir? Astım nasıl bir hastalıktır? Tetik faktörler nelerdir ve bunlardan nasıl korunulabilir? Kriz anında ne yapması gerekir? Hangi ilaçları, nasıl, hangi aralıklarla, ne kadar süreyle kullanması gerekecektir? Ne zaman kontrollere gelecektir? Ne zaman hekimini aramalıdır? Sprey ilaçları nasıl kullanacaktır? Pefmetreyi nasıl kullanacaktır? Çalışabilir mi?, Spor yapabilir mi?, Gebe kalabilir mi? Tüm bu konularda hem bilgilendirilmeli hem de uygulamalar ile beceri kazandırılmalıdır. Hastanın hastalığına rağmen normal bir yaşam sürebileceği, krizleri önleyebileceği ve tedavi edebileceği, hastalığı dolayısıyla bireysel amaçlarından vazgeçmemesi gerektiği konularında ise cesaretlendirilmelidir. Tedavi ile Şikayetlerimin Geçmesi Yeterli midir? Her ne kadar hastalar sadece şikayetlerinden kurtulmayı amaçlarlarsa da tedaviden amaç bundan ibaret değildir. Yakınmaları giderip hastayı rahatlatan ancak, hastalığı tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan, hastanın akciğer fonksiyonlarını normale getirmeyen ve doğal, aktif yaşamına geri döndürmeyen bir tedavi hastaya fayda değil aksine zarar vermiş olur. Çünkü yakınmaları giderdiği için hasta kendini iyi olmuş hisseder ve çare aramayı bırakır, doğru tedaviye başlamak için zaman kaybetmiş olur. Astımımı Hangi İlaçlarla Tedavi Edebilirim? Bu sorunuza ancak hekiminiz karar verebilir. Hatta bu sorunuzun doğru cevabını bulmak için hekiminizin sizi muayene edip bir kaç kez kontrollerde sonucu gözlemesi gerekebilir. Sizin için en uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir. İlk muayene ve kontrolde yeterli sonuç alınmayabilir. Bir astımlı hastaya verilen tedavi sizin için yetersiz, fazla veya zararlı olabilir. Astımlı Komşumun veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir miyim? Hayır. Bunu yapmamalısınız. Çünkü, astım kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Her hastada tetik faktörler, eşlik eden patolojiler, hastalığın ağırlığı farklıdır. Bunlara bağlı olarak seçilmesi gereken ilaçlar farklı olabilir. Kullanılması gereken ilaçlar aynı bile olsa dozlar değişebilir. Kaç Türlü Astım Vardır? Astımlı hastalar hafif-gelip geçici, hafif inatçı, orta ve ağır astım şeklinde dört gruba ayrılır. Her bir grup için önerilen tedavi ayrıdır. Bunlardan başka hastalarda: mevsim astması, meslek astması, egzersiz astımı, ilaç astması gibi nispeten farklı tedavi yaklaşımları gerektiren tablolar söz konusu olabilir. Sprey İlaçları Kullanmak Zorunda mıyım? Sprey türü ilaçlar astım tedavisinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Nefes yoluyla hap, şurup veya enjeksiyon şeklindeki uygulamalara göre daha az miktarda ilaç kullanarak daha güçlü etki elde edilebilir ve aynı zamanda ilaçların istenmeyen yan etkilerinden kaçınmak mümkündür. Çünkü, sprey şeklinde kullanılan ilaç sadece hastalığın yerleştiği solunum yollarına ulaşır ve etkisini burada gösterir iken; ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilen ilaç, tüm vücuda dağılıp her yerde ve dolayısıyla etkili olması istenmeyen organlarda da (kalp, böbrek vb) etkileri görülebilir. Üstelik sprey türü ilaçların etkileri alındıktan sonra dakikalar içerisinde hemen başlamakta iken; ağızdan veya enjeksiyonla verilen ilaçların etkilerinin gözlenmesi için saatler geçmesi gerekir. İlaçların Alışkanlık Yaptığı, Ciğerleri Kuruttuğu Doğrumudur? Hayır. Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi bu ilaçların istenmeyen yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alınan veya enjeksiyon şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Çok daha güvenli ilaçlardır. Bu ilaçların bağımlılık anlamında alışkanlık yapması söz konusu değildir. Sprey İlaçlar Güvenli midirler? Evet. Tüm dünyada uzun yıllardır çok yaygın olarak kullanıla gelmiş ilaçlardır. Bebek, çocuk ve yaşlılar, gebeler, kalp, karaciğer ve böbrek hastaları gibi ilaçların yan etkilerine daha duyarlı kişilerde -yan etkileri az olduğu için- bilhassa tercih edilmesi gereken formlardır. Nefes Yoluyla Alınan Toz Şeklindeki İlaçlar ile Sprey İlaçlar Arasında ne Fark Vardır? Nefes alma sırasında ilacın solunum yollarına ulaştırılması esasına dayanan üç türlü İlaç uygulama formu vardır. Bunlar: ölçülü doz spreyler, kuru toz inhalatörler ve nebülizör formlarıdır. Her üçü esasta aynı olmasına karşılık, birbirlerinden bazı küçük farklılıkları da söz konusudur. Kuru toz inhalatörler sprey ilaçlardan farklı olarak itici gaz içermezler, ozon tabakasına zararlıtarafları yoktur. İlaç dışı madde içermediklerinden allerjik ve irritatif yan etkilere rastlanmaz. Kullanımları daha kolay olup sprey ilaçları kullanamayanlarda tercih edilirler. Sprey İlaçları Kullanmakta Zorluk Çekiyorum, Bunu Nasıl Aşabilirim? Bu eğitimle aşılabilir. Hekiminizin size bu ilaçların nasıl kullanıldığını bizzat anlatması, göstermesi ve size uygulatarak gözetleyip yanlışlarınızı düzeltmesi gereklidir. Sprey ilaç öncelikle çalkalanmalı, kapağı çıkarılıp oturur durumda veya ayakta iken baş bir miktar geriye doğru kaldırılmalı ve nefes verilip akciğerlerimiz boşaltıldıktan sonra ağızlık kısmı aşağıda tüp yukarıda olacak şekilde dudaklar ağızlık kısmının çevresini boşluk kalmayacak şekilde kavramalı ve tüp içinden derin, güçlü ve uzun süreli bir nefes alınmaya başlanmalıdır. Burada önemli olan nefes almaya başlar başlamaz gecikmeden ilacın serbestleştirilmesidir. Nefes alma süresinin sonuna doğru veya nefes verme sırasında yada henüz nefes alınmaya başlamadan önce ilacın serbestleştirilmesi etkisiz bir kullanım şeklidir. İlacın ağızlıktan püskürüp boğaz ve ağız duvarına çarpması sırasında nefes alma eylemi duraklatılmamalıdır. Derin nefes almanın sonucunda alınan ilaçlı hava içeride bir süre (10 sn) tutulmalı ve nefes hemen geriye verilmemelidir. Nefesi geriye verirken ateşe üfler, ıslık çalar gibi veya burundan zorlayarak vermek etkinliği artırmaktadır. Nefes alma ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon bir miktar beceri gerektirir. 7 yaşından itibaren çocukların bu işlemi yapabildiği gözlenmektedir. Bir Türlü Becerip Sprey İlaçları Alamıyorum Ne Yapmalıyım? Nefes alma ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon gereğini ortadan kaldıran yardımcı spaser cihazlar (hazneler) geliştirilmiştir. Bunlar hem kullanımı kolaylaştırırlar, hem ilacın akciğerlere ulaşan etkin dozunu artırırlar, hem de yan etkileri azaltırlar. Bilhassa yüksek doz sprey türü ilaç kullanılacaksa bu yardımcı cihazların kullanılması çok daha yararlıdır. Kuru toz inhalatör ilaç formları da bu tür sprey ilaçları kullanamayan hastalar için iyi bir alternatif olabilir. Nebulizör Nedir? Nebülizör sıvı haldeki ilacı buhar haline getirip bir maske veya ağızlık yardımıyla hastanın normal soluk alıp vermesi sırasında ilacın solunum yollarına ulaşmasını sağlayan elektrikli küçük cihazlardır. Bilhassa ağır kriz halinde, bebek veya küçük çocuk, yaşlı, ajite, bilinci kapalı hastalarda bile kullanılabilirler. Cihazın çalıştırılıp maskenin yüze geçirilmesi yeterlidir. Ayrıca ilacı almak için herhangi bir harekete gerek yoktur. Nebülizör veya Spaserleri Sigorta Emekli Sandığı ve Kurumlar Karşılıyor mu? Eğer uzman hekim hastanın tedavisi için bu cihazların kullanımını gerekli görüyorsa bir rapor ile hasta, bunları söz konusu kurumlardan ücretsiz elde edebilir. Astım Tedavisinde Kortizonlu İlaçlar Kullanılıyormuş, Bunların Zararı Yok mu? Kortizon korkusu toplumda yaygındır. Kortikosteroidler bugünkü tıpta en çok kullanılan, çok etkili ve faydalı ilaçlardır. Uygun endikasyon, doz, zamanlama ve hekim kontrolü altında kullanıldıklarında istenmeyen yan etkiler pek görülmez. Özellikle astımlılarda kortizonlu ilaçlar sprey veya toz halinde solunum yoluyla verildiklerinde bu tür istenmeyen zararlı etkiler hemen hiç görülmez ve çok güvenlidir. Kortizonsuz Astım Tedavisi Mümkün Değil midir? Astım havayollarının mikrobik olmayan süreğen iltihabıyla karakterize bir hastalıktır. Tedavide temel yaklaşım bu iltihabın baskılanmasıdır. Kortizon bu yönde en etkili ilaçların başında gelmektedir. Kortizon dışı ilaçların etkileri ise kortizona kıyasla çok daha zayıftır. Ancak hafif astımlılarda veya ağır olgularda kortizonla birlikte kullanılabilirler. Bugünkü tedavi biçimine göre orta ve ağır astımlıların tedavisinde kortizon kullanılması mutlaka gereklidir. Aksi taktirde hastalık kontrol altına alınamaz ve hasta riske atılmış olur. Şunu yine vurgulamak gerekir ki sprey yada toz formunda verilen kortizon türü ilaçların korkulacak yan etkileri hemen hiç yoktur. Ağızdan Alınan Hap Türü İlaçlarla Astım Tedavi Edilemez mi? Hafif astım, efor astması, polen astması gibi çoğu hasta, ülkemizde de son yıllarda kullanıma giren lökotrien antagonistleri grubu ilaçlarla (Singulair ve Accolate) tamamen kontrol edilebilmektedir. Özellikle çocuklarda kullanılabilir olması nedeniyle Singulair, sprey tipi ilaçları kullanamayan popülasyonda kullanım avantajı ve hasta uyumunu artırıcı bir üstünlüğe sahiptir. Ancak orta ve ağır astmalıların tedavisinde bu ilaçlar tek başlarına yeterli olmazlar, ancak gerek olduğunda diğer ilaçlarla birlikte kullanılabilirler. Kortizonlu İğnelerin Tedavideki Yeri Nedir? Kenakort, Diprospan gibi kortizon içeren iğneler veya Prednol, Deltakortil gibi ilaçlar astımlı hastalar tarafından en çok suiistimal edilen ilaçlardır. Bunlara bağlı olarak, şişmanlama, kemik erimesi, hipertansiyon, kalp yetmezliği, hormon bozuklukları gibi bir çok yan etkiler görülebilmekte, ayrıca kortizona bağımlılık oluşabilmektedir. Bu tür ilaçların astımlı hastalarca -kriz sırasında hekim kontrolünde verilmesi hariç- kullanılmaları doğru değildir. Astım İlaçlarının Yan Etkileri Nelerdir? Günümüzde astımın doğru tedavisi için hekim kontrolünde kullanılan ilaçlara bağlı olarak önemli yan etkiler pek görülmez. Ancak nadir olarak çarpıntı, titreme, kas krampları, seste boğuklaşma, idrar yapmada güçlük, mide şikayetleri ve allerjik reaksiyonlar gibi sorunlara rastlanabilir. Sprey tipi ilaçlar kullanıldıktan sonra bol su ile ağız çalkalanıp boğaz gargarası yapılarak tükürülmesi önerilir. Kalp hastalığı, tansiyon yüksekliği, karaciğer hastalığı gibi başka hastalıklar varsa ve bunlar için de hasta ilaç kullanıyorsa astım ilaçlarıyla etkileşme olup olmayacağı yönünden hekimine danışmalıdır. Aşı Tedavisinin Astımdaki Yeri Nedir? Halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi asıl olarak arı sokmalarına ve yılan zehirlenmesine karşı etkin bir tedavi biçimidir. Tüm dünyada standart astım tedavisi protokolleri arasında yer almaz. Çok özel koşullarda standart tedaviye cevap alınamayan hastalarda denenebilir. Aşı tedavisi: 5 yaşından küçüklere ve 40 yaşından büyüklere uygulanmaz. Orta ve ağır astımlılara uygulanmaz. Sadece deri testleri ile değil aynı zamanda kanda özel Ig E tipi antikor tayini ile antijen duyarlılığı saptanmayanlara uygulanmaz. İki allerjenden daha fazlasına karşı duyarlılık olduğunda uygulanmaz. Hastanın duyarlı olduğu antijeden kaçınması mümkün olduğunda uygulanmaz. Standart tedavi maksimum olarak denenip başarısız olduğu gösterilmeden uygulanmaz. Fakat orta ve ağır astımlılarda kullanılmaması gerektiğinden, hafif astımlılarda ise standart tedavi hemen her zaman başarılı olduğundan pratikte astım tedavisinde aşının yeri yoktur. Aşı Tedavisinin Herhangi Bir Zararı Var mıdır? Evet. Bu tedavi her yerde her hekim tarafından uygulanamaz. Hele muayenehanelerde asla uygulanmamalıdır. Ancak yukarıda sıralanan koşullara uyan çok az sayıda hastaya, asıl tedaviler uygulandıktan sonra, bütün riskler göz önüne alınarak, uzmanı doktor denetiminde ve acil durumda hastayı yaşama geri döndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım ve ekipmana sahip, hastanın suni solunum cihazına bağlanabileceği tam teşekküllü bir hastanede denenebilir. Çünkü bu tedavi sırasında allerjik reaksiyonlar ve astım krizi gelişip ölümcül olabilir. Bu nedenle ve etkinliğinin çok az olması dolayısıyla, insan sağlığına gereken önemin verildiği gelişmiş Avrupa ülkelerinin bir çoğunda astımlılara aşı yapılmaz ve bu bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmeyip yasaklanmıştır. Aşı Tedavisinin Ülkemizde Bu Kadar Yaygın Olarak Kullanılmasının Sebebi Nedir? Standart astım tedavi protokollerinde yeri olmadığı, gelişmiş Avrupa ülkelerinin bir çoğunda yasaklandığı, etkinliğinin çok zayıf olduğu, etki mekanizmasının bile bilinmediği ve ölümle sonuçlanan ciddi yan etkilerinin varlığına rağmen ülkemizde ehliyetsiz ellerde, uygunsuz koşullarda, standardize edilmemiş, üzerinde hiçbir isim, marka, doz vs yazmayan, kimin tarafından nerede hazırlandığı ve ne içerdiği belli olmayan solüsyonların aşı adı altında hastalara uygulanmasının tek nedeni maalesef suiistimale açık olmasıdır. Yıllarca bir ümit uğruna aşı olmaya devam eden hastalar vardır. Bazı Hekimler Aşının Zararsız Olduğunu ve Her yerde Uygulanabileceğini Hastalarına Söyledikleri Hatta bu Şekilde Bir Notu Hastaların Ellerine Yazılı Olarak Verdikleri Görülmektedir. Bu Nasıl oluyor? Bu, ancak hastaya aşı adı altında uygulanan solüsyonun aşı içermemesi onun yerine kortizon vb bir ilaç karışımı olmasıyla mümkündür. Gerçek aşı solüsyonları hakkında böyle güven ve cesaret vermek mümkün değildir. Astımlıların Krize Girmesi Normal midir? Astım Kriz, astımın kontrol altında olmadığını gösterir. Eğer hasta tedavi almıyorsa tedavi edilmelidir. Tedavi altında ise almakta olduğu tedavi yetersiz olabilir. Tedavisi gözden geçirilmeli yeniden düzenlenmelidir. Tedavi Edilmekte Olan Astımlı Hastanın Hiç Şikayeti Olmaz mı? Uygun şekilde tedavi edilmekte olan astımlı hastanın da zaman zaman bilhassa tetik faktörle karşılaştığında yakınmaları olabilir. Ancak, hastanın şikayetinin olması ile kriz geçirmesi aynı şey değildir. Şikayetleri devam ediyor, ilk müdahaleden etkilenmiyor veya kısa süre sonra tekrarlıyorsa krizden bahsedilebilir. Astım Krizine Girmemek İçin Ne Yapmalıyım? Daha önceki krizlerinizi başlatan tetik faktörleri biliyorsanız (sigara dumanı, efor, deterjan dumanı, vernik kokusu, aspirin alımı vb gibi) onlardan uzak kalmalısınız. Size verilen tedaviyi, şikayetim yok diyerek kendi başınıza kesmemeli veya aksatmamalısınız. Grip vb solunumsal enfeksiyonlardan kendinizi korumalısınız. Her yıl eylül-kasım ayları arasında bir doz grip aşısı yaptırmanızda yarar var. Krize Girdiğimde Ne Yapmalıyım.? Ventolin, salbulin yada Bricanyl adıyla ülkemizde bulunan sprey veya toz formundaki ilaçları tüm astımlılar daima yanında bulundurmalı ve yakınmaları ortaya çıktığında bu ilaçlardan kullanmalıdırlar. Önerilen: ilk bir saat içinde 20 dk ara ile 2-4 puff bu ilaçlardan solunum yoluyla alınmasıdır. Kriz Başladığında Hekime Ne Zaman Başvurmalıyım? Eğer ventolin, salbulin veya bricanyl aldıktan sonra yakınmalarınız ortadan kalkar ve bir daha tekrarlamaz ise 24-48 saat süreyle her 4-6 saatte bir ventolin veya bricanyl sprey veya tozu düzenli olarak ikişer puff almaya devam etmelisiniz. Bu arada doktorunuzu arayıp önceden beri almakta olduğunuz tedaviye rağmen bir atak geçirdiğinizi anlatıp tedavide bir değişiklik yapmak gerekip gerekmediğini ona danışmalısınız. Ancak şikayetleriniz başladıktan sonra ventolin veya bricanyl'i yukarıda önerilen şekilde aldığınız halde şikayetleriniz düzelmez ise veya düzelmeyi takiben kısa süre sonra yine tekrarlarsa hekime veya hastaneye başvurmalısınız. Astım Krizinin Ağır veya Ölümcül Olma Olasılığını Gösteren Kriterler Nelerdir? Şikayetlerin çok şiddetli olması, uzun sürmesi, hastada morarma olması, nabız sayısının dakikada 120’den fazla olması ve nabzın düzensizleşmesi, tansiyonun düşmesi (Büyük 90, küçük 60 mmHg’dan düşük ölçülmesi), hastanın nefes darlığı nedeniyle konuşurken cümleleri tamamlayamayıp kelimeler arasında soluk alıp vermek zorunda kalması, ancak oturur vaziyette nefes alıp yatar vaziyete geçtiğinde tıkanması gibi belirtiler krizin ağır olduğunu gösteriri ve hekim desteğine gereksinim var demektir. Damardan Aminokardol Ampul Yaptırmanın Sakıncası Var mıdır? Evet. Hastalar arasında sık görülen bu uygulama maalesef tehlikelidir. Bu ilaç damardan hızlı olarak verildiğinde tansiyon düşmesine, kalpte ritim bozukluğuna ve ani ölümlere yol açabilir. Üstelik astım krizinde ilk tercih edilmesi gereken yada en etkin olan tedavi biçimi değildir. Astım Hastasıyım, Spor Yapabilir miyim? Evet. Efor astması, astmalıların çoğunda var olmasına karşılık düzenli tedavi gören astımlılar spor yapabilirler. Dünya olimpiyatlarında yarışmış ve derece almış çok sayıda astımlı vardır. Astım ilaçları doping olarak kabul edilmez ve spor öncesi, efor öncesi alınabilirler. Ağır Efor Öncesi Astımlılara Hangi İlaçları Tavsiye Edersiniz? Efordan 10-15 dk önce ventolin, bricanyl veya tilade, intal gibi sprey ilaçları usulüne uygun olarak alınması çoğu zaman bir sorun ortaya çıkmaması için yeterlidir. Astımlılar İçin Özellikle Tavsiye Edilen Bir Spor Türü Var mıdır? Yüzme sporunun astımlılar tarafından çok daha iyi tolere edildiği bildirilmektedir. Astımlıyım, Gebe Kalabilir miyim? Astımlılar düzenli tedavi ile normal yaşamlarını sürdürebilirler. Hiçbir anormallik yaşanmadan evlenebilir, gebe kalabilir ve doğum yapabilirler. Doğacak çocuklarda astım görülmesi normal popülasyona göre biraz daha fazla ise de bu fark çok aşırı değildir. Üstelik bazı tedbirlerle ve çevresel şartların kontrolüyle bu önlenebilir. Gebelik Sırasında Astım İlacı Kullanabilir miyim? Gebelik sırasında astımlıların yaklaşık 1/3’ünün yakınmalarında azalma, 1/3’ünün yakınmalarında artma olurken 1/3’ünde ise bir değişme olmaz. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu gebelikte kullanılabilir. Gerek anne ve gerekse doğacak bebek için bir zararlı etkileri yoktur. Diğer bazılarının ise vardır. Gebelik planlandığında hekiminizle görüşerek tedavinizi buna göre yeniden düzenletebilirsiniz. Nasıl Korunabilirim? Tetik faktörlerden kaçınılmalıdır. Bunlar kişiden kişiye değişir. Örneğin bir ilaç veya gıda ise kullanılmamalıdır. İşyerinde karşılaşılan bir madde ise iş değişikliği gerekebilir veya işyerindeki madde yoğunluğunu azaltacak önlemler (havalandırma, vakumlu aspirasyon, maske kullanılması) alınabilir. Polen astmasında kıra, ağaçlık alanlara girmekten kaçınılmalıdır. Ev tozundaki allerjenleri azaltacak önlemler alınmalıdır. En az haftada bir evde dip bucak vakumlu cihazlarla toz alınması, temizlik yaparken toz kaldırılmamasına dikkat edilmesi, halı yerine vinleks türü suni döşemelerin kullanılması, allerjen barındırmayan çarşaf ve kılıfların kullanılması önerilen tedbirlerdir. Kedi, köpek, kuş gibi hayvanların ev içinde barındırılmaması, yünlü, tüylü oyuncakların yasaklanması, yün battaniye, yorgan, hırka, kazak yerine sentetik dokuma ve kumaşların kullanılması doğru olur. Evde yaşayan hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşerelerle mücadele edilmesi, parfüm, buharlaşıp koku yayan deterjan ve temizlik malzemelerinin kullanılmaması, boya vernik kokularından kaçınılması, gerekmektedir. Evde işyerinde sigara içilmemesi, ocak, soba gibi duman yayan yerlerde aspiratör ve baca sistemlerinin fonksiyonel tutulması ile ev içi havanın kirletilmemesi gerekmektedir. Kimyasal katkılar içeren hazır gıdalardan, şekerleme, çukurlata vb çocuklara yönelik gıdalardan kaçınılması gerekir. Görüldüğü gibi bütün bunlar çok zor ve kişinin yaşamını çok sınırlayan tedbirlerdir. Ancak bunların herkes için gerektiği söylenemez. Kişinin duyarlı olduğu allerjenler saptamışsa sadece bunlardan kaçınmak yeterli olur. Aspirin Kullanmakta Sakınca Var mı? Evet. Astımlıların bir kısmında aspirin vb bazı romatizma ilaçları ve ağrı kesicilere karşı duyarlılık vardır. Bu ilaçların alınmasını takiben şiddetli krizler başlayabilir. Astımda kullanılabilir olanlarının tercih edilmesi gerekmektedir. PEFMETRE Kullanımı: Cihazın cinsine göre kapak açılarak kullanılır hale getirilir. Hareketli ibre en aşağı pozisyona alınır. Derin bir nefes aldıktan sonra hava kaçırmadan cihazın ağızlık kısmı dudaklarla sıkıca kavranır. Hasta tüm gücü ile derin ve hızlı olarak nefesini ağzından üfler. Takiben ibrenin gösterdiği değer okunur. Bu ölçüm üç kez tekrarlanır ve en yüksek olan değer çizelgeye kaydedilir. Sprey İlaçların Kullanımı İlacın kapağı çıkarılır ve birkaç kez sallanır. Oturur veya ayakta iken ilaç dik pozisyonda tutulur ve derin bir nefes verildikten sonra, ağızlığı iki dudak arasına alınır. Yavaşça nefes alırken eşzamanlı olarak ilaç püskürtülür ve bu şekilde maksimum nefes alıncaya kadar devam edilir. Nefes yaklaşık 10 saniye kadar tutulduktan sonra burundan yavaş bir şekilde nefes verilerek akciğerlerdeki hava boşaltılır. İkinci doz 30 saniye kadar bir zaman sonra tekrarlanır. Hazne - Aerochamber Kullanımı Sprey ilaç birkaç kez sallandıktan sonra kapağı çıkarılır ve hazneye takılır. Haznenin ağızlığı iki dudak arasına alınır ve sprey ilaç bir puf hazne içine püskürtüldükten sonra yavaş ve derin bir nefes alınarak ilaç içe çekilir. Yaklaşık 10 saniye kadar nefes tutulup, burundan yavaşça nefes verilir. Sprey ilaç püskürtülmeden nefes alıp verme manevrası iki kez daha aynen tekrar edilir. İkinci puf için 30 saniye kadar beklenir ve bu süre içinde hazne ağızdan uzaklaştırılır. Hazne haftada bir kez sabun ve su ile yıkanmalıdır. Acil durumlarda hazne içine 8-10 puf ilaç püskürtülüp alınırsa nebülizör cihazına eşdeğer ilaç alınmış olur. Turbohaler Kullanımı Alet ağızlık yukarı gelecek şekilde dik tutulur ve kapağı çıkarılır. Alttaki kısım ileri geri döndürülür ve çıt sesi duyulur. Derin bir nefes verildikten sonra ağızlık iki dudak arasına alınarak, ağızdan olabildiğince hızlı ve derin bir nefes alınır. Cihaz ağızdan uzaklaştırılır ve 10 saniye kadar nefes tutulduktan sonra yavaşça dışarıya üflenir. Diskus Kullanımı Cihazın ağızlığı üzerindeki kapak döndürülerek açılır. Cihazın mandalı klik sesi duyuluncaya kadar itilir. Dışarıya derin bir nefes verdikten sonra ağızlık dudaklar arasına alınır ve ağızdan derin ve sürekli bir nefes alınır. Nefes 10 saniye tutulduktan sonra yavaşça dışarıya üflenir. Aerolyzer Kullanımı Cihaz dik tutulur ve ağızlık kendi ekseni etrafında döndürülerek ilaç haznesi açılır. Temiz ve kuru bir elle tutularak hazırlanan kapsül ilaç haznesine konur. Ardından geri bir döndürme hareketi ile ağızlık yerine oturtulur. Cihazın her iki yanında bulunan mandal baş ve işaret parmakları arasında sıkıştırılarak kapsül delinir. Derin bir nefes verildikten sonra ağızlık iki dudak arasına alınarak hızlı ve derin bir nefes alınır. 10 saniye nefes tutulup, yavaşça dışarıya üflenir. KTU Tıp FakültesiGÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI ASTIM Astım, akciğerlere hava taşıyan hava yollarının yani bronşların aşırı duyarlı olması ve çevresel bir takım etkenlerle daralması şeklinde tanımlanabilecek, genellikle alerjik olan kronik bir hastalıktır. Bu hastalığın en önemli özelliği hastanın nefes alıp verirken zorlanmasıdır. Astımın sebepleri nelerdir? Astımın ortaya çıkmasında hem kalıtsal hem de çevresel etkenlerin rolü vardır. Burada kişinin genetik olarak allerjiye yatkınlığı söz konusudur. Çevresel etkenler hastalığı ortaya çıkarmakta ve astım krizlerini başlatmaktadır. Bu etkenlere "tetiği çeken faktörler" denilmektedir. Bunlar arasında en önemlileri, bazı tüylü hayvanlar, solunum yolu enfeksiyonları, sigara dumanı, sisli-kirli hava, stres, ağır kokular, temizlik malzemeleri, stres ve soğuk-kuru havadır. Astımın belirtileri nelerdir? Öksürük, hırıltı, göğüste sıkışma hissi gibi şikayetler, haftada bir kereden daha sık tekrarlıyorsa, şikayetler, haftada bir kereden daha sık ortaya çıkıyorsa, şikayetler gece uykudan uyandırıyorsa, konuşmakta zorluk varsa, dudak ve tırnaklarda morarma varsa, yürümede zorluk varsa, kalpte çarpıntı, nabızda hızlanma varsa, soğuk algınlığı ile ortaya çıkan öksürükler kriz halinde, kuru öksürükler olarak 10 günden fazla sürüyor ve her üşütme göğse iniyorsa bunların dışında; nefes darlığı, göğüste tıkanıklık hissi ve hırıltı, nefes alıp verirken bir ıslık sesi hissedilmesi gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Astım tanısı nasıl konur? Astım tanısı açısından en önemlisi, hastanın şikayetleri ve muayene bulgusunun dikkatli değerlendirilmesidir. Tanıda en önemli testler; solunum fonksiyon testleri ve allerjinin tespiti açısından alerji testleridir. Erken tanı önemlidir. Çünkü allerjik hastalar gerekli önlemler alınmadıkça ve gereken tedavi yapılmadıkça artış gösterebilir. Astımın tedavisi nedir? Alerjik hastalıklar ve astımın mucizevi bir tedavi yöntemi yoktur. Çünkü bu hastalıklar genetik geçişlidir. Ancak erken tanı ve iyi bir tedavi ile tamamen kontrol altına alınabilen hastalıklardır. Tedavide en önemli olan, hasta-hekim ilişkisi ve hastanın, hastalığı hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Tedavinin amacı, hastaya, şikayetlerinin olmadığı veya en az düzeyde olduğu bir yaşam sağlamaktır. Tedavi uzun sürelidir. Tedavide birinci basamak kişinin duyarlı olduğu allerjilerden uzaklaşması ve sakınmasıdır. Tedavinin ikinci basamağı ilaçlardır. Öncelikle solunum yolu ile alınan, sprey ve ya toz şeklindeki ilaçlar tercih edilmelidir. Uz. Dr. Füsun Soysal Memorial Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Astma Hastalığı Ve Türleri Astma hastalığı; belirti ve bulguların özellikleri, hastalığı ortaya çıkaran etkenler ve tedaviye yanıta göre değişik türler gösterebilir. ALLERJİK ASTMA: Bu tür hastalar atopik bünyelidir. Alerjen türü bazı maddelere karşı kanlarında IgE türünde bağışıklık ürünü bulunur. Deri testleri ile sorumlu alerjenler tespit edilir. En sık rastlanan alerjen türleri: Bazı ağaç (Huş, fındık, zeytin gibi); ot polenleri; ev tozu içinde bulunan Mite'lar; bazı hayvanlar ve nihayet daha çok rutubetli yerlerde bulunan mantar sporları şeklindedir. Alerjik astmalı hastaların çoğunda gözlerde kaşıntı, yanma, burunda tıkanıklık, geniz akıntısı, aksırma nöbetleri ve deride egzema dediğimiz hastalık bulunabilir. Bize başvuran astmalı hastaların çoğu kendilerinde alerjik nezle veya astma olduğunu söylerler. Bir hastada alerjik astma olup olmadığını anlayabilmek için, bazı soruların cevaplarıma gereksinim vardır. Bunlar: 1) Hastalık belirli mevsimlerde mi oluyor? Yoksa devamlı mı? 2) Evinde kedi, köpek, kuş gibi hayvanlar var mı? Evinden ayrılınca hastalık belirtileri kayboluyor mu? 3) İş yerinden ayrılınca, hastalık belirtileri azalıyor mu? 4) Evde temizlik yapıldığı günlerde, hastalığı artırıyor mu? 5) Yatak yapılırken belirtiler hemen ortaya çıkıyor mu? 6) Samanlığa, ahıra gidince belirtiler ortaya çıkar mı? 7) Nemli, rutubetli yerlere (Bodrum gibi) girince hastalık belirtileri meydana geliyor mu? Bu soruların yanıtlarına göre hastaya dokunabilen alerjen hakkında bir fikre sahip oluruz. Tabii bunun ispatlanması gerekir. İkinci adım, deri testlerinin yapılmasıdır. Burada, belirli oranlardaki alerjenler, hastanın derisinin içine injekte edilir. Örneğin, belirli polenlerden, mite'lardan yapılmış antijenler. Bunların pozitif çıkması anlamlı olabilir. Sonra hastanın kanında bunlara karşı bağışıklık ürünü IgE araştırılır. EGZERSİZ ASTMASI: Astma'lılar, yakınları ve hatta bazı doktorlar bu hastalıkta; egzersiz yani spor yapılamayacağına inanırlar. Bu inanış doğru değildir. Aksine, özellikle yüzücülükte olimpiyat şampiyonu olan astma'lılar vardır. Isınmadan yapılan ağır egzersiz sırasında, ağızdan soluk alınıp verildiğinden, içeriye giren soğuk hava, bronşları hem kurutur ve hem de tahriş ederek daralmasına sebep olur. Halbuki, ısınma hareketinden sonra, borun yoluyla solunduğunda, soğuk hava borunda hem nemlendirilmiş ve hem de ılıtılmış olacağından hastaya zarar vermez. Astma'lıların en başarılı olduğu spor dalları, yüzme, bowling ve bisiklet sporlarıdır. Yüzme sırasında ağız suya yakın olduğundan, içeriye çekilen havanın nemli olmasının, hastaya zarar yerine fayda verdiği sanılıyor. Atletizmin koşu dalı özellikle kış aylarında astma'lılar için iyi değildir. Eğer bir astma'lı hiç ısınmadan ağır bir egzersiz yaparsa, yaklaşık 6 dakika sonra nefesinde daralma başlar ve bu bir saate kadar devam eder. Tersine, egzersizden önce bronş genişletici (örneğin; Ventolin veya Bricanyl gibi) spreyden iki nefes çekerse ve ısınına hareketi yaparsa, rahatlıkla egzersize devam eder. Spor yapacak olan hastaların bazı noktalara dikkat etmesi gerekir. Ağır egzersiz gerektiren spor dallarını (Basketbol, futbol, atletizm, buz dansı, kayak vs.) tercih etmemelidir. Soğuk ve kuru havalarda spor yapmamalıdır. Eğer bu şartlarda spor yapmak zorundaysa, ağız ve burnunu maske veya eşarp ile kapatmalıdır. Mutlaka, ısınma hareketleri yapmalıdır. Egzersizden önce bronş açıcılardan birisini kullanmalıdır. Spor hekimliğinde, astma'da ağız yoluyla kullanı1an bronş açıcılar ve kortizonlu tabletler doping ilacı olarak kabul edilmesine karşın; soluma yoluyla alınan bronş açıcılar ve kortizonlu spreyler doping ilaçlan sınıfına girmez. MESLEKSEL ASTMA: Bu konuda bilinmesi gereken bazı gerçekler vardır. 1) Mesleksel astma'nın mutlaka allerjik türde olması şart değildir. tş ortamındaki boya kokulan ve kimyasal madde solunması sadece tahriş mekanizmasıyla astma yapabilir. 2) Bünyesi hassas ve allerjik olanların mesleksel astma'ya tutulma şansı fazladır 3) Mesleksel astma, işe başlar başlamaz olabildiği gibi, işten ayrıldıktan 5-8 saat sonra da başlayabilir. Biz buna geç reaksiyon diyoruz. Bronş genişleticiler, erken astma'ya etkili olduğu halde; geç türdekine yarar sağlamaz. Buna karşın kortizonlu spreyler geç reaksiyonu kontrol altında tutar. Cromolyn sodium (İntal, Kromolin) hem erken ve hem de geç reaksiyonu önlemede yararlıdır. 4) Mesleksel astma tanısında sadece iş yeri hakkında bilgi almak yetmez. İşçinin evinde de, astma'yı başlatan etkenler (Ev hayvanlan, mite'lar) sorumlu olabilir. 5) Her mesleksel astmalının nedenlerini tam olarak bilemiyoruz. Ancak, çalışanın iş yerinde rahatsız olduğunu gösteren, basit akciğer fonksiyon testi aletleri (pefmetre) vardır. Ama kişi sigara içiyorsa, bu ölçümlerin değeri pek güvenilir olmaz. En sık astma yapan meslek dal1an ve iş yerleri Tablo II'de gösterilmiştir. Mesleksel astma'nın tedavisinde yapılacak ilk şey, hastalığı yapan etkenin saptanmasıdır. Kişi kendini bundan koruyabiliyorsa mesele yoktur. Korunamıyorsa, mesleğini değiştirmek zorunda kalabilir. GECE ASTMASI: Normal insanlarda bile, geceleyin vücudun 1dereceye kadar soğuması, bronşların genişlemesinden sorumlu hormonların kan seviyesinde azalma ve aksi niteliktekilerin yükselmesi gibi nedenlerle soluk yolları daralır. Bu daralış astma'lı hastalarda çok daha belirgindir. Unutulmaması gereken önemli bir nokta, astma'lı kişi gece rahat uyuyamıyor, öksürük ve nefes darlığı ile uyanmak zorunda kalıyorsa, onun tedavisinde bir eksiklik var demektir ve bu eksikliğin giderilmesi gerekir. Bu durumda inhalasyonla alınan kortizonun miktarı artırılır veya uzun etkili bronş genişleticiler kullanılır. TABLO : EN SIK ASTMA YAPAN MESLEK DALLARI
PREMENSTRÜEL ASTMA: Genç kızlarda, adet kanamasından önceki günlerde hormonal değişiklikler esnasında ortaya çıkan bir astma türüdür. Tedavi için kadın-doğum uzmanlarının da yardımları istenir. RESTORAN ASTMASI: Gıdaların içine konan sülfit, tartrazin gibi katkı maddeleri ve lezzet vericilerin (glutamat, soya fasülyesi) ve mantarların yenmesiyle ilgili astma türüdür. Çoklukla Çin lokantasına gidenlerde görülüyor. BRITILE ASTMA: En tehlikeli astma türüdür. Daha ziyade gençlerde görülür. Bu kişiler hastalıklarına önem vermezler ve zamanında doktora baş vurmazlar. Birdenbire çok sıkışık durumda hastaneye getirilirler. Tedavileri çok zordur. Bir nevi astma'dan kurtulmayı intihar yoluyla yapmak isteyen, sabırsız kişilerdir. SEBEBİ BİLİNMEYEN ÖKSÜRÜK ASTMASI: Bu tür hastalarda, genel olarak gripal bir hastalıktan sonra, bir türlü geçmeyen, günlerce devam eden ve tedaviye yanıt vermeyen öksürük vardır. Klinik muayeneleri, laboratuar testleri, akciğer filmleri hep normaldir. Bunlara sorulduğunda, aile bireyleri. içinde astma veya benzeri hastalıktan rahatsız olanların bulunduğu; tozlu dumanlı yerlerde rahatsız oldukları öğrenilir. Özel testler yapılarak, sadece öksürükle kendisini gösteren astma olduğu anlaşılır. KORTİZONA BAĞIMLI ASTMA: Bu hastalardaki belirtiler ancak, ağız yoluyla kortizon verilmesiyle kontrol altına alınır. Bu türün bir ileri şekli, kortizona dirençli astma'dır. Böyle hastalara devamlı yüksek dozda ağız yoluyla kortizon vermek zorunda kalınabilir. Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar: Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının daralması Bronşun içini saran zarın şişmesi Hava yollarında mukus ( sümük - balgam ) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını yer yer tıkaması Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir? Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı şeklinde ifade edebilir. Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur. Astımın Bulguları Nelerdir? Öksürük. Astımın sık bir bulgusudur. Özellikle gece öksürüğü olur. Egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. Hava yollarındaki mukus birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması nedeni ile olur. Vızıltı. Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur. Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı zaman nefes verirken duyulur. Sık Soluma. Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık nefes alıp verebilir. Bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye içinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın. Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler. Daha ağır astım nöbetlerinde görülen bir bulgudur. Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. Bu bulgu saptandığında hemen hastaneye başvurunuz. Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ? Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz: 1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler ) Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır: Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler ) Çiçek tozları ( polenler ) Küf Hayvan tüyü 2. Enfeksiyonlar Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır. 3. Hava değişimi Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. 4. Egzersiz Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz. 5. Irritanlar ( tahriş ediciler ) Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir. Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ? Astım genellikle akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir hastalıktır. Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir. Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar ile ilgili problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. Buruna yönelik uygun tedavi ile (burun temizliği ve doktorun önerisi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların olması önlenebilir. Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir. Alerji Vücudun, bazı madde veya hava şartlarından etkilenmesi yahut psikolojik etkenler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olan etkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; şahsa göre değişir. Kiminde kaşıntı, kiminde kurdeşen, kiminde astım görülür. Hasta, eğer bazı maddelerle temasından dolayı alerji oluyorsa, o maddenin uzaklaştırılması ile mesele kendiliğinden çözümlenmiş olur. Kalp Yetmezliği Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır. Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır. Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır. Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir: Sigara içmeyin. Yemeklere fazla tuz koymayın. Uykularınızı ihmal etmeyin. İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın. Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin. Nefes Darlığı Tıp dilinde dispne denilen nefes darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları, mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, akciğer hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de terk etmeleri gerekir. Öksürük Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan öksürüktür 3 grupta toplanır. - Kuru öksürük Nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık, bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürükler balgamsızdır, yani kuru öksürüktür. - Nöbet şeklinde gelen öksürükBu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam görülür. - Balgamlı öksürük Bu çeşit öksürük, sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberküloz’un bir işareti olabilir. Öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır Astıma karşı iyi gelen bitkiler Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların başında da bünye gelir. Yani, bazı kimselerde baş ağrısı ne kadar tabi bir şeyse, diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir. Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir. Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir. Adaçayı Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir. Boru Çiçeği ( Çan Çiçeği ) Nefes darlığı , bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir. Gelincik Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir. Güzelavratotu Ağrı kesici ilaç yapımında kullanılır. Ayrıca, mide, barsak, astım, kalp, sinir ve beyin hastalıklarının tedavisi için yapılan ilaçlarda da kullanılmaktadır. Kantaron Çayı kuvvet verici, iştah açıcı, ateş düşürücü ve hazmı kolaylaştırıcı olarak verilir. Ayrıca astım ve mide ağrılarında da faydalı olduğu bilinir. Lahana Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor. Melekotu Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu dövülüp başa sürülecek olursa bitleri öldürür. astım nöbetlerine faydalıdır. Turp Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır. Üyeyseniz Giriş Yapınız. Üye Değilseniz Kayıt Olunuz. |
|
![]() |
| Bookmarks |
| Tags |
| astım, astım, hastalığı, hastalığı, Nedir?, Nedir? |
| Konu Seçenekleri | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Astım Nasıl Bir Hastalıktır? | Bir-İnCi | Soru ve Cevap | 0 | 10-16-2010 11:24 AM |
| Astım krizi nedir? Nasıl anlaşılır? | Bir-İnCi | Soru ve Cevap | 0 | 10-16-2010 11:19 AM |
| Astım Çeşitleri nelerdir? | Bir-İnCi | Soru ve Cevap | 0 | 10-16-2010 11:16 AM |
| Çölyak Hastalığı Nedir?, Çölyak Hastalığı Hakkında, Belirtileri, Tedavisi | BerDuş | Ne Nedir? | 0 | 09-17-2010 11:01 PM |
| Ne Nedir? Bölümü İndex'i | SONSUZLUK | Ne Nedir? | 1 | 01-21-2009 01:10 PM |
| |
|
Telif Hakları vBulletin v4.0.8 © 2000-2012 | TürkForum'un Kurucusu Mehmet NAZLICA'dır. Site içeriğini Kaynak Göstermek Şartıyla kullanmanız serbesttir. Forumun Tüm Hakları Şerefli Türk Milletine Aittir. Varlığımız, Türk Varlığına Armağan Olsun |
| Okur yorumları ve konuları kişilerin kendi görüşleridir. TürkForuM konu ve yorum içeriklerini benimsememektedir. Konulardan ve Yorumlardan WwW.TurkForuM.CoM.Tr Sorumlu Tutulamaz..! |